Isimli Futbolİsimli futbol sezonuna itirazam yok, ama…

Başlıktaki “ama” kelimesi çok şeyi anlatıyor.
Ancak..
Cümlenin sonuna “Ama” gelirse daha öncesi kelimeleri slip, süpürür.
İşte onların biri daha...
Geçen sezon Süper Ligin adının önüne rahmetli Şamil Ekinci adı konulmuştu.
İçinde bulunduğumuz sezonun adı da rahmetli Mehmet Ali Yılmaz oldu.
Bu 2 isme kesinlikle karşı değilim.
“Ama” dedikten sonra yazayım…
O rahmetli insanlar Trabzonspor’a ve Türk futboluna büyük hizmetler yapmıştı.
Allah her ikisinden razı olsun.
Mevcut Federasyon Başkanı da Trabzonlu olunca bu iki isim peş peşe sezona damgalarını bastılar.
Ama…
Buraya kadar hem Şamil Ekinci, hem de Mehmet Ali Yılmaz’ı hatırlamak için işin başında kişinin de Trabzon’lu olması şart değildi.
Aynı futbol Federasyonu ve önceki dönemlerde o koltuktan oturanlar nedense futbolumuzun temellerinde harcı olan Orhan Şeref Apak’ı, bir kenara bırakarak, unutmalarını içime sindiremediği defalarca yazdım, durdum.
Unutanlara karşı zaman zaman isyan edip, bu düşüncemde de, ömrümün sonuna kadar devam edeceğim.
Ülkemizdeki Federasyon Başkanları ve hizmet edenler vefat ettikten sonra Süper Ligdeki tanınma sırasını öne çıkartanları her defasında kınadım.
Aynı düşüncem, şu sıralarda Şamil Ekinci ve patronum ve güzel insan Mehmet Ali Yılmaz uygulamasında yer alıyor..
Dediğim gibi…
Bu insanlar futbolumuza hizmet edip, her fani gibi dünyamızdan göçüp gittiler.
Orhan Şeref Apak’ta, Türk futbolunun temeline harcı olmasına karşılık, mevcut yöneticilerce, bir türlü akıllara gelmiyor.
Unutulmasın, geçmişini bilmeyenlerin vefasızlığı günümüzde sürüp gidiyor.

SistemSİSTEM İYİ ÇALIŞIYOR

Rahmetli İsmet Iraz’ın öncülük ettiği, daha sonra Federasyon Başkanlığına gelen öğrencileri Metin Şahin ile devam eden tekvandomuz, şu günlerde Başkan ile devam ediyor.
Türkiye Tekvando Milli Takımı, Almanya Açık Turnuvası'nda 5'i altın toplam 12 madalyayla takım halinde birinci oldu.
Olimpik sıralamaya puan veren turnuvada 1140 sporcu mücadele ederken, Türkiye'yi 26 tekvandocu temsil etti. Turnuvada 5 altın, 2 gümüş ve 5 bronz olmak üzere toplam 12 madalya kazanan milliler, tüm klasmanlarda takım halinde şampiyonluğa ulaştı.
Anlaşılan tekvando da kurulan sistem makine gibi çalışıyor.

GÜREŞ VE BOKSTA İNİŞ SÜRÜYOR

AsfasfsgfOlimpiyat öncesinde, Liverpool’de düzenlenen Dünya Boks Şampiyonasında 2 gümüş, 1 bronz madalya ile döndük.
Bu başarı kadınlarımızdan geldi. Erkek boksörlerimizden yine “Tık” yoktu…
Buse Naz Çakıroğlu ile Büşra Işıldar gümüş, Şeyma Düztaş ise bronz madalya kazandı.
Kadınlarımızdan Olimpiyat ve Dünya Şampiyonumuz Busenaz Sürmeli’den ise eser yoktu.
Bu durum sadece erkek boksörlerimiz de değil, güreşçilerimizde iniş başlamıştı. Türk sporunun madalya deposu olan güreşçilerimizde Hırvatistan’daki Dünya Şampiyonasından hedeften çok uzaklardan kaldı.
Gerçi Federasyon Başkanı Taha Akgül, güreşimizin kabuk değiştirdiğini ve Dünya Şampiyonasından madalyasız dönebileceğimizi, müsabakalardan çok öncesinde, söylemişti.
23 yaşındaki Nesrin Baş Dünya ikincisi , Evin Demirhan 3’nci, Buse Tosun 5’nci oldu da kadınlarımız bu sefer ki eleştirimizden kurtuldular.
Ancak…
Erkeklerde Ata sporumuz ve boksta mevcut duruma düşürülmesini hiç içimize sığdıramadık.

