Bugün 1 Şubat…
Bundan tam 46 yıl önce Milliyet Gazetesi’nin Genel Yayın Yönetmeni Abdi İpekçi, tetikçi Mehmet Ali Ağca tarafından öldürüldü.
Tetikçi yakalandı ama bu suikastın arkasındaki o karanlık güç hâlâ ortaya çıkarılmadı.
Abdi İpekçi’nin öldürülüşü ne ilkti ne de son oldu.
Zaten ne zaman ülke bir karanlığa sürüklenmek istenirse hep aynı senaryo uygulanır.
Gazeteciler susması için ya öldürülür ya da hapse tıkılır.
Bu senaryo yılmadan bıkmadan uygulanır, gelir.
Şimdiye kadar nice aydınlar, gazeteciler, yazarlar öldürüldü, hapse tıkıldı.
Evet, günümüze de tarihe not düşelim.
…. ve bir daha diyelim.
Halk TV’nin Genel Yayın Yönetmeni Suat Toktaş neden tutuklandı?
Suat Toktaş’ın gazetecilikten başka ne yaptı?
Suat Toktaş gazetecidir, yaptığı da gazetecilikti.
Ne gazeteci olmak ne de gazetecilik yapmak suçtur.
Gazeteciliğin evrensel ilkesidir.
Bir haberde iddia edilen tarafların görüşü mutlaka alınır.
Bir kişi gündem olmuşsa, bu kişiyi bir gazeteci bu iddialarla ilgili arıyorsa yanıt hakkını vermek için arıyordur.
O kişi de bir gazeteciye konuşuyorsa bunun haber olacağını bilir.
Ve o gazeteci bu konuşmayı yayınlamıyorsa asıl o zaman gazeteciliğinden şüphe edilir, art niyetlidir.
Kaldı ki, televizyon haberciliğinde bir saniyenin bile önemi vardır.
Televizyon haberciliği zamanla yarıştır.
Haber doğruysa, teyitliyse herkes önce vermek televizyon gazeteciliğinin ustalığıdır.
Tek kelimeyle Halk Tv’nin yaptığı budur.
Televizyon gazeteciliği refleksiyle başarılı bir örnek vermiştir.
Şunu da unutmamalı!
Biz gazeteciliğe özgürlük isterken kutsal bir hakkın özgürlüğünden söz ediyoruz.
Gazetecinin özgürlüğü halkın haber alma özgürlüğüdür.
Halk Tv’deki gazeteci arkadaşlarımın gözaltına alınması,
Suat Toktaş’ın tutuklanması basın tarihine geçecek kuramsal bir olgudur.
Haberciliğe dair bir derstir, asla unutulmayacak.
Kendisine “gazeteci” diyen bazı kişiler de
ve bunların söyledikleri de, el kol işaretleri de bu derse dahildir.
Yunan Stoacı Filozof Epiktetos’un
“Koşullar dostları da, düşmanları da açığa çıkartır” sözü de
bu dersin epigrafisidir.
Düşünce ve ifade özgürlüğünü savunmak ise bir insanlık gereğidir, aynı zamanda.
Son günlerde yaşanan gözaltılar, tutuklamalar furyasının amacı insanları susturmak olduğu belli.
Siyasi mühendislikle iktidar olunur ama korku iklimiyle iktidarı sürdürmek asla mümkün değildir.
Ters teper.
Tüm bu yaşanılanların üstesinden gelmek ve ülkenin dağ gibi birikmiş sorunları aşmak için önümüzde tek bir yol var.
O da erken seçim.
Evet, evet…
Tek yol erken seçim.
Başka çıkışı yolu da yok.