Ankaragücü’nde takımı iki sezon peş peşe küme düşüren eski yönetime tepki büyüktü. Tribünlerden gelen yeni yönetim taraftar için umut oldu. Umut oldu olmasına da işin maddi yönü çok farklı bir mesele. Çünkü ortadaki rakamlar kıyas kabul etmez.
Kulübe yeni üye olanlar 10 bin TL ödeme yapıyor. İlk yılın 1910 TL aidatı bu tutarın içinde. Üstüne bir de forma hediye ama hayatın gerçeklerine bakarsanız, evine ekmeği zor götüren çoğu taraftar için ödenmesi kolay bir para değil. 10 bin taraftar üye olsa 100 milyon TL eder. Borç ise 2 milyar TL’nin üzerinde. Forma satışı, kombine bilet satışı patlasa en fazla 50 milyon TL daha gelir.
Kulübü gerçek sahipleri olan taraftarların yönetmesi iyi hoş ama taraftarın bütçesi bir yere kadar. Bu sezon da düşmemek için acil çözüm ve sıcak para girişi lazım. Peki çare nasıl bulunacak? Öncelikle eski başkan Faruk Koca önceki kongrelerde verdiği sözü tutmalı. Kulübü borçsuz teslim edeceğini ve bir daha transfer tahtasının kapanmayacağını söylemişti. Mevcut futbolcu alacakları, önceki yönetimin transfer politikasının neticesi. SSK ve vergi gibi devlete olan borçlar da zaten yasa gereği dönemin yöneticilerine ait. Eğer kongrelerde kabul edilen bütçeleri aşarak kulübü gelirlerinden fazla borçlandırdılarsa bu noktada da haksız konumdalar.
Neticede kulübün içinde bulunduğu cendereden çıkmasının tek yolu Koca ve arkadaşlarının üzerlerine düşeni yapmalarından geçiyor. Yeni yönetimin de “Mevzu Ankaragücü ise gerisi teferruattır” diyerek geçmiş yönetimle diyalog kapılarını açık tutması gerekiyor. Hatasız kul olmaz, Ankaragücü’nün geleceği için herkes hatasını kabul etmeli. Kulüp için taş üstüne taş koyanın da hakkı verilmeli, itibarı iade edilmeli. Kurtuluş Savaşı gazisi 115 yıllık Ankaragücü’nü karşılıklı atar yapmayla, restleşmeyle harcamaya kimsenin hakkı yok.