Erg-3Berlin duvarının 1989’da yıkılmasıyla, Demir Perde yıkılmış ve milliyetçi akımların öne çıkmasıyla Yugoslavya 1990-95 yılları arasında iç savaş yaşamıştır. Büyük ıstırap ve acılara neden olan bu savaş sonunda, bugünkü sınırlar çizilmiş, Eski Yugoslavya’dan Yedi (7) ülke çıkmıştır. Savaş sona ermek üzereyken, Sırpların 1995’in Temmuz ayında başlattıkları “Krivaya 95” operasyonu ile Sırp lideri Radovan Karaciç, Bosna Sırp Ordusu komutanı Ratko Mladiç’le Srebrenitsa’ya saldırmışlardır. Halbuki BM’ler 1993 yılında Srebrenitsa’yı Boşnaklar için güvenli bölge olarak belirlemiş ve bölge güvenliği için Hollandalı Komutan Thom Karremans komutasında BM Barış Gücünü bölgeye yerleştirmiştir.
Hareket eden her şeye ateş ettiklerini itiraf eden askerlerin anlattıkları insanın kanını donduruyor. Avrupa’da “canlı hedefe ateş etmek ister misiniz” diye reklamlar yapıldığı söyleniyor.. Hollandalı askerler bölgeyi korumakla görevlendirilmişti. Ama Sırplar, gerekirse, Hollandalı askerleri de öldüreceğini söyleyince Mladiç’in Srebrenitsa’ya saldırmasına ses çıkaran olmadı. Pasif kalmaları onları da suç ortağı yapıyordu. Boşnakların, Hollandalı yetkililere “en azından silahlarımızı geri verin” çağrısı da karşılıksız kaldı. Hollandalı Komutan Thom Karremans, güvenliğinden sorumlu olduğu 25.000 mülteciyi ve tüm şehri Sırpların insafına terk etti. 11 Temmuz’da Mladiç güvenli bölgeyi ölüm kampına dönüştürdü. Böylece dünyanın gözü önünde toplu bir katliam gerçekleşti ve sırf Boşnak olduğu için 10 binlerce insan öldürüldü. Üstelik bu katliam, Birleşmiş Milletlerin güvenli bölge olarak ilan ettiği bir yerde dünyanın gözünün içine baka baka yapıldı.
Bilir misiniz, Boşnaklar için kahve ayrı bir öneme sahiptir. Boşnaklarda kahve ikramı hayata, konuklara, yakınlara duydukları yakınlığın, değerin, sevgi ve muhabbetin göstergesidir. Srebrenitsa'da kadınlar evde birini beklerken kendine bir kahve yapar, bir de beklediği kişiye... eşlerine, ama eşleri hiçbir zaman gelmeyecektir.
Erg1-1Boşnak Sanatçı Aida Sehoviç Srebrenitsa Katliamının 9. yıldönümünde Saraybosna’da binlerce kahve fincanıyla katliamı sembolize eden bir performans düzenlemişti. Yerdeki yüzlerce fincana kahveler konuluyordu. Sağduyulu İnsanlar, dünyanın çeşitli yerlerinden gelerek kahve fincanlarıyla katıldılar. "Što Te Nema? Neden Burada Yoksun?"
Ve işte bugün faşizmin ve ırkçılığın o utanç günlerinden birinin 30. Yılı, ancak, gerçekten utanan var mı, utanıldı mı, yoksa benzer katliamlar bugün de devam ediyor mu, sorguluyor muyuz?
Bugün dünyada yeni Sto Te Nema’lar yaşanıyor. 30 yıl sonra yine yeni hikâyeler yazılacak. Neden, nedir bu insanlık dramı, nedir bu insanın insana karşı hırsı, BARIŞ çok mu uzakta.