Gülistan Doku cinayetine dair yeni veriler ışığında soruşturmanın genişletilmesi ve pek alışık olmadığımız şekilde kamu otoritesinin en tepe isimlerinden olan bir ismin yani bir valinin tutuklanması sonrası kamuoyunda “bunun devamı gelir mi?” beklentisi oluşmaya başladı.
Bu beklentinin oluşmasında Adalet Bakanlığı bünyesinde kurulan “Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı” da önemli etki oynadı. Başkanlığın kurulması sonrası yapılan açıklamada 75 ilde 638 dosyadaki 693 maktule dair olayın yeniden değerlendirmeye alındığı duyuruldu. Bu gelişme sonrası birçok aile bakanlığa da akın etti. Eşref Bitlis’in damadı son ziyaretçilerden. Aslında gördük ki Türkiye’de derin bir faili meçhul yarası var. Bunun kapanması da öyle pek kolay değil.
Kurulan Daire Başkanlığı, dosyalardaki delilleri değerlendirip, ifadeleri tekrar gözden geçiriyor. Elbette tıpta da teknolojide de önemli gelişmeler var. 3-4 yıl önce adli tıpta tespit edilmesi zor olan bazı veriler bugün artık tespit edilebiliyor. Bu cep telefonları verileri için de geçerli. Doğal olarak zamanında yapılan bazı değerlendirmeler ve analizler günümüz teknoloji şartlarında yeniden yapılıyor. Yeni ve daha ileri veri ve sonuç almak da mümkün olabiliyor.
Örneğin elde yeterli DNA verisi varsa 10 yıl önce elde edilemeyen eşleştirmeler bugün yapılabiliyor. Bu da elbette bazı konularda ilerlemeyi kolaylaştırıyor.
Bazı dosyalarda sonuç alınmaya başladı da. Bu şu an büyük yara almış olan adalet duygusuna inancın biraz tamir edilmesi açısından önemli ama asla yeterli değil. Adalet Bakanlığı da bu konuyu başka davalara, örneğin İmamoğlu ve İBB davası başta olmak üzere muhalefete yönelik yolsuzluk iddialarını içeren davalara güveni artırmak için yapıyorsa, ki Ankara siyasetindeki temel yorum bu, sadece bu gerekçeyle yapmamalı… Her dosya, her soruşturma elbette kendi içinde değerlendirilir, kamuoyuna açık devam eden davalarda ortaya çıkan veriler ışığında yolsuzluk belgeleri net olarak kanıtlanmış değil. Elbette yargılama sürüyor. İddialar ve iddialara cevaplar yakından kamuoyunca takip ediliyor.
Tüm bu gelişmelerden ayrı olarak faili meçhuller konusunda toplumsal beklentiler çok büyük. Dünyada 90’lar denince pop akımları, pop kültür tartışılırken, akla gelirken Türkiye’de 90’lar denince akla “faili meçhul” ya da “karanlık dönem” gelmesi de ne yazık ki ülkemizin bir kaderi olsa gerek. Bu konu açılınca onlarca isim sayılabilir ama akla ilk gelen isim tartışmasız 90’lı yıllarda katledilen Uğur Mumcu ve Ahmet Taner Kışlalı oluyor. Toplum vicdanının en temel beklentisi de bu konularda gelişmeler olması…. Bu konu Bakan Akın Gürlek’e sorulunca “Hukuki olarak yapılabilecekler sınırlı. Yeni bilgi ve belgeler gelirse bunlarla ilgili çalışmalar yaparız ve sonuna kadar gideriz” yanıtı vermesi de elbette dikkat çekici. Bu da bir beklenti yarattı elbette. Ancak hemen belirtmek gerekir ki bu konuda bakanlığın özel bir incelemesi bulunmuyor.
Yakın dönem cinayetler de elbette çözülmesi beklenen konulardan. Rojin Kabaiş, Rabia Naz, eski milletvekili evinde ölü bulunan Nadire Kadirova, Antalya’da stajda şüpheli şekilde ölü bulunan Burak Oğraş, Elazığ’da yerel bir TV kanalında çalışırken intihar ettiği açıklanan Yeldana Kahraman, elleri ve ayakları bağlı şekilde denizde cansız bedeni bulunan Sedef Güler toplumsal olarak herkese malolmuş, vicdanların çözülmesini beklediği ölümler. Tüm bu faili meçhullerin çözülmesi konusu gündemdeki siyasi süreçlere odaklı bir algı yaratma amacına değil, samimi bir adalet arayışının çözümüne etki etmesi gerekiyor. Umarım böyle olur.
Kısa bir not. Bu konu AK Parti içerisinde de yakından takip ediliyor. “Bakanlık İBB ve diğer yolsuzluk davasındaki algıyı düzeltmek için bu dosyaları açıyor ama suçlanan dönem yine bizim dönemimiz” görüşünü dillendirenler de var… “Önceki bakanların zan altında kaldığı” gibi yorumlar da yapılıyor. Eski bakan Süleyman Soylu’nun son açıklamalarına da bakılırsa bu rahatsızlık hissettiriliyor da. Elbette Bakanlık kurmayları eski bakanların hedef olmadığını sadece yeni teknolojiye göre yeniden gözden geçirilme yaptığını söylese de bu tartışma siyaseti ve AK Parti’de tartışılacak gibi.
İzleyip göreceğiz. Adalet arayışının samimi sürmesi ve başka algılara kurban edilmemesi umuduyla….