Son günlerde Süper Lig'in kapısında yer alan Gençlerbirliği önümüzdeki ay 102. yaşına girmeye hazırlanıyor. Ankara futbolu denilince akla ilk gelen takımlardan olan Başkent temsilcisi büyük bir döneminde yer aldığı Süper Lig'den bazı sezonlar uzak kaldı.
1923 yılında Ankara'da kurulan Gençlerbirliği o tarihten bu yana hem şehir hem de ülke futbolunda özel bir yer edindi. Başkentin kırmızı kara renkli temsilcisi Süper Lig kurulmadan önce Ankara liglerinde yer aldı.
1959'dan itibaren o dönemki adı Milli Lig olan Süper Lig'de mücadele eden Gençlerbirliği tarihi boyunca tam 47 sezon ülkenin en üst düzey liginde varlığını sürdürdü.
Gençlerbirliği kariyerinde sadece 1 defa 3. ligde yer aldı. 1978-1979 sezonunda 2. ligde mücadele eden Gençlerbirliği sezon sonunda Konyaspor ve Beykoz ile birlikte bir aşama daha gerilemek zorunda kaldı. Kulüp tarihinde ilk olan bu olay sadece tek sezonluk sürdü.
Başkent ekibi tarihinde en kötü dönemlerinden birisi olarak görülen 3. ligdeki tek sezonunda istediği başarıyı elde edemedi. 1980-1981 sezonunda 3. ligde mücadele eden ve sezonu 7. sırada tamamlayan Gençlerbirliği az rastlanacak bir şekilde yeniden 2. lige dönme hakkı elde etti.
TFF o dönem 3. lig organizasyonunu kaldırma kararı aldı ve takımlar 2. lige dahil edildi. Bu sayede Gençlerbirliği 3. ligde 2. sezonunu görmeden yeniden bir basamak daha yukarı yaklaştı. Bu sürecin ardından Gençlerbirliği'nin Süper Lig'e dönüşü 1983 yılını buldu.
Şimdi Süper Lig özlemi yakında geleceğe benziyor.
(Teşekkürler Haber Ankara’dan Cengiz Ortataş’a)
Eroğlu'nun bilinmeyen yönleri
Gençlerbirliği’nin başarılı teknik patronu Hüseyin Eroğlu’nu Gazeteciler Cemiyetindeki misafirliğinde yakından tanıdım.
Altınonrdu ve Samsunspor’dan sonra başarısını şimdilerde Gençlerbirliği’nde sürdüren Hüseyin Eroğlu'nun, seyirciye saygısından dolayı, her gün sakal tıraşı olduğunu öğrendim.
Sadece sakal tıraşı değil, maçlarda seyircinin önüne hep kravatlı çıkan başarılı teknik adam, mevcut olduğu 2 lisan ile futbolcularla ilişkiyi rahatlıkla temin ediyormuş.
Alt yapıya çok önem veren Hüseyin Eroğlu, aile yapısına çok önem verirken, futbolcularını sık sık bu konuyu işliyormuş.
Demek ki, spordaki başarı sahadaki sonuçlarla kalmıyormuş.
Sporcular da kitap hazırladı
Ülkemizi Rio 2016 ve Tokyo 2020 Olimpiyat Oyunları’nda temsil eden milli eskrimcimiz İrem Karamete, “Bir Olimpiyat Sporcusunun Derin Yolculuğu” ismiyle kitap yayımladı. 20 yıllık eskrim kariyerinde edinmiş olduğu tüm deneyimleri, başarıları, başarısızlıkları, eğitim hayatını, sporda stres yönetimini, mental gücün spor hayatındaki yerini ve yaşadığı sakatlıkları anlattığı kitabı satışa sunuldu. Kitap, aynı zamanda bir Olimpik Türk Kadın sporcusunun ülkemizde yazdığı ilk kitap olma özelliği taşıyor. İrem Karamete, editörlüğünü Prof. Dr. Kenan Mortan’ın üstlendiği kitabın özellikle Olimpiyat hayali kuran genç sporcular için bir rehber olmasını ümit ettiğini ifade ediyor.
2 kaybımız oldu
Konumuz spor olunca aynı potada bulunanların kaybını da yazmak boynumun borcu oldu.
Geçen hafta 2 kayıbı aynı gün oldu.
Birici kayıbımız meslektaşım Hayri Hiçler’e ait.
1952 yılında İstanbul’da dünyaya gelen Hayri Hiçler 1970 yılında Spor 21 adlı Spor Dergisi’nde başladığı spor yazarlığını Tercüman Gazetesinde noktaladı.
3 çocuk babası olan meslekdaşım, Zincirlikuyu mezarlığında toprağa verildi.
İkinci kaybımız ise 81 yaşında, Türkiye’nin tek profesör unvanlı gol kralı Fethi Heper’e aitti.
Eskişehirspor’da futbol oynarken, Milli takıma kadar yükselen Fethi Heper tahsili ile ekonomideki başarısıyla futboldaki güzelliğini birarada yürüten nadir insanlardan birisiydi.
Gerek Hayri Hiçler’e, gerekse Fethi Heper’e rahmet dilerim.
Hüseyin Başaran
Eskişehir'de doğan başaran, üniversite eğitimini Hacettepe Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İktisat Bölümü'nde tamamladı. 1984 yılından itibaren TRT Spor kanalında spor spikeri olarak çalışmaya başladı. 1984 yılında TRT spor spikerliği için katıldığı sınavda Ercan Taner ve Barbaros Talı ile birlikte sınavı kazandı. TRT Spor kanalında spor muhabiri olarak çalıştığı süre içerisinde Naim Süleymanoğlu'nun halter başarılarını ve 1994 FIFA Dünya Kupası ile 1998 FIFA Dünya Kupası finallerini sundu. Yine sunduğu pek çok maç içerisinde 1996 Avrupa Futbol Şampiyonası ve 2000 Avrupa Futbol Şampiyonası] maçları da bulunuyor. Ayrıca Başaran spor sunumları için sık, sık yurt dışına da çıkıyordu. TRT Spor kanalında 2010 yılında Erzurum'a tayin edildi. Sağlık sorunları nedeniyle spor spikerliğini bıraktı.
2007 yılından itibaren karaciğer nakli için organ bekleyen Başaran'a 2014 yılında Medicana International Ankara Hastanesi'nde organ nakli yapıldı.
27 Aralık 2015 tarihinde ise karaciğer rahatsızlığı nedeniyle tedavi gördüğü hastanede öldü. Cenazesi 28 Aralık 2015 tarihinde öğlen namazını müteakip Ankara, Kocatepe camii'nden kaldırılarak Ankara Karşıyaka Mezarlığı'na defnedildi.