Cumhuriyet’in ilk yıllarında adeta moda bir devrim...

O dönem Türk modasının evrimi, gelenekselden moderne geçişin, toplumsal dönüşümün kumaşlara yansımasıdır...

Pera (bugünkü Beyoğlu), bu dönüşümün kalbi... Paris modasının İstanbul’daki yankı odasıydı diyebilirim...

1920'lerin sonundan itibaren, asil estetiğe yaraşır bir zarafetle, Pera’nın taş sokaklarında avangart bir stil yükseliyordu...

Kumaşlara yansıyan özgürlük

Dönemin modası, korseyi terk eden, daha düz, maskülen ancak bir o kadar da feminen "flapper" tarzıydı. Diz boyu etekler, düşük bel elbiseler ve ipek kumaşlar, Pera kadınlarının yeni üniformasıydı. Pera’nın Vitrinleri Grande Rue de Pera (İstiklal Caddesi), Paris'ten yeni dönen terziler, modelistler, ithal kumaş mağazalarıyla doluydu. Türk yazar tarihçi Jak J. Deleon’un tasvir ettiği gibi, şık şapkalar, eldivenler ve inci kolyeler olmadan dışarı çıkmak düşünülemezdi...

Moda ikonu olarak Cumhuriyet kadını, hem çağdaş hem de zarif olma zorunluluğundaydı...

Şık bir Cumhuriyet esintisi

Cumhuriyetin ilanıyla birlikte, moda bir tercih değil, modernleşme simgesiydi... Dönemin dergileri (Binnaz, Türk Kadını), Paris modasını Türk kadınına uyarlayarak, Avrupai bir estetikle yerel dokuyu birleştirdi. Pera'daki, Karaköy Bankalar Caddesi'nin iş kadınları ve Tokatlıyan Oteli'nin elitleri, bu stili en uç noktada yaşar olmuştu...

Aksesuarlar, şapka, modanın en önemli tamamlayıcısıydı. Özellikle cloche (çan) şapkalar, kısa kesilmiş saçlarla kombinleniyordu. Renk Paleti, siyahın asaleti, yerini zamanla daha cesur, pastel tonlara ve geometrik desenlere bırakmıştı...

Pera, 1920'ler ve 30'larda sadece bir semt değil, tarih yazan bir moda merkezi olmuştu... Cumhuriyetin getirdiği o yeni ruh, Pera'nın ışıltılı atmosferinde en şık haliyle vücut buldu... Pera, tarihsel dokusu ve kültürel çeşitliliğiyle geçmişten günümüze İstanbul’un moda ve stil merkezi olmaya devam etmektedir... Bu tarihi semt, hem klasik hem de modern çizgileri bünyesinde barındırarak, kişisel tarzı estetik bir anlayışla sarar sarmalar...

Moda dolu günlere...