Bir kamu vakfı olan Yunus Emre Vakfı’na bağlı çalışan Yunus Emre Enstitüsü’nde sahte faturalar ile yapılan yolsuzluk olayında mahkeme süreci başlayacak.
Daha önce bu köşeden yolsuzluk iddialarına dair bazı bilgileri paylaşmıştık. Şimdi ise iddianamedeki bazı detayları paylaşmakta yarar var. Ülkede “gizli tanık”lar ile yolsuzluk iddialarının dillendirildiği bir dönemde oldukça somut verilerle yaşanan bir yolsuzluğun hiç konuşulmaması da tartışmaya açık.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan 27 sayfalık iddianamede 23 sanık hakkında “hizmet görevini kötüye kullanma” ve “mal varlığı değerlerini aklama” suçlamalarından 14 yıla kadar hapis istemiyle 23 kişiye 2 farklı dava birden açtı.
Vakfın asıl amacı; “Türkçe’nin ve Türk kültürünün yaygınlaşması” olarak lanse ediliyor… 70’e yakın ülkede çalışan Yunus Emre Enstitüsü’nün o dönemki başkanı olan Şeref Ateş hakkında kötü kokular 2024 yılı başında gelmeye başladı. Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından Vakıflar Genel Müdürlüğü müfettişleri görevlendirildi. Müfettişler hangi dosyaya el atsa içinden usulsüz bir durum ortaya çıktı. Bu süreçte Başkan Şeref Ateş görevden alındı, inceleme ve soruşturmalar devam etti. Aralık ayında ise Teftiş Kurulu raporu savcılığa iletildi. Ancak Şeref Ateş çoktan yurtdışına gitmişti bile… “Bu süreçte bir önlem alınamaz mıydı” sorusu da hala yanıt bekliyor. İddianame tamamlandığı gün 16 Temmuz gecesi Şeref Ateş, Türkiye'ye dönme kararı aldı. Şu anda gözaltında. İfadesi önemli olacak.
Savcılık soruşturmasında da “one day”, “anka” “all”, “dolunay”, “anadols” gibi firmalar üzerinden işlerin yapıldığı buralara faturalar kesilip ödemelerin yapıldığı ancak bu işlerin hiçbir zaman yapılmadığı belirlendi.
Kaçak başkan Şeref Ateş’in dosyası ayrılsa da oğlu Enes Ateş dahil 11 isim şu an tutuklu. Enes Ateş’in bir şirket kurup sonra arkadaşına devrettiği ve arkadaşına Enstitü tarafından çeşitli işler verildiği belirlendi. Örneğin bir şirkete 115 fatura kesildiği bunların toplamda 326 bin dolar yani 4.5 milyon lira olduğu ve bu 115 faturadan 113’ünün karşılıksız çıktığı iddianamede yer alıyor. Yani Enstitü kurgulanmış bir iş satın almış gibi gösteriyor ancak ortada yapılan organizasyon aslında yapılmıyor. Başkan Şeref Ateş, bu harcamaları bakanlık denetiminden kaçırmak için de “harcama limiti” sınırından yapıyor. Bu nedenle de harcamaları tek imza ile yapması mümkün…
Hemen bir not iletmek gerek. Bazı firmalar haksız ödeme aldıklarını kabul edip o paraları iade etti. Yaklaşık 18 milyon liralık ödeme savcılığa yapılarak suç itiraf edilmiş de oldu.
Tutuklu olan Daire Başkanı Murat Ç.’nin akladığı milyonlar ile kendisine lüks bir villa aldığı da tespit edildi. Şeref Ateş, oğlu Enes Ateş dhil olmak üzere bürokratlar ile birçok kişinin mal varlıklarına da el konuldu. Eğer bu kişiler aklanamazsa banka hesapları, evlerine devlet el koymuş olacak.
Kurumun başkan yardımcısı iken istifa eden Aile Bakanı Mahinur Göktaş’ın eşi Rahmi Göktaş ile MHP’li Semih Yalçın’ın oğlu Abdullah Yalçın’a yönelik iddianamede bir suçlama ise şimdilik yok.
Son yılların en büyük en somut yolsuzluklarından birine dair iddianamedeki detaylar böyle. Soruşturma ve para aklama araştırmaları sürüyor. Şeref Ateş’in konuşması sürecin seyrini değiştirebilir ama o da konuşursa...