30 yaşındayım, İsviçre’nin Zürih kentindeyim. Erken saatte kalkıp, otelden çıkarak çevreyi keşfetmek için caddede yürüyorum. Tertemiz yaya kaldırımında giderken, karşıdan gelen yaşlı bir zat gülerek “Bonjour Mösyö” dedi. Bir şey soracak sandım önce. Ancak yürüyüp geçeceğini anlayınca, şaşkın bir vaziyette “bonjour” dedim. Kim olduğunu bilmediğim, hayatımda bir kez gördüğüm bu beyefendinin selamını 40 yıldır unutmadım. Dostum değildi, düşmanım hiç değildi. Ama o selam, bir daha hiç görmediğim kişiye beni dost eyledi. Çünkü bir dostumuzla karşılaştığımızda ilk yaptığımız ve aslında yapmamız da gereken şey, selam vermektir. Selâm da diyebiliriz, merhaba da diyebiliriz, Selamün aleyküm de…
Selam kelimesi, sağlam, eksiksiz, temiz anlamlarına gelen seleme kökünden türetilmiştir. İbrani ve Arami dilinden geçen bu kelime, barış ve rahatlık anlamına da gelir. Gelip geçici olmayan yani baki olan anlamında da Allah’ın sıfatlarındandır. Âlimler, selam vermenin sünnet, almanın farz olduğunu söyler. Peygamberimiz, selama selamla karşılık vermek gerektiğini bildirmiştir.
Dilimizde selam ile ilgili o kadar çok tamlama ve deyim var ki… Selam almak, selam vermek, selamlamak, selam etmek, selam göndermek, selam yollamak, selama durmak, selamlaşmak, selam söylemek, selamı sabahı kesmek… bunların bir kısmı. Selam gibi güzel bir kelimeyi atalarımız çocuklarına ad olarak vermiş ve Selâmi demişlerdir.
Anadolu’da sokakta yürürken tanımadığınız kişilerin size selâm verdiğini görürseniz şaşırmayın. Çünkü Türk toplumunun en eski geleneklerinden biridir selâmlaşmak... Dünyanın birçok yerinde belli bir yaşa gelmiş insanlar, gördüklerine selam verir.
Bosna Hersek’te Türkçe konuşuyorsanız, yanınıza gelip size “Selamün aleyküm” diyenler olacaktır. Selam kelimesi, yalnızca Boşnakçada, Arnavutçada değil İngilizcede de kullanılan bir kelime. İngilizce sözlüklere ‘Salaam’ diye bakarsanız, karşılığının selam olduğunu görebilirsiniz. Hatta Etimologlar, ABD’de aydınların ‘hoşça kal’ yerine kullandığı ‘so long’ kalıbının, aslında selam kelimesinin zaman içinde değişmiş hali olduğunu belirtirler. Çünkü bu kelime aynı zamanda veda anlamında da kullanılır. Bazılarının ayrılırken, ‘hadi selamünaleyküm’ dediğini fark etmiş olabilirsiniz.
Fars kökenli ‘merhaba’ da desek selâmlaşma, büyük şehirlerde genellikle birbirini tanıyan insanlar arasında yapılmaktadır. Selâm almamak, kültür ve inanç açısından çok büyük kabalık olarak nitelendirilir. Bir başka kabalık da sokakta bir tanıdığa, bağırarak selam vermektir. Çünkü selam, bir nezaket sözüdür ve nezaket içinde gülümseyerek söylenmelidir.
Bir televizyon programında, somurtarak selam veren bir sunucu, daha işin başında seyircisini kaybetmiş demektir. Bir sahnede somurtarak selam veren konuşmacı, başlar başlamaz soğuk bir izlenim bırakır kendisini dinleyenlerde. Düşünsenize, size selam veren veya selamınızı alan biri, buz gibi bir ifadeyle cevap verdiğinde, selam verdiğinize pişman olur, “Selam verdik, borçlu çıktık” demez misiniz?
Son yıllarda dikkat ettiniz mi bilmem ama bir çocuğa “annene babana selam söyle” dediğimizde, size ‘olur’ ya da ‘tamam’ demektedir. Hâlbuki hem saygı hem de kibarlık belirten “başüstüne” diye bir sözümüz vardı, çocuklara bu söz unutturuldu sanki.
Selam, yalnızca bir söz değil aynı zamanda duruş ifadesidir. Bayrağa selam verilir, cenazeye selam verilir, amirlere selam verilir, halka selam verilir. Ulusal bayramlarda sancak veya bayrak, geçişi sırasında ayakta selamlanır. Bunun anlamı: “BAYRAĞI SELAMLARKEN HATIRLAYIN BİZLERİ
GÖRÜN ÜSTÜNDE BİZDEN KALAN İZLERİ…” dizelerinde ifade edildiği üzere, bu vatan için kanlarını dökenleri selamlamaktır.
Yine törenlerde askeri kıta geçerken, şeref tribününe bakarak ve selam vererek yürüyüşünü gerçekleştirir. Mutlaka televizyonda izlemişsinizdir, Mehter takımı her üç adım atışta sağa sola dönerek yürür. Bu da Mehter'in her iki tarafı selamlaması anlamına gelir.
Selam; barış demektir, esenlik demektir, temizlik ve bütünlük demektir. Peki, selam nasıl söylenir? Selâm yerine kalın L sesiyle seLam diyenler de vardır. Bu telaffuza mutlaka değinmek gerekir çünkü birçok kelime gibi selam sözcüğünün de hatalı söylenişini duyuyoruz. Selam kelimesindeki L sesiyle söylenen sözcüklerimiz var: lale, Latin, lamba, kalsiyum gibi. Bu kelimelerin tümündeki L sesleri ince okunur.
Selam kelimesindeki L sesini yanlış söylersek, salam der gibi seLam demiş oluruz ki yanlış bir söyleyiştir. Selâm kelimesine söyleniş bakımından en çok benzeyen kelime de kelâm’dır. Selam verin, dost olun hasılı kelam.
Son olarak şunu da belirtmek istiyorum, vesselam diye bir sözümüz de var: ‘İşte bu kadar!’, ‘Son söz’, ‘hasılı kelam’ anlamına gelir.
Kelkit’li Aşık Zevraki, şiirinin sonunu şöyle bağlamış:
“Ey Zevraki etme cim lam
Söyle ki hâsılı kelam
Kör ile sağıra selam
Versem de bir vermesem de…”