Gazeteci Rahmi Yıldırım’ı 2004 yılında tanıdım. Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik Vakfı’nı burslu olarak kazanıp eğitimlere başladığımda temel derslere giren dört hocamızdan biriydi. Rahmi Yıldırım, Ali Tartanoğlu, Asker Kartarı, Işık Kansu’nun yanı sıra onlarca alanında uzman ve gazeteciden ders alarak iyi bir eğitim sürecinden geçtik. Her bir değerli ismin katkısı büyüktür.

O günlerde “Rahmi Hoca” yurtdışında çeşitli radyolara bağlantı yapıyordu. Asker olduğunu öğrenip neden atıldığını sorduğumuzda, “12 Eylül’de darbeye karşı çıktık” demişti. O gün anlamıştık ne kadar inatçı ve mücadeleci olduğunu. Darbeye karşı çıkmak günümüzde basit kolay tek nefeste söylenen bir cümle olabilir. Bir gün sonranın yani 13 Eylül 1980 koşullarını düşündüğünüze ise tartışmasız devrimci bir eylem. Elbette Rahmi Yıldırım’a bedelini ödettiler, ama hiçbir zaman Rahmi Hoca’ya bir milim geri adım attıramadılar…

Yakın yaş grubundaki meslektaşları ona “albayım” derdi. Biz onun öğrencisi olarak ona hiç albayım demedik ama Rahmi Hocam oldu Rahmi Abi…. Onun artık meslektaşıydık. Bizim neredeyse beynimize kazıdığı, etik ve ahlak değerlerini bir an olsun aklımızdan çıkarmadan meslekte kaldık, kalmaya da devam ediyoruz. Eğer bu hattın dışına milim bile çıkarsak biliriz ki hocalarımıza karşı utanırız, yüzüne bakamayız.

Rahmi abi meslek etik ilkelerine öyle bağlıydı ki, her haberlerinde buna katıksız uymuş bir isimdir. Ankara’da herhangi bir meslek eyleminde Rahmi Yıldırım’ı görmemek imkansızdı. Alican Uludağ ve İsmail Arı için yapılan eylemde de elbette görüştük. Hatta sadece eylemlerde görüşüyoruz dediğimizde o sakin ses tonuyla “düzen bu, sıkıntı yok. Mücadele alanında görüşmek iyidir” demişti.

Gazeteciliği döneminde haberlerine meslek ilkelerine tamamen bağlı durmasının yanında iyi bir örgütçü idi. Örgütlülüğe dayanışmaya sonuna kadar inanmış ve bunu yaşam biçimi haline de getirmiş bir isimdi. Çağdaş Gazeteciler Derneği’nde genel başkanlık dahil birçok görevde bulunmuş, önemli metinlere imza atmış ve ÇGD tüzüğündeki ilkelerin kaleme alınmasına temel bir katkısı olmuştur. Mahkemelerde yaptığı savunmalar basın ve ifade özgürlüğü açısından önemli ve nitelikli metinler haline geldi.

Rahmi abi inatçıydı. İnandığı değerler iin mücadeleden kaçınmazdı. 2003 yılında ÇGD’de yaşanan tartışmalarda tarafını net şekilde belli edip önce istifa etti ardından da bir süre kendini uzak tuttu. Ancak her zaman “Derneğimiz”, “örgütümüz” demekten de asla geri durmadı.

Mesleğimizle ilgili her kriz ve sorunda bilirdik ki Rahmi abi yanımızdadır. Sokakta olmak gerekirse sokakta, mahkemede olmak gerekirse mahkemede, nerede ne ile mücadele edilmesi gerekiyorsa bilirdik ki Rahmi abi kesin oradadır.

İlk kez gazeteciler yarın 1 Mayıs’ta Rahmi Yıldırım’ı göremeyecekler…

İyi ki seninle tanışmışız, iyi ki üzerimizde emeğin olmuş… Işıklar içinde yat…