Türkiye’de belli aralıklarla demokratikleşme ve reform adımları atılmaya çalışılması siyasi hayatