SERGEN YALÇIN FAYDALI OLAMAZ

İtalyan Vincenzo Montella’dan sonra A Millî Takım’ın başına bu kez Sergen Yalçın’ın, dört yıllık sözleşmeyle getirildiği ifade ediliyor.
Montella, Millî Takım’ı Dünya Kupası’na taşıma hedefi doğrultusunda önemli bir başarıya imza attı. Ancak grup maçlarında alınan sonuçların ardından İtalyan teknik adamın görevine son verilmesi gündeme geldi.
Bu defter kapanırken önümüze konulan yeni sayfadaki tablo ise tartışmaları beraberinde getirdi.
Futbolumuzu çağdaş bir yapıya kavuşturması beklenen, ancak bu konuda eleştirilerin odağında bulunan yöneticiler, Beşiktaş’tan ayrıldıktan sonra takım çalıştırmayan Sergen Yalçın’ı tercih etti.
Futbolculuk döneminde yetenekleriyle dikkat çeken Sergen Yalçın’ın teknik direktörlük kariyerindeki performansı ve son Beşiktaş döneminde yaşananlar göz önüne alındığında, kendisine A Millî Takım’ın başına geçme görevi verilmesi futbol kamuoyunda tartışma yarattı.
53 yaşındaki Sergen Yalçın’ın teknik anlayışının çağdaş futbolun gerekleriyle ne ölçüde örtüştüğü de bu tercihle birlikte sorgulanmaya başlandı. Millî Takım gibi milyonların umut bağladığı bir ekibin başına yapılan bu atama, Türkiye Futbol Federasyonu yönetiminin kararlarını yeniden tartışmaya açtı.
Bu konuda yanılmayı gerçekten isterim.
Ancak asıl sorum şu: Millî Takım’ın yeniden ayağa kalkması ve uluslararası arenada kalıcı başarılar elde etmesi beklenirken, neden daha farklı bir teknik direktör tercihi yapılmadı? Futbolun çağdaş gereklerini benimseyen, yeni bir anlayışla Millî Takım’ı ileriye taşıyabilecek başka isimler değerlendirilemez miydi?
Ve eğer bu tercih de başarısızlıkla sonuçlanırsa, Sergen Yalçın’a bu görevi verenler, kamuoyundan özür dileme sorumluluğunu üstlenecek mi?
Benim itirazım kişilere değil, Türk futbolunun geleceğini doğrudan etkileyen kararların hangi anlayışla alındığınadır. Millî Takım’ın ihtiyacı olan şey, yalnızca bir teknik direktör değişikliği değil; çağdaş futbolun gereklerini esas alan, uzun vadeli ve sağlam bir yapılanmadır.

BAŞARILI HALTER FEDERASYONUNUN EKSİKLİĞİ

Geçenlerde, halterimizin gelişmesi için ömrünü veren ve vefat eden rahmetli Arif Nusret Say’ın fotoğrafını 2 gün arayıp durduk.
Cemiyetimizin bu konudakı arşiv deposu olan meslektaşım Süreyya Oral’a baş vurdum, ondan da olumlu cevap alamadım.
Sonunda Halter Federasyonu’nun sitesine girip, araştırırken rahmetli Arif Nusret Say’ın fotoğrafını bulduk
Ancak..
Bir hakikatle de karşılaştık.
Halter Federasyonunun sitesinde geçmişle ilgiği çok bilgi eksiklği ile karşılaştım.
Evvela eski Başkanlarının adları var, ancak fotoğrafları yoktu.
Örnek mi?
Vereyim..
Haşim Ekener (1960-1964), Fahir Engin (1964-1967), Esad Sadi Kazancı (1967-1970), Seyhan Alparslan (1978-1979), Orhan Kadıgil (1983-1084), Erdoğan Eylehan (1084-1986)
Bu başkanların çoğu rahmetli olmuşlar.
Ama..
Federasyon yöneticileri, sitenin düzenli olması için, bu isimlerin aileleri ile temas kurup, fotoğraflarını yerleştirebilirler.
O zaman...
Dünya ve Avrupa’da başarılı olan haltercilerimizin mevcut Federasyon Başkanı Talat Ünlü’nün bu konuya da ilgilenmesini beklerim.

ŞAMPİYON YASEMİN YİNE SPORUN HİZMETİNDE

2 kez Dünya, 7 defa da Avrupa’da Dünya Şampiyonluğunu alan ve kadın güreşçilerimizin başarı konusunda önlerini açan Yasemin Adar Yiğit, Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğünde müdür yardımcılığı görevini sürdürüyor.
Faal güreşi bıraktıktan sonra, öğretmenlik yapıp, evlenen ve 1 erkek çocuk sahibi bulunan Şampiyon Genel Müdür yardımcısı Yasemin Adar Yiğit Balıkesir Üniversitesi Beden Eğitimi bölümünü bitirmenin meyvalarını yeniden spora yararlı olmak için çırpınıyor.

YABANCILAR HEP ÖNDE

Yazımın başında evvela yabancıya karşı olmadığımı öne sürmek isterim.
Kaliteli yabancılar başımızın üzerinde.
Konumuz kadın basketbolumuzla ilgili...
Geçenlerde oynanan Fenerbahçe ile Mersin arasındaki final maçındaki garipliği dile getireceğim..
Bu maçı Fenerbahçe 79-71 kazandı.
Tebrikler...
Ancak ülkemiz spor konusunda yabancıların çöğlüğüne dönmesine karşıyım.
Fenerbhçe ve Mersin takımlarına baktığımız şu isimler karşımıza çkıkyor
Fenerbahçe:
Yabancılar: Anderson, Meesseman, Geiselsoder, Pouye, Lacon, Jaskaite, Allemand, Angloma, Betts.
Yerliler:Olcay Çakır Turgut, Alperi Onar, Zeynep Gül
Mersin:
Yabancılar: Leite, ThomasLağu, Pova, Diaby, Samuelsm
Yerliler: Beren Burke, Büşra Aktaş, Sinem Ateş, Esra Ural.
Gördüğünüz gibi 2 Türk kadın Basketbol takımında yabancıların ağırlığı sizinde dikkatini çekmedimi?
Ülkemizde oynanan bir final maçında, 2 Türk takımındaki yabancıların ağırlıklı olmasını içime sindiremedim.
Kapıyı yabancılara ardına kadar açanlar, bizimkilerin hakkını yedikleri görüşün israrlıyım.

Unutulmayanlar: ŞÜKRÜ ERSOY

14 Ocak 1931 tarihinde dünyaya gelen Fenerbahçe’nin unutulmaz kalecisi Şükrü Ersoy, Türk futboluna yaptığı katkılar ve kariyeri boyunca elde ettiği başarılarla hafızalarda yer edindi. Futbolculuk kariyerinde Vefa, Karagücü, Fenerbahçe ve Austria Salzburg formalarını giyen Ersoy, uzun yıllar Fenerbahçe kalesini korudu ve sarı-lacivertli formayla şampiyonluk sevinci yaşadı. A Millî Takım formasını 8 kez giyen Şükrü Ersoy, 1954 FIFA Dünya Kupası’nda Türkiye kadrosunda da yer aldı. Futbolculuk kariyerini noktaladıktan sonra teknik direktörlük yapan Ersoy; Balıkesirspor, Trabzonspor ve Fenerbahçe gibi takımlarda görev aldı. Şükrü Ersoy, 29 Eylül 2026 tarihinde hayatını kaybetti. Türk futboluna yaptığı katkılar, millî formayla gösterdiği başarılar ve Fenerbahçe’de bıraktığı izlerle futbol tarihinin unutulmaz isimleri arasında yer aldı.