Meclis Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu çalışmaya devam ediyor. İki toplantısında çalışma usul ve esaslarını belirleyen, dinleyecekleri isimlerle ilgili istişare yapan komisyon bir toplantısında da güvenlik kurumlarından bilgi aldı. Dördüncü toplantı ise komisyonun artık resmen çalışmaya başladığını gösteren bir toplantı oldu. Komisyon gazi ve şehit ailelerinin dernek ve vakıflarının başkanlarını dinledi. Çocuklarının dağa kaçırıldığını söyleyen Diyarbakır aileleri de komisyonun ilk konukları arasında yer aldı. Komisyon bugün de dağa çıkan çocukların anneleri ile insan hakları örgütlerini dinleyecek.

Bir sonraki hafta dinlenecek isimler de bugünkü toplantının sonunda netleşecek. Sürece dair dinlenmesi istenen kurum ve kişilerin listesi uzun. TÜSİAD’dan TOBB’a iş dünyası temsilcileri, barolar, bu alanda çalışmış akademisyenler, hukukçular önümüzdeki haftaların konukları olacak. Bu dinleme sürecinin ne kadar devam edeceği bilinmiyor ama iktidar da muhalefet de bu toplantıların sürece destek ve güven inşası için önemli olduğunu söylüyor.

Komisyonu yöneten Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş da bunu çok açık şekilde ifade etti, “En önemli vazifelerimizden birisi toplumsal rızayı artırmak, toplumsal duyarlılığı geliştirmek ve özellikle bu kardeşlik sürecine toplumumuzun farklı kesimlerinin desteğinin artırılmasını temin etmektir” dedi.

Kurtulmuş’un değerlendirmesine katılan bir iktidar üyesi de benzer bir yorum yaptı, “Tüm dünya örneklerinde sürecin sonunda silah bırakıldığını görüyoruz. Silah bırakma süreçlerinin de yıllar aldığını gösteren örnekler var. Bizdeki durum farklı. Örgütün feshi ve silah bırakma ilk aşama oldu. Bu bir avantaja dönebilir. Silah bırakma sürecinde geçecek zamanı biz geniş tartışma zemini ve toplumsal ikna için değerlendirebiliriz. Sürece destek yüksek ama bunu sürece güvene dönüştürmek için konuşmanın, dinlemenin faydaları olacaktır” dedi.

Bu yorumu yapan üye de başka iktidar temsilcileri de komisyonun hedeflendiği gibi yıl sonuna kadar değil daha uzun süre çalışacağı görüşünde. Muhalefet partisi üyeleri de bu sürecin uzayacağını söylüyor ama onların bu beklentisinin nedeni Suriye’deki gelişmeler.

Yeni Şam yönetimi ile SDG arasında, 10 Mart’ta imzalanan mutabakat hayata geçmedi. Son ayların en sert açıklamasını yapan Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, SDG'nin oyalama taktikleri içinde olduğunu söyledi, "Kusura bakmayın kimse enayi değil, biz enayi değiliz. Ortaya koyduğunuz küçük kurnazlıkları görmüyor değiliz. Durduğunuz yer, yer değil. Aldatılan olma gibi bir tarafta da olmayacağız. Kendilerini bir an önce Türkiye için bir tehdit olmaktan çıkarsınlar" dedi.

Komisyona katılsa da sürece dair bir dizi endişesi olan CHP’de de en krizli alanın Suriye olduğu görüşünde. Komisyonun yapacağı çalışmaların ve süresinin Suriye’deki gelişmelere endeksli olduğunu söyleyen bir CHP yöneticisi, “Komisyon çalışmasının nasıl sonuçlanacağını Suriye’deki gelişmeler belirleyecek. Şu an sert rüzgarlar esiyor. Suriye’de nasıl bir süreç işleyeceğini öngörmek zor. Bu nedenle AK Parti'nin bu süreci hızlandırmayacağını, tersine uzatacağını düşünüyoruz. Komisyon Suriye’deki gelişmeler üzerinden zaman ayarlı bir çalışma yürütecek görünüyor” yorumunda bulundu.

Bu arada komisyonun sürece dair toplumun farklı kesimleri ve uzmanları dinledikten sonra yapılacak düzenlemelerle ilgili öneriler geliştirmesini bekliyoruz. AK Parti ve MHP’de kimi hazırlıklar olsa da bunlar somut önerilere dönüşmüş değil. Muhalefete göre ortaya çıkacak öneriler ve bunun sonunda hazırlanacak yasa teklifi taslağında MİT’in izini göreceğiz. Her ne kadar “Süreçte hiçbir pazarlık söz konusu değil” denilse de örgütle görüşmeleri yürüten MİT, “sürecin gereği” olarak yapılacak düzenlemeleri belirleyen ana unsur olacak. MİT’in taleplerinin iktidar ortakları eliyle komisyona taşınacağı ileri sürülüyor.