Genel Başkan olduktan sonra “normalleşme” ile yeni bir süreci başlatan CHP Genel Başkanı Özgür Özel, CHP’li belediyelere kayyumlar ve operasyonlar sonrası bu sürecin bittiğini duyurmuştu. Şimdi yeni bir “normalleşme” süreci hayata geçiyor. Ancak bu kez CHP’nin stratejisi farklı. İlk normalleşme sürecindeki söylem hatalarına düşmemeyi hedefliyor.
Özgür Özel memleketi Manisa'da "AK Parti nereye davet ederse gideceğiz" sözleri ile "normalleşme”nin ikinci dönemini başlattı. Özel, pazartesi günü partisinin kapalı grubunda muhalif vekillere "yeni sayfa açıyorum. Hep birlikte iktidar olacağız" diyerek bu iradeyi sürdürdü. Vekillere; "oyumuz yüzde 38. Seçimi kazanmak için yüzde 50+1 gerekiyor. AKP-MHP tabanı ile normalleşeceğiz bu Erdoğan'ı eleştirmeyeceğimiz anlamına gelmiyor" mesajı da veren Özel, 300 vekil hedeflediklerini de açıkladı.
Ertesi gün grup toplantısında da 19 Mart’ta başlattığı boykot sürecine dair, “Şu an itibarıyla, en ciddi hassasiyetle takip etmek üzere, 19 Mart sürecinde ilan ettiğimiz tüm boykot listesini boşaltıyorum. Önümüze bakıyoruz. Herkes işini ona göre yapsın. Kimseden iltimas istemiyoruz, kayırma istemiyoruz. Mesleğini onuruyla yapan, gazeteciliği gazeteci gibi yapan, televizyonculuğu televizyon gibi yapan kim varsa bundan sonra beyaz sayfa önüne açıktır" çıkışı ile boykot sürecine de nokta koydu.
Özetle normalleşmeyi sadece AK Parti-MHP tabanı ile değil kendi vekilleri de dahil olmak üzere geniş bir kitleyle Özgür Özel başlattı. CHP’lilere bu sefer hedefin ne olduğunu da sorduk.
Normalleşme ile hedef "diyalog" kurmak. Yani ilde, ilçede AK Partililer ile diyalog kurulacak. ‘Bu mahallede oyumuz az’ denmeyecek. AK Parti’ye yakın STK'lar da, kanaat önderleri de AK Parti seçmeni de ihmal edilmeden diyalog kurulacak. Düğüne de cenazeye de gidilecek. Her platformda, ziyaretlerde hem CHP vaatleri hem de İmamoğlu soruşturması başta olmak üzere tartışmalı konulara dair bilgi verilecek. Karşıdaki seçmen ikna olsun olmasın diye bakılmadan anlatılacak. “Erdoğan’dan daha iyi yöneteceklerini” anlatmaya çalışacaklar. Olumsuz, saldırgan bir dil değil daha yapıcı olumlu eleştiriler geliştirilecek.
Elbette halk somut vaatleri duymak isteyecek. Yani sadece Erdoğan eleştirisi ile “Erdoğan gitsin de ne olursa olsun” denilerek siyaset yapılmayacağının CHP artık daha fazla farkında. Bunun için elde somut, AK Parti’nin sevilsin ya da sevilmesin projelerinden daha iyileri, daha kapsamlı olanları üretilmek zorunda. Bunun için de Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi çalışmalarından yararlanılması hedefleniyor. CHP yönetimi, somut politika üretmeye başladıkça diyalog zeminin daha güçlü kurulacağını yani tabanda normalleşmenin daha başarılı olacağını düşünüyor.
CHP, seçimleri kazanmak için yeni bir sayfayı açmış durumda. Doğru dil ve strateji kurulabilecek mi, bunu da zaman gösterecek. Erdoğan’ın CHP’ye yönelik ağır söylemini de “Kutuplaşma Erdoğan’a yarıyor. Normalleşmeyi istemeyen tek isim Erdoğan. Onun siyasi tuzağına düşülmeyecek” diyerek sahip çıkmaya çalışıyor. CHP tarafından büyük bir risk alındığı gerçek. İlk normalleşme sürecindeki dil ve hataları yapmadan CHP bu süreci yönetmeye çalışacak.