Sporun güzel ve çirkin tarafları

Güray SOYSAL

İŞTE, VEFA’NIN ÖRNEĞİ

(Aşağıdaki Bu yazı geçen hafta çıkmalıydı. Ancak karışlık nedeniyle başka yazı ile yer değiştirmiş. Benimde dalgınlığım nedeniyle başka bir yazı ile sizlerin karşısına çıktım. Bir daha böyle bir yanlışlığın olmaması dileğiyle özür dilerim.)

Celal Kıprızlı ile yıllara dayanan bir dostluğumuz var. Gençliğimizde çok maçta karşılaştık. O benden iyi futbolcu olduğundan, sahada çok tekmemi yemişliği vardı.
Sahadaki dostluğumuz bugün bile devam ederken, çoluk, çocuk ve torunlara karışmamıza rağmen, her zaman dostlumuzu zirvede tuttuk.
Ankara’nın Altınordu’su olan Yaşamkent İlkerspor’un organizasyonunda Celal hocamla adına düzenlenen turnuvada karşılaştık.
Ümitköy’deki “Celal Kıprızlı Turnuvasında” kimler yoktu ki…
Sahada ise…
Adaletspor, Çayyoluspor, Gençlerbirliği, Hacettepe, Kırıkkkale Sarıcaspor, Ankaragücü, Şekerspor ve Yaşamkent İlkerspor’un U11 yaşındaki pırıl pırıl gençleri kapıştı.
Ben hepsini Şampiyon ilan ettim.
Celal Kıprızlı turnuvasının, VEFA’nın sadece isimden ibaret olmadığını gösteren güzellikleri gördük. Bu vefakar insanları bir kez daha kutlarım.

ESKİ KURTLAR GÖREVDE

“Vatman’a izin gününde yaparsın” diye sorulduğunda cevabı “Trene veya tramvaya binerim” diye hemen cevabı yapıştırır.
Futbolumuzun emekçileri de köşelerine çekildiklerinde “Futbol için turnuva var” denildiğinde tribündeki yerlerini hemen alırlar.
İşte onlardan bazı, Milli takımın eski Teknik Direktörü Tınaz Tırpan ve futbolumuzun beyni olan Cüneyt Memişoğlu, geçenlerde Ümitköy’de düzenlenmen Celal Kıprızlı turnuvasında yine tribündeki yerlerini almıştı. Hem de meslektaşları ile birlikte…
Tribüne ne kadar futbol aşığı varsa, eski kurtlardan Tırpan ve Memişoğlu’nun etrafında miniklerin mücadelesini izlerken, yerlerinde hop oturup kalktılar.
Futbol sevgisi bu olsa gerek…

NUR İÇİNDE YATSIN

Onu, bunu bilmem, şu andaki Spor Müdürlerini gördükçe, Necmi Tanyolaç ve Namık Sevik büyüklerimin değerini bugün daha çok anlıyorum.
Rahmetli 2 spor müdürümüz, spor basına değerli çok adam yetiştirdi. Gerçi, Namık Sevik büyüğümle çalışmadım, ancak Necmi Tanyolaç abimin emrinde olmaktan dolayı, mutluluğu yaşadım.
Geçen hafta Müdürüm ve TSYD’nin 3’ncü Genel Başkanı Necmi Tanyolaç’ın 6’ncı ölüm yıl dönümünde onu bir kez daha hatırladık.
Her iki büyük spor adamı, nur içinde yatarken, büyüklüklerini bir kez daha anladım.

Unutulmayanlar RUHİ SARIALP

15 Aralık 1924’de Manisa’da dünyaya gelen Türk atletizminin efsanesi 3 adımda büyük başarılarıyla isminden bahsettirdi. Avrupa Atletizm Şampiyonası ve Olimpiyat Oyunları tarihinde madalya kazanan ilk atletimiz olan rahmetli Ruhi Sarıalp, güreşimiz dışında Türkiye’nin sesini Atletizm’de duyurdu. 56 yıl boyunca Olimpiyatlarda kazanılan tek atletizm madalyasının sahibi olan merhum 3 adımcımız, 1948 Londra Olimpiyatları ile 1950 yılında Brüksel’de Avrupa Atletizm Şampiyonasında bronz madalya kazanması ile dikkat çekti. Ayşe Cebesoy ile evlenen Ruhi Sarıalp, başarısını hep antrenörsüz olarak gerçekleştirdi. Harpokulu mezunu olan merhum büyük atlet 2 Mart 2001’de İzmir’de hayata gözlerini kapattı. Vefat eden Ruhi Sarıalp, aynı zamanda ünlü müzisyen Tanju Okan’ın da dayısı bulunuyordu.

YİĞİT ARKADAŞIM SERDAR

Onu bir İstanbul seyahatimde tanıdım.
Çok samimi ve tam bir Karadenizliydi.
Yani, dürüst ve tuttuğunu koparacak cinsten bir yapısı vardı.
Evet, can dostum ve Spor Yazarı kardeşim Serdar Sevim’i 59 yaşında kaybettik.
Spor Yazarlarının cengaveriydi.
TRT’de yaptığı spor haberleri bunun bir kanıtıydı. Hedefine tam 12’den vurmak üzere iken, ölüme yenildi.
Şimdilerde Ortaköy’deki ebedi istirahatgahında.
O orada ebedi uykusundayken, onu sevenler ise, çıkılan yoldan ilerlemeye kararlı.
Sevgili, yiğit kardeşimin gözü arkasında kalmasın.
Zira…
Çıkılan yolda onu yalnız bırakmayan bizler yürümeye kararlıyız.