Türkiye’nin 2018 yılında Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine geçtiği günden bu yana en tartışmalı kurum hangisi diye sorulsa, bu kurumların başında İletişim Başkanlığı gelir.
Basın kuruluşları ile kurduğu “talimat” ilişkisi, yaptığı açıklamalar, yürüttüğü kampanyalar, basın kartına yönelik aldığı tartışılan kararlar ve açılan karşı davalar ile yönettiği bütçe hep tartışıldı, gündem oldu.
Kurumun başına 25 Temmuz 2018’de Fahrettin Altun atandığında Cumhurbaşkanı Erdoğan, Güney Afrika’daki BRİCS Zirvesi için Johannesburg’ta idi. Ben de gazeteci olarak toplantıyı takip etmek üzere oradaydım. Fahrettin Altun, uçağa Sabah Gazetesi yazarı olarak binmişti. Ancak tam da oradayken İletişim Başkanı olarak atandı. Altun ile ilk sohbet ettiğimizde, “muhabir odaklı gazetecilik”, “gazetecilerin hak ve özgürlüklerinin genişletilmesi”, “güvenceli çalışma” gibi bir dizi başlıkta çalışmaları olduğunu bir defteri açarak göstermişti. Açıkçası ne olacağını tam olarak bilmediğimiz İletişim Başkanlığı konusunda o günkü sohbetten gazeteci meslektaşlarımızla “umutla” ayrılmıştık…
Geldiğimiz noktada 7 yılın ardından İletişim Başkanlığı’nın değil umut, umut kırıntısı dahi olmayan bir kurum haline geldiğini sanırım anlatmaya gerek yok. Muhalefeti geçtim, AK Parti içerisindeki kuruma yönelik sert eleştiriler de elbette boşuna değil. Ne yazık ki, İletişim Başkanlığı genel olarak gazetecilerin umudu değil, “korkulu rüyası” haline geldi. Birçok basın kuruluşuna talimatlar gitmeye başladı, akreditasyonlar arttı, basın kartı problemleri daha da görünür hale geldi.
Eski İletişim Başkanı Fahrettin Altun’un Turkuvaz Grubu patronu Serhat Albayrak ile arasının açık olduğu biliniyor. Dönem dönem sosyal medyadaki bazı hesaplardan bu çekişmeyi de görmek mümkün. Serhat Albayrak, Erdoğan’ın damadı Berat Albayrak’ın da abisi. Albayrak ailesi ile Altun arasındaki kriz aslında yeni de değil, birkaç yıldır devam eden bir krizdi ve görünen o ki; tartışmayı Albayrak ailesi kazandı…
Altun’un yerine gelen Burhanettin Duran, son olarak Dışişleri Bakan Yardımcısı olarak bilinse de geçmişindeki makamları bugünü anlamak için daha önemli. Albayrak ailesinin hakimiyetindeki SETA’da da uzun yıllar görev alan Burhanettin Duran, Sabah gazetesi yazarlarından ve aynı zamanda da SETA’nın başında olduğu dönemde “gazetecileri fişleme” olarak yorumlanan yabancı medyaya yönelik hazırlanan raporun da sahibi.
Burhanettin Duran, artık Erdoğan’ın en yakın çalışma ekibi içerisinde. Basın ile ilişkilere, gazetecilerin özlük haklarına dair ne düşünüyor tam olarak bilmiyoruz. Herkesin aklında benzer bir soru var; İletişim Başkanlığı yine tartışılan bir kurum olmaya devam edecek mi? Bunu zaman gösterecek.