PKK’nın feshi ve silah bırakma kararının ardından kurulan Meclis Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu rapor aşamasına geldi. AK Parti, CHP, DEM Parti, MHP ve Yeni Yol grubunun verdiği raporlar arasında çok büyük farklar dikkat çekerken en çok eleştirilen rapor içinde komisyonun temel kuruluş amacı olan “Eve dönüş” yasasına dair öneri getirmeyen CHP raporu oldu.
CHP’nin 53 sayfalık raporunda Kürt sorununun, sadece terör meselesi ve bu çerçevede silahların bırakılması ve eve dönüş yasası gibi sınırlı bir bakış açısıyla ele alınması eleştirildi, asıl demokratikleşme ve adalet sorununu çözmek üzere atılacak adımların Kürt sorununun kalıcı çözümüne hizmet edeceği savunuldu. Bu kapsamda AYM, AİHM kararlarının uygulanmasından siyasi tutukluların serbest bırakılmasına, Cemevlerine ibadethane statüsü sağlanmasından Merkez Bankası’nın bağımsızlığına 29 maddeden oluşan kapsamlı bir demokratikleşme paketi sunuldu.
Raporda, “Kürt Sorunu’nun demokratik çözümü kapsamında yapılacak özel ve genel hukuki düzenlemelere ilişkin” CHP’nin kendi hazırlıklarını yaptığı ancak Adalet Bakanlığı’nın çalışmalarının beklendiği ifade edildi.
CHP’nin kendini fesheden örgüt mensuplarının “Eve dönüş” ve entegrasyon sürecine dair öneri getirmemesine ilk tepki MHP’den geldi. MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız, CHP raporunda günlük politik söylemlerinin dışında süreçle ilgili bir şey olmadığını belirterek, “Siyasetin sorumluluk gerektiren ciddi bir iş olduğunu unutuyoruz galiba” dedi.
DEM Parti de CHP raporuna tepki gösterdi. CHP’nin 53 sayfalık raporunun bir sayfasında Kürt meselesi olduğuna dikkat çeken Bakırhan da MHP gibi “CHP’yi konuya ciddi yaklaşmamakla” eleştirdi. Bakırhan, “Bir torba içerisine Türkiye’nin tüm sorunları doldurulmuş, torbada kamu ihale mevzuatı düzenlemesi var. Kamu ihale mevzuatı yeniden düzenlenirse barış mı gelecek? Evet, iyi şeyler var, ama bu mudur meselenin kendisi?” diye sordu.
CHP’den rapor eleştirilerine yanıt
DEM Parti’nin eleştirilerinin bugün gerçekleşecek İmralı Heyeti’nin CHP Genel Başkanı Özgür Özel’e yapacağı ziyarette dile getirilmesi bekleniyor. Görüşme öncesi CHP yöneticisi komisyon üyelerine rapora dair bu eleştirileri sordum. Raporun içeriğiyle ilgili bir iletişim sorununu kabul eden yöneticiler PKK’nın silah bırakma sürecine dair özel bir yasaya kategorik olarak karşı çıkmadıklarını, ancak bu konuyla ilgili Adalet Bakanlığı bürokrasisinden gelecek bir taslak çalışmaya ihtiyaç olduğunu söylediler. CHP’nin çıkarılması hedeflenen yasaya dair görüşlerini komisyonun ortak rapor yazma sürecinde ve bu rapor üzerinden hazırlanacak yasa teklif sürecinde dile getireceğini ifade ettiler. Parti yöneticileri ve komisyon üyelerinin CHP raporunun amacı ve eleştirilere dair değerlendirmeler de şu noktalara dikkat çekildi:
-CHP, Kürt sorununun sadece güvenlikçi bir yaklaşımla, tek bir yasa düzenlemesiyle çözülemeyecek bir sorun olarak görüyor. Mesele siyasal, tarihsel, kültürel, jeopolitik açılardan çok katmanlı bir konu. Ancak çözüm de Türkiye'nin genel demokratikleşmesiyle mümkün olabilir.
-Örgütün feshi ile birlikte ihtiyaç duyulan entegrasyon ve rehabilitasyon yasasına kategorik olarak karşı değiliz. Ancak bu sürecin devlet kontrol ve gözetiminde Türkiye'nin ulusal çıkarlarına uygun bir şekilde yapılması gerek. Bu noktada yasa ihtiyacı ve taslak çalışma da devlet organlarından gelmeli. Süreci yürüten iktidar. Yasal düzenlemeleri Meclis'e getirme sorumluluğu da iktidarda olmalı. Ama iktidar “Maliyeti paylaşalım, kazancı bizim olsun” yaklaşımında ise bunu kabul etmeyiz. CHP önüne gelecek teklifleri çözüm niyetini göz önünde bulundurarak değerlendirecektir.
-İktidar geçen bir yılda sürece güveni artırmak için tek bir adım atmadı. Hasta tutuklular, siyasi tutukluların durumu ortada. Can Atalay, Osman Kavala, Selahattin Demirtaş gibi isimlerin serbest bırakılması toplumsal bir rahatlama yaratır, çözüm sürecinin inandırıcılığını artırır. Bu adımlar atıldığında emin olun ki birçok yasal düzenlemeyi konuşmak çok daha kolaylaşacaktır. Bu konularda da hiçbir yasal düzenlemeye ihtiyaç olmadan adım atabilecek durumda olan iktidar. Sorgulanması gereken de CHP’nin raporu değil, bu adımları atmayan iktidar olmalı.
-Raporlarda birçok marjinal talep olduğunu görüyoruz. Bu marjinal taleplerle toplumsal rıza üretilemez. CHP çalışma süresince Cumhur İttifakı partileri ve DEM Parti arasında denge noktası olacaktır. Makulü ve gerçek ihtiyacı temsil edecektir.
-CHP’nin raporunda “Umut hakkı” da yok. Ortak rapor ve yasa teklifi sürecinde de Öcalan’a “Umut Hakkı” konusuna girmeyecektir. İmralı’da hükümlü bulunan Öcalan'a yasalardan kaynaklanan hakları eşit şekilde uygulanmalıdır. Örneğin özel bir tecridin olmaması gerekir. Ancak sorun sadece Öcalan değil, binlerce diğer hükümlü ve tutukluyu da kapsamaktadır. Toplumsal hafızada "Terör eşittir PKK-Öcalan" gibi yerleşmiş bir algı var. Bu nedenle Öcalan’ın öne çıkarıldığı çözüm arayışı sürece desteği zorlaştırır.
-Birlikte yaşamı kolaylaştıracak, kardeşliği, bir aradalığı güçlendirecek, örneğin, Kürtçe trafik işaretleri, uçaklarda Kürtçe anons gibi konulara CHP açıktır. Kürtlerin ülkeye aidiyetini güçlendirecek adımların her zaman yanındadır.
-Süreçte Suriye'deki durum belirleyici olacak görünüyor. Türkiye Suriye'deki Kürtlerin kendilerini güvende hissedecekleri, demokratik bir ulus devletin kurulmasına destek olmalı.
Rapora ve sürece dair eleştirilere CHP’de verilen yanıtlar böyle. Siyasi partiler raporlarında Kürt meselesine dair pozisyonlarını ortaya koydu. Ancak partiler önümüzdeki on gün boyunca raporları ortak bir çalışmayla tek bir rapora dönüştürmeye çalışacak. Ortaklaşma çaba rapordaki öneriler üzerinden birlikte yasa yapma sürecinde de devam edecek. Bu açıdan tartışmanın yeni başladığını söyleyebiliriz.