Yayın hayatına başladığı günden bu yana Türkiye'nin entelektüel birikimine yön veren Varlık Dergisi, Haziran 2026 sayısının ana temasını "Dijital Bedenler" olarak belirledi. Yeni sayıda, ekran kültürünün ve veri odaklı yeni dünya düzeninin insan varoluşunu, dokunma duyusunu ve sanatsal üretim alanlarını nasıl dönüştürdüğü derinlikli makalelerle inceleniyor.
İşte Varlık Dergisi Haziran 2026 sayısında öne çıkan dosya başlıkları ve içerik detayları:
"Benden Hariç Bir Ben": Veri beden ve yeni iktidar formları
Dosyanın ilk önemli çalışmasında Yurdagül Bezirgan Arar, “Benden Hariç Bir Ben” başlıklı yazısıyla dijital ağlar içerisinde yeniden inşa edilen "veri beden" kavramının peşine düşüyor.
Arar, makalesinde Foucault, Deleuze, Arendt, Bauman ve Zuboff gibi dünyaca ünlü düşünürlerin kuramsal yaklaşımlarından hareketle, veri bedenin toplumsal sınıflandırma ve karar mekanizmaları üzerindeki rolü inceliyor.
Makalede çağımızda gözetimin artık bireyi fiziksel bir mekana kapatmaya ihtiyaç duymadığını; kullanıcıların çevrimiçi etkinlikleri ve kendi ürettikleri veriler üzerinden dijital bir iktidar formuna dönüştüğünü gösteriyor. İnsanın salt okunabilir bir profile indirgenmesinin, toplumdaki empati duygusunu ve etik sorumluluk bilincini nasıl ortadan kaldırdığına dikkat çekerek okuru hesaplanamaz insan doğası üzerine düşünmeye davet ediyor.
"Kusurlu bedenler": Dijital sisteme karşı bir direniş olarak "Glitch"
Güzellik endüstrisinin yarattığı pürüzsüzlük idealini eleştiren Hüseyin Köse, “Kusurlu Bedenler: ‘Glitch’ Kavramı Odağında Bir Okuma” başlıklı yazısında çarpıcı bir sistem eleştirisi sunuyor. Baudrillard, Bourdieu ve Byung-Chul Han’ın teorilerinden beslenen Köse, egemen sermayenin bedeni bir denetim nesnesine dönüştürdüğünü savunuyor. Legacy Russell’ın kavramsallaştırdığı "glitch" (arıza/uyumsuzluk) kelimesinden yola çıkan yazar, kusurlu bedenlerin dijital gözetim mekanizmaları tarafından çözümlenmeye ve metalaştırılmaya karşı sanatsal ve yaratıcı bir çatlak açtığını ileri sürüyor.
"Fantom bedenler": Dokunmanın melankolisi ve ekran kültürü
Tuba Pırlant Yılmaz, “Fantom Bedenler: Dokunmanın Melankolisi” adını taşıyan çalışmasında, dijitalleşmenin insanın en temel duyusu olan "dokunma" eylemini nasıl aşındırdığını felsefi ve psikanalitik bir süzgeçten geçiriyor.
Dijital çağın özneyi sadece "görünürlük" üzerinden kurduğunu ve bunun basit bir algı değişimi değil, bedensel bir varoluşsal kopuş olduğunu vurguluyor. Merleau-Ponty, Freud ve Kristeva'nın teorileri ışığında, dışarıdan düzenlenen ve giderek "fantomlaşan" (hayaletleşen) yeni beden şeması sorgulanıyor. Günümüz dünyasından Snapchat dismorfisi ve Onlyfans ekonomisi gibi somut olgular üzerinden, imgenin bedensel gerçekliğin önüne geçtiği yeni çağın anatomisi çıkarılıyor.
Edebî alanda yeni kimlik: "Yazarın dijital bedeni"
Dosyanın edebiyat sosyolojisine odaklanan son yazısında ise Mehmet Özkan Şüküran, “Yazarın Dijital Bedeni” başlığı altında günümüz edebiyatçısının değişen konumunu inceliyor. Şüküran, çağdaş dünyada bir yazarın yalnızca metni yazıp köşesine çekilmesinin artık mümkün olmadığını; dijital platformlarda kendi imajını ve dijital bedenini aktif olarak inşa etmek zorunda kaldığını savunuyor. Pierre Bourdieu’nün "edebî alan" kavramını güncelleyen yazar, eserlerin okura ulaşma ve dolaşım sürecindeki bu yeni dinamikleri Barış Bıçakçı ve Şule Gürbüz gibi isimlerin yazarlık imajları üzerinden karşılaştırmalı olarak çözümlüyor


