MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ezber bozan çıkışlarına bir yenisini ekledi. Partisinin grup toplantısında konuşan Bahçeli, “Cami ne kadar bizimse Cemevi de bizimdir. Cemevinin ibadethane olarak tescili hususunda atılgan olmak, engelleri birer birer kaldıracak irade cesaretini sergilemek gerek” dedi. Bahçeli’nin “atılganlık, irade, cesaret” çağrısının adresi elbette Cumhur İttifakı ortağı AK Parti ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan.
Bahçeli’nin çağrısına Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan henüz yanıt gelmedi. AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik soru üzerine, iktidarları boyunca Alevi canların yanında olup ayrımcılıkla, eşitsizlikle mücadele ettiklerini söyledi, bu son çağrıyı da yetkili kurullarda değerlendirip “Cumhur İttifakı olarak tek bir görüşü müspet bir çerçevede” oluşturacaklarını kaydetti.
Aslında AK Parti bu konuya çok uzak değil. 2009’lı yıllarda “Milli Birlik ve Kardeşlik Projesi” olarak adlandırılan “Demokratik Açılım” sürecinin bir başlığı da Alevi Açılımı olmuş, iki yılda 300’den fazla kişinin katıldığı 7 Alevi çalıştayı düzenlenmişti. Çalıştayların ardından hazırlanan raporda da cemevlerine hukuki statüden din derslerinin yeniden düzenlenmesine onlarca öneri yer aldı. Ancak birçok açılım gibi Alevi açılımı da hedeflere ulaşılamadan rafa kalktı.
AK Partili yetkililere göre “cemevinin ibadethane sayılması” konusu önceki çalışmaları da tıkayan ana başlıklardan biriydi. Aleviliğin ayrı bir din olmadığını söyleyenler ‘İslam’da tek bir ibadethane var, o da cami. Cemevleri ancak kültür evi olabilir’ diyordu. Cemevlerinin ibadethane olup olmadığı konusu farklı Alevi örgütleri arasında da tartışma konusuydu, ortak bir görüş sağlanamamıştı.
Alevi açılımı sürecine katkı veren bir AK Parti milletvekili cemevlerinin ibadethane statüsü tanınması meselesinin aslında Atatürk ilke ve inkılaplarını tartışmaya kadar gittiğini, bu konuda adım atılacaksa tekke ve zaviyelerin kapatılması kanununun yeniden ele alınması gerektiğini söyledi. Bu durumda da cemevine ibadethane statüsü derken kendimizi Adıyaman’da Menzil tarikatının mabedini konuşur hale gelebiliriz diye de ekledi.
AK Partili bir başka siyasetçi de bu öneriye kamuoyunun yaklaşımının da mutlaka ölçülmesi gerektiğine dikkat çekti. Bundan sonra atılacak her adımda yaklaşan seçimlerin üzerinden hesaplar yapılacağına dikkat çeken siyasetçi, “Bu öneriye kim nasıl bakıyor, özellikle bizim muhafazakar seçmenimiz nasıl yaklaşıyor ölçmemiz gerek. Siyasi maliyeti iyi hesap edilmesi gereken bir konu. Geçmiş dönemlerde önemli adımlar atıldı. Kültür Bakanlığına bağlı Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı kurduk, bir tepki görmedik. Bu konuda da yeni bir adım atılabilir” dedi.
Bahçeli’nin açıklamasının ardından önümüzdeki günlerde AK Parti’den de Alevi örgütlerinden de daha kapsamlı değerlendirmeler gelecektir. Her açılım başarılı olmasa da bir-iki adım yeni ilerleme sağlandığını dikkat çeken iktidar mensuplarına göre belki bu konuda da bir açılım başlarsa bir yeni adım daha atılmasına vesile olunabilir.
Komisyonda Öcalan krizi
PKK’nın feshi ve silah bırakma kararının ardından kurulan Meclis Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’ndan bir heyetin İmralı Cezaevi’ne giderek PKK kurucusu Abdullah Öcalan ile bir görüşme yapması tartışılıyor. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin yeni yasama yılının ilk grup toplantısında, “Gerekirse komisyonda görev yapan milletvekillerinden bir grup İmralı’ya giderek yüz yüze görüşme sağlamalı, mesajlar ilk ağızdan alınmalı ve kamuoyuyla paylaşılmalıdır” sözleri bu ziyaretin gerçekleşeceği yorumlarını artırdı.
DEM Parti yetkililerinin sık sık dile getirdiği ve mutlaka yapılmasını istediği görüşmeye dair AK Parti ve CHP’de ise ciddi görüş ayrılıkları var. AK Parti’de İmralı ziyaretinin yapılabileceğini söyleyenler, “Komisyon birçok aykırı görüşü dinledi. Öcalan’la görüşmenin de katkı yapacağı düşünülüyorsa, yeri ve zamanı iyi düşünülerek bir planlama yapılabilir” diyor. Böyle bir görüşmenin doğru olmadığını savunanlarsa “Bizi bağlayan Öcalan’ın 27 Şubat’ta örgüte fesih ve silah bırakma çağrısı yaptığı açıklamadır. Bu açıklamada her şey var. Fesih de gerçekleşti. Yeniden konuşulacak bir şey yok. Yapacakları silah bırakmayı tamamlamaktır” diyor.
CHP ise bir tutum almadan önce AK Parti’nin vereceği kararı görmek istiyor. Partide birçok yönetici komisyondan bir heyetin gidebileceğini ancak CHP’nin bu heyete onay verse de üye vermemesi gerektiğini düşünüyor. CHP’nin böyle bir heyette kesinlikle olmaması gerektiğini savunan bir komisyon üyesi, “İmralı’da Öcalan ile görüşmeye gitme meselesi bizim açımızdan çok hassas bir konu. Birincisi Meclis Öcalan’ın ayağına gitmemeli, ‘çok önemli, çok gerekli’ ise SEGBİS gibi bir yöntem kullanılabilir. İkincisi CHP ciddi bir yükseliş ivmesi yakaladı. Partinin oyu yüzde 40’lara gelmişken yarın nasıl sonuçlanacağı belli olmayan bir maceranın parçası olunmamalı” diyor.
Sonuç olarak AK Parti de CHP de İmralı ziyaretini partinin yetkili organlarında ele almış değil. Konu komisyonda gündeme geldikten sonra iki partide de bir karar verilecek. Bu kararlar komisyon üyeleri ya da partililerin tutumlarından farklılık gösterebilir. Bu ay bitmeden bu konudaki soruların yanıt bulması bekleniyor.