Bu hafta sizlere Son Osmanlı padişahlarından V. Murad’ın torunu Adile Sultanın kızı Nilüfer hatundan bahsetmek istiyorum...

Kendileri 1924’teki hanedan sürgününde Fransa’ya yerleşen 1931'de Haydarabad Nizamı'nın oğluyla evlenerek "Hint Prensesi" unvanını alan ve "Haydarabad’ın Kuh-i Nur'u" olarak anılan Nilüfer Hanımsultan'ın hayatı çok renkliydi... Fransa'da zorlu bir hayat geçirmiş ama evliliği sonrası rahat etmişti...

SARAY’DA BAŞLAYAN İHTİŞAM

Nilüfer Hanımsultan… İstanbul saraylarının ince zevkini genetikten almış olmalı ki Hindistan’ın egzotik ihtişamıyla birlikte uzanan pembe masalın içinde modaya dair harika çok şık adımlar attı…

Osmanlı’nın sürgün yıllarında büyüyen Nilüfer Sultan, henüz çok genç yaşta Haydarabad Nizamı’nın oğlu Prens Moazzam Jah ile evlenerek Hindistan saraylarının en büyüleyici kadınlarından biri olmuştu…

Basında, mor bakışları, couture zarafeti ve dillere destan sarileriyle anılıyordu...

O dönemin gerçek bir stil ikonuydu... Nice kıyılarında geçen sürgün gençliği, onun Avrupa şıklığını, doğu ihtişamıyla birleştirerek ortaya unutulmaz sari koleksiyonu oluşturmuştur… Ve girdiği her salonda adeta Vogue kapağından çıkmış gibi görünmüş ve dolayısıyla Hindistan’da kadınların sosyal hayatta daha görünür olması için cesur bir figür haline bile gelmişti...

Modern tavrı ve eşsiz stili yıllar boyu konuşuldu... Ama onun hikâyesi yalnızca güzelliği ve stilinden ibaret değildi...

Bir hizmetçisinin doğum sırasında hayatını kaybetmesi, Nilüfer Sultan’ı derinden etkiledi ve kadın sağlığı için büyük bir mücadele başlattı...

Bugün hâlâ Hindistan’da faaliyet gösteren Niloufer Hospital onun adını taşımaktadır... Buda onu sadece bir prenses değil, aynı zamanda sosyal bir öncü yapıyor... Paris’te sona eren hayatı ardında mücevher gibi bir miras bıraktı...

Osmanlı zarafetiyle Hint ihtişamını aynı silüette buluşturan, bu unutulmaz kadın, aynı kendisi gibi etkileyici tarzı ve muhteşem inci işlemelerini sarilerinde de tasarlayıp kullandı…Onları, cesur tasarımlar, danteller ve payetler ile süsleyerek ilk Hint-Batı karışımı stilini ortaya çıkardığını söyleyebiliriz… Ayrıca Hintli dokumacılardan geleneksel tasarımlara geniş, banarasi brokar bordürleri eklettiği özel tasarımlar yaptırdı...

SULTAN VE BASIN

Nilüfer’in kendine özgü sari stili Hindistan’ı baştan başa fethederken, sonraki yıllarda onun enfes elbiseleri ve diğer zarif batı kıyafetleri içindeki fotoğrafları defalarca Vogue ve diğer yabancı dergilerin sayfalarını süsledi ve Modanın içinde her daim yer aldı…

SARİ NEDİR NASILDIR

Sari’’nin ne olduğu malum Hind kadınının geleneksel kıyafeti, yani dikişsiz, tek parçadan yapılıp vücuda sarılan ve uzunluğu altı metreyi bulan rengârenk kumaşlar...

İşte, meşhur ustaların elinden çıkan ve en yenisi yarım asırlık olan 34 adet bu nadir, kıymetli sariler, New York'taki dünyanın en büyük moda müzesine, ‘‘Fashion Institute of Technology’’nin salonlarında, sergilenmekte...

Enstitü, “Prenses Nilüfer'in dillere destan sarileri teşhirde’’ diyen büyük bir davet hazırlayıp koleksiyonu sergiledi… Tüm bunlar Nilüfer Sultanın ikinci eşi diplomat iş adamı Mr. Pope’un sultanın ölümünden sonra evlendiği ikinci eşi Ewelyn tarafından moda okuluna bağışlanarak gerçekleştirildi...

Enstitüdeki öğrencilere tasarımcılara ilham vermeye devam eden bu koleksiyon Sultanımızın ruhunu ve bizleri onurlandırıyor.