MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin “Cemevlerine ibadethane statüsü verilsin” çağrısıyla ilgili yazıma, “Bahçeli ezber bozan çıkışlarına bir yenisini ekledi” diyerek başlamıştım. Ancak Bahçeli, daha bu çıkışının yankıları bitmeden bu kez KKTC seçimleriyle ilgili çok tartışma yaratan bir açıklama ile karşımıza çıktı.

Hafta sonu yapılan KKTC seçimlerinin hemen ardından parti yayın organları ve sosyal medya hesaplarından paylaşılan açıklamaya göre Bahçeli seçime katılım oranını çok düşük bulmuştu. Bu durumda KKTC parlamentosu acilen toplanıp seçim sonuçları ve federasyona dönüşü kabul etmeyeceğini ilan ederek Türkiye Cumhuriyeti’ne katılma kararı almalıydı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın seçimi büyük farkla kaybeden Ersin Tatar’ı desteklediği bilinen bir sır olmasına karşın ilk mesajı yeni Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman’ı tebrik etmek oldu. KKTC’li vatandaşları demokratik olgunlukları nedeniyle de kutlayan Erdoğan, Türkiye olarak, KKTC’yi her platformda savunmaya devam edeceğiz” dedi. Dışişleri Bakanlığı ve AK Parti’den de benzer mesajlar yayınlandı.

KKTC seçimleriyle ilgili Cumhur İttifakı ortakları arasındaki bu iki farklı tutum, “yeni bir kriz mi”, çatlak mı var” sorularına yol açtı.

MHP lideri Bahçeli tutumunu partisinin grup toplantısında da sürdürdü. Ancak ilk sözü ittifakta “çatı uçtu, vazo çatladı” diyenlereydi, “çatlama, patlama, uçma, kaçma yok” dedi. Bahçeli bu sözlerinin hemen ardından ise önemli bir şerh düştü, “Fakat herkesin aklını başına alarak, Kıbrıs’taki seçimleri iyi okumasını, federalizme giden mayınlarla dolu güzergâhın ülkemize ve bölgemize nasıl yansıyacağını dikkatle tefsir etmesi halisane temennimdir” dedi.

Bahçeli KKTC ile ilgili tutumunu öyle bir seviyeye getirdi ki, daha önce 82 Kerkük, 83 Musul’a tahsis ettiği plakaları revize etti. “Durumun aciliyetine binaen” vurgusuyla 81 Düzce’den sonra 82 plakasını KKTC’ye verdi.

Bahçeli’nin bu sert çıkışında adres, seçim sonuçlarına sevincini gizlemeyen ana muhalefet partisi CHP değildi elbette. Parti yöneticileri de sözlerin açık olduğunu belirterek mesajın Cumhurbaşkanı Erdoğan’a, AK Parti’ye olduğunu doğruladı.

Cumhur İttifakı ortağı MHP’nin üç rolü

Peki Bahçeli neden böyle bir mesaj verme ihtiyacı duydu. Üst düzey bir parti yöneticisinin değerlendirmesini şu 3 maddede özetleyebiliriz:

  1. MHP 56 yıllı geride bırakmış köklü bir siyasi hareket. Kendi politik tutumu, ilkeleri var. Kurduğu ittifaklar görüşlerini ortadan kaldırmıyor. Bazı konularda farklı düşüncelerini ifade etmesinden daha doğal bir şey olamaz.
  2. MHP Cumhur İttifakı içinde olsa da muhalefet rolü, yani denge-denetleme rolü değişmiyor. KKTC çıkışı da bu denge denetleme rolünün gereğidir. “Risklere dikkat çeken, uyarı işlevi gören” bir tutum olarak değerlendirilmeli. Sonuç olarak Türkiye’nin KKTC politikası bugün için iki devletli çözüm önerisine dayanıyor. Hal bu iken başka önerilerin tartışılmaya açılması, açılma ihtimali taşıması kabul edilemez. Bu riskin görülmesi, ona göre hareket edilmesi gerekiyor.
  3. MHP denge denetlemenin yanı sıra iktidara yol açan, yol gösteren, elini güçlendiren adımlar da atıyor. Örneğin Terörsüz Türkiye sürecinde ön alan, tıkanıklıkları açan bir yaklaşım içinde olduk. Cumhurbaşkanının ABD ziyaretinde Donald Trump görüşmesi öncesi, “Türkiye-Rusya-Çin (TRÇ)” modelini gündeme getirmek de “Alternatifsiz değiliz” mesajı ile Cumhurbaşkanının elini güçlendirme amacı taşıyordu.

Alevi açılımı Alevilere takıldı!

Bu arada MHP lideri Bahçeli’nin “Alevi açılımı” da beklenen etkiyi yaratmadı. AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, konunun partinin yetkili kurullarında değerlendirileceğini söylemekle yetindi. MHP lideri Bahçeli de bu konuda yeni bir açıklamada bulunmadı. Peki, genelde açıklamalarını el yükselterek belli bir strateji içinde yapan Bahçeli bu çıkışını neden sürdürmedi?

MHP kulislerine göre bunun nedeni iktidarın mesafeli yaklaşımı değil Alevilerin tutumuydu. Kendi içinde parçalı bir yapı gösteren Alevi örgütleri Bahçeli’nin çıkışı karşısında umut veren bir destekte bulunmadı. Bir anlamda bu açılıma Aleviler sahip çıkmadı. Görünen o ki bu “açılım” zamana yayılacak, kısa sürede bir sonuç vermeyecek.