Türkiye’de taraftarlar hep yıldız oyuncuları takımlarında görmek ister ama aslında futbol bir takım oyunudur ve taktikler birkaç yıldız üzerine kurulmadığı zaman başarı getirir.
Transfer yasağını kaldıramayan Ankaragücü sezona az sayıda ağabey ve çok sayıda altyapı oyuncusuyla başlamıştı. Mevcut kadronun 2. Lig’de ne yapacağı merak konusuydu. Maddi sıkıntıların da arşa çıkması nedeniyle bir kez daha küme düşmemek öncelikli hedef olarak belirlendi ama bir üst lige geri çıkmak da gizli hedef olarak cepte yerini korudu.
Bahis soruşturması nedeniyle 8 futbolcunun da ceza alması işleri iyice zora sokarken, takımı ayakta tutan Teknik Direktör Recep Karatepe’nin futbol anlayışı oldu. İsimlere değil, taktiğe dayalı futbol oynatmakta ısrarcı oldu ve bu düzende eksilen her oyuncunun yerine bir genç monte etmeyi başardı. Futbolcular işleyen makinanın dişlilerine dönüşürken, sıralamada yükselen Ankaragücü play-off hattına da yaklaştı.
Mervan Yiğit yoksa Atakan Güner var, Miraç Şimşek yoksa Arda Bayram, o da yoksa Batuhan Gürsoy var. Yusuf Emre Gültekin yoksa Fatih Arhan, Diogo Özçakmak yoksa Hüseyin Sevgili, İsmail Çokçalış ya da Mahmut Tekdemir yoksa Arda Doğan, Halil İbrahim Pehlivan yoksa Yusuf Eren Göktaş var.
Dört hafta öncesine kadar tutulmayan sözler ve ödenmeyen primler nedeniyle şevkini yitiren oyuncular grubu vardı ortada. Transfer taksitleri olmasa da primlerin ödenmesi ile moraller yükselince şimdi ise maddi, manevi ve fiziksel onca yokluk içinde yeniden doğan, son dört haftada tüm maçlarını kazanan bir takım var karşımızda.
Bunun devamını getirebilmek için görev yönetime düşüyor. Nasıl olsa hoca her eksilenin yerini dolduruyor diye düşünmemeleri lazım. Bu takımdan bir oyuncunun dahi ayrılmasına yol açmamaları lazım. Zira transfer yasağı en erken Ocak 2027’ye kadar devam edecek.