Unutulmayanlar / METİN OKTAY

Metin-1İzmir'de 2 Şubat 1936'da doğan Metin Oktay, 15 yaşında Damlacıkspor Kulübünde futbola başladı. İlk takımında İzmir futbolunun sembol isimlerinden Sait Altınordu'ya sevgisinden dolayı 8 numaralı formayı terleten Oktay, 1 yıl sonra Adnan Suvari'nin futbolcu-antrenör olarak görev yaptığı Yün Mensucat'a transfer oldu. Yeni forması altında 14 gol atan Metin Oktay, Genç Milli Takım aday kadrosuna çağrıldı.
"Taçsız Kral", 11 Nisan 1954'te Belçika'ya karşı ilk kez milli formayı giyerken, 4-0 kazanılan maçın 2 golünü attı. Genç Metin Oktay, aynı yıl İzmirspor'a transfer oldu ve bu forma altında 17 gol atarak 18 yaşında gol krallığı yarışının zirvesinde yer aldı. İzmirspor, söz konusu sezonu Mahalli Lig şampiyonu bitirdi. Metin Oktay, 1955 yılında "Baba" lakaplı Gündüz Kılıç'ın vesilesiyle Galatasaray'a transfer oldu. Galatasaray için yeni yetenekler arayan Gündüz Kılıç, İzmir'de Metin Oktay'ı keşfetti. İstanbul'a döndükten sonra sarı-kırmızılı idarecilere "Kulübü satın, Metin'i alın." diyerek Metin Oktay'ı ne kadar önemsediğini gösterdi. Baba Gündüz, genç futbolcuyu Chevrolet marka bir otomobil karşılığında 5 yıllığına sarı-kırmızılı renklere bağladı. Galatasaray formasıyla ilk kez (28 Ağustos 1955) Beyoğluspor'a karşı oynayan Oktay, ilk maçında gol sevinci yaşadı. Metin Oktay, Fenerbahçe ile yapılan derbide Türk futbol tarihine geçti. Türkiye'de profesyonel ligin ilk sezonu iki gruba ayrılarak düzenlendi. Kırmızı Grubu Galatasaray, Beyaz Grubu ise Fenerbahçe lider olarak tamamladı. İki lider takım arasındaki final maçları ise ilk sezonun şampiyonunu belirlemek için Dolmabahçe'de oynandı. Metin Oktay, 10 Haziran 1959'da yapılan maçın 37. dakikasında Fenerbahçeli Naci Erdem'i geçtikten sonra sert bir vuruşla topu "Manda" lakaplı Özcan Arkoç'un koruduğu kaleye gönderdi.
Futbolumuzun Taçsız Kralı 13 Eylül 1991’de Boğaziçi köprüsündeki kaza sonunda vefat etti.

SİYASET AYRI, SPOR AYRI..

Son dönemlerde maddiyatın yanı sıra yönetim sıkıntısı içinde çırpınıp duran Ankaragücü’nün sevgisi her zaman görülebilir.
Bu sevgiyi gösterenlerden birisi de CHP Genel Başkan Yardımcısı ve gölge kabinenin Aile Bakanı Aylin Nazlıaka olduğunu bir kez daha gördük.
Partisini iktidara taşımak için uğraşan Aylin hanım, Ankaragücü sevgisini her fırsatta gündeme getirir.
Mevcut Ankaralı Milletvekillerinin görmediği Ankaragücü’nün son durumu karşısında Aylin hanım, kapı kapı dolaşan Başkent takımının yöneticileri ile CHP Genel Başkanı Özgür Özel’i bir araya getirme başarısını da gösterdi. Ankaragücü sevgisi ile tanınan kadın siyasetçimiz, Genel Başkan Özgür Özel ile Ankaragücü yöneticilerini bir araya getirirken, bu 115 yıllık kulübe bir parçada olsa destek sağlaması takdirle karşılandı.

Siyaset