Artun TALAY Bu yazımda atletizmin kurucu babalar kuşağı olarak tanımlayabileceğimiz Sinan Özışık ve Aşkın Tuna’yı tanıtmaya çalışacağım. Sinan Özışık: “Turhan Göker ente...

Artun TALAY Bu yazımda atletizmin kurucu babalar kuşağı olarak tanımlayabileceğimiz Sinan Özışık ve Aşkın Tuna’yı tanıtmaya çalışacağım. Sinan Özışık: “Turhan Göker entelektüel atletizm sevdalısıydı.1955’ten itibaren şeref listelerini o hazırlamıştır. Daha sonra Özcan Kutlu devam ettirmiştir. Robert Koleji mezunu olduğundan İngilizce ve Fransızcaya çok hakimdi. Dünyayı bilir ve Türkiye’yi dünyaya anlatacak bilgiye sahipti. Ahmet Akbaş, o dönemin Harbiyeli bir numaralı atletiydi. Gül Çıray’la evlendi. Orduda teskere bıraktı. Hava Harp Okuluna öğretmen olarak atandı. 2 yılda Hava Harp Okulunu 2 kere Türkiye Şampiyonu yaptı, tarihe geçti. Ayrıca İstanbul’da yapılan tüm yarışlarda saha amirliği yapardı.” Prof. Babür İncedayı: “Sporcuyken atletizmi sırtlayan kişiliğini Helsinki Olimpiyat Oyunlarına katılarak zirveye taşımıştı. 1960’lı yıllarda yönetici oldu. Gençlere atletizm hakkında aydınlatıcı bilgiler verdi. Bir Avrupalıdan daha kibar ve centilmendi. 1970lerden sonra atletizmle ilgili çok değerli bilgileri, bilimsel olarak yazılı ve sözlü paylaştı. O dönem Erdal Akkan benim antrenörümdü. Yüksek atlamayı makas tekniğiyle 1.97 atlamıştı .Bu herkesin yapabileceği bir iş değildi. Yani o kuşakta bulunanlar başka bir kuşaktı. Atletizmin kurucu babalarıydılar diyebiliriz.” Aşkın Tuna: “Turhan Göker 1500 metre eski Türkiye rekortmeni beyefendi bir şampiyon ve yöneticiydi. Bir örnek vereyim. Ben federasyon başkanıyken beni telefonla İstanbuldan aradı. “Aşkıncığım ben Milli Olimpiyat Komitesinde atletizm üyesiyim. İzin verirsen görevime devam edeyim, yoksa bırakayım” diyecek kadar beyefendiydi. Bende sizin orada olmanız atletizme güç verir demiştim. Ahmet Akbaş 400m koşuyordu. O zamanlar üsteğmendi ve Ankara’daydı .Askeri atletizm takımıyla antrenmana servisle gelirlerdi. Daha sonra Gül Çıray’la tanışıp evlendiler. Besim Aybars hocanın öğrencisiydi. Bir Bulgar Milli takım antrenörünün “Gül benim sporcum olsaydı olimpiyat şampiyonu olurdu” sözleri kulaklarımızdadır. Evladı şehit olunca onunda anne kalbi dayanamadı ve vefat etti. Allah bütün hepsine rahmet eylesin.”