Ankaragücü yöneticilerinin üstü örtülü açıklamalarının hayra alamet olmadığını geçen hafta bu köşede belirtmiştim. Örtü yavaş yavaş kalkmaya, olumsuz gelişmelere dair haberler ortaya çıkmaya başladı.

Kulübün satışıyla para kazanabileceği oyuncu sayısı zaten bir elin parmak sayısı kadar bile değildi. Bu oyuncuların da alacaklarını gerekçe göstererek fesih işlemlerine başlaması sürpriz olmadı ama mali açıdan kulüp için çok kötü oldu.

Özellikle Cephas’ın hamlesi tüm hesapları bozarken, Cem Türkmen’in ardından Ali Kaan Güneren’in ayrılmak istemesi, umutların bağlandığı Miraç Şimşek’in Keçiörengücü ile protokol imzalaması, Halil İbrahim Pehlivan’ın da bu kervana katılması sarı lacivertliler için zor günlerin habercisi.

Böyle bir tabloda, Teknik Direktör Mustafa Kaplan bir baba edasıyla oyuncularıyla tek tek ilgilenip gönüllerini hoş etmeye, onları kulüpte tutmaya çaba harcıyor ama onun çabasının sonuç verebilmesi için futbolculara maddi konularda da güvence verilebilmesi lazım.

Önceki yönetimin çalışanların maaşı ve elektrik faturaları gibi rutin ödemeleri daha yapmadan ve kongreye dahi katılmadan ayrılması affedilir gibi değil. Yeni yönetimin ise önceliğini futbolculardan ziyade siyasetçilerle görüşmelere vermesinin zaman kaybına yol açtığını kabul etmesi gerekir. Zira o görüşmelerde hamaset çok ama tekeri döndürecek maddi destek ortada yok. Üzülerek altını çizmek gerekir ki eldeki kadrosunu da yitirmeye başlayan 115 yıllık çınarı, çok zor bir yıl bekliyor.