CHP, 6 Nisan Pazar günü “Olağanüstü Kurultay”a gidiyor. CHP’de 2023 yılındaki kurultayda “delegelerin para ile oy kullandığı” iddialarına yönelik soruşturma sürerken partiye olası bir kayyum atanma ihtimali ortaya çıkınca CHP lideri Özgür Özel, bu riske karşı kurultay kararı almıştı. İşte o Kurultay Pazar günü gerçekleşecek.
Özgür Özel, özellikle Saraçhane sürecinde yaptığı açıklama ve hamleler ile siyasette kendisine yönelik son dönemdeki birçok eleştiriyi de “şimdilik” halının altına süpürdü. Bu nedenle partisinin kurultayına da “güçlü lider” olarak gidiyor.
Ancak, “kurultaylar partisi” CHP’de, tartışmasız kurultay çok azdır. Kurultaylar konusunda en deneyimli isimlerden olan Kemal Kılıçdaroğlu’nun adı son günlerde yine gündemde.
Belediye başkanları tutuklanan, belediyelerine kayyum atanan ve bir süredir bunlara karşı eylem ve boykotları organize eden CHP’de “birlik” görüntülerinin ortaya çıkmaması son dönemdeki en dikkat çeken konulardan. Bunun da en önemli sorumlusu olarak “Kılıçdaroğlu” gösteriliyor. Bu doğu tespittir yanlış tespittir ayrı bir gündem. Ancak Kılıçdaroğlu’na yakın isimlerin bu birlik görüntüsünün oluşmamasına katkı verdikleri bir gerçek.
“Normalleşme” deneyi hayal kırıklığı ile sonuçlanan Özgür Özel’in hem hamleleri hem de söyleminde dönem dönem hataları olduğu bir gerçek. Bunu siyasal partilerin içerisindeki mekanizmalarda değerlendirilir.
Ancak ortada bir gerçek var. Kamuoyunda “Kılıçdaroğlu travması” diye bir durum söz konusu. “Kılıçdaroğlu” ismi ile “kaybetme” ismi o kadar çok yan yana yazıldı ki, seçmende artık ciddi bir karşılığı Kılıçdaroğlu’nun yok. Elbette CHP içerisindeki bir kitlede mutlaka vardır. Kılıçdaroğlu, Özgür Özel’e kaybettiği seçimin ardından sahneye çıkıp Özel’in elini havaya kaldırsa, dönem dönem görüşmeler yapıp, “abi”, “bilge isim” konumunu sürdürse bugün CHP’de çok daha etkin ve saygın bir konumda olacaktı. Ancak hem yıllarca genel başkanlığını yaptığı partinin yönetimini hem de özellikle bazı isimleri açık hedef aldığı ve hatta sert hedef alan isimlerle de yakın ilişkisi düşünüldüğünde bugün CHP’de ve kamuoyunda ne yazık ki olumsuz bir algıya sahip. Bu da 12 yıllık CHP genel başkanlığı dönemindeki birçok olumlu adımın dahi görülmemesine, hatta yok sayılmasına yol açıyor. Ancak bunu yapan da ne yazık ki Kılıçdaroğlu’nun kendisi.
Kılıçdaroğlu her ne kadar çevresi imza çalışması yapsa da aday olması zor. Zaten kendisi de imza çalışmasından bir sonuç alamayınca Gazeteci Muharrem Sarıkaya'ya "aday değilim" açıklaması yaptı. Pazar günü tek aday olarak Özgür Özel ve ekibi yeniden parti yönetimine gelecek. Eğer Kılıçdaroğlu sahneye çıkıp ‘ben Özgür Özel’in yanındayım’ demezse (demeyecektir) süreçte yaşanan tartışmanın bir hasar bırakacağı açık.
CHP, kurultayın ardından, Türkiye’nin zor şartlarını ve ana sorunlarını gündemine alıp siyaset üreten bir konuma gelmesi şart. Her konuda politika başlığı, vaat ve ne çözüm önerisi getirdiğini açıklamak zorunda. Sadece “ekonomi çok kötü”, “sağlık da çok kötü”, “basın özgürlüğü yok”, “ifade özgürlüğü yok”, “adalet yok” demekle olmaz. Onu diyen zaten milyonlar var. Milyonlar artık bu olmayan, kötü olan ve sorunlu alanlardaki çözümleri duymak istiyor. Ancak bu çözümler de soyut kavramlarla değil, somut kamuoyunu ikna da eder düzeyde kavramlarla olmak zorunda…
Boykota dair
Türk siyasi hayatı boykotları ilk kez görmüyor. Dönem dönem siyasilerin ya da başka çevrelerin çağrısı ile çeşitli boykotlar yaşandı. Bu çağrılar hak olduğu gibi katılmak ya da katılmamak da bir haktır. Boykot çağrılarını büyüten ise açılan bir soruşturma oldu. Ekonomik etkileri büyüktür, küçüktür ayrıca ekonomistler analiz eder. Bu boykotun sosyolojik ve siyasal etkileri olacak ve olmaya da devam edecek. Önümüzdeki dönemde Türkiye’de birçok alanda yaşanan “sosyal bölünmüşlük” artık yeni alanlarda da artacak. İzlenen kanallar, gidilen kahveler, gezilen sokaklar, alışveriş yapılan yerlerde de bir siyasal bölünmüşlük görüntüsü çıkması olası.