İlk kez iki hafta önce ilk beşe giren ve ligin tamamlanmasına dört maç kala play-off mücadelesine dahil olmak için büyük avantaj elde eden takım ne olduysa oldu ve bir anda stop etti. Önce 15 bin taraftarının önünde İnegölspor’a yenildi, ardından Erbaaspor deplasmanında farka koşacağı maçı beraberlikle bitirdi. Ayağına kadar gelen fırsatı iki kez tepti Ankaragücü. Esas rakibi Şanlıurfaspor’un puan kaybetmesiyle play-off müsabakalarına dahil olmayı garantilemiş olmak varken, şimdi işini son haftaya bırakmış durumda. Cumartesi günü İskenderunspor’u yenmesi yetmeyecek, Şanlıurfaspor’un da evinde Sincan Belediyesi Ankaraspor ile oynayacağı maçta puan kaybetmesini bekleyecek.
Bazıları sarı lacivertlilerin son iki maçtaki düşük performansının gerisinde art niyet arıyor ama ben daha önceki haftalarda da yaşanan acemiliklerin devam ettiği kanaatindeyim. Bu acemiliklere bazı genç futbolcuların çok çabuk yıldız havasına sokulmasının olumsuz yansımalarını da eklemek gerekir.
Atakan Güner, takımın 15 golünde pay sahibi olunca etrafında öyle gaz vermeye başlayanlar türedi ki genç oyuncunun ne Cristiano Ronaldoluğu kaldı ne milyon dolarlık transfer teklifleri. Keza Miraç Şimşek henüz 19 yaşında ve fiziki gelişimini tamamlamamışken Süper Lig kulüpleri peşine düştü söylentileriyle ister istemez ayakları yerden kesildi. Belki Atakan ve Miraç kafaları rahat olsa sahaya daha fazla konsantre olacak, şık vuruş sevdasıyla harcadıkları o pozisyonları gole çevirecek, Ankaragücü de İnegölspor ve Erbaaspor maçlarını güle oynaya kazanacaktı.
Son haftada Ankaragücü’nün play-off potasına girebilmesi düşük bir olasılık ama imkansız değil. Neticede bundan daha önemlisi ise iki haftada kaçırılan büyük fırsatlar ve bu kayıplardan taraftarından başkanına, teknik adamından futbolcusuna kadar herkesin çıkarması gereken dersler var. Şimdi kulübün tüm camiasıyla birlikte sakin kalıp, tek bir 90 dakikaya odaklanma zamanı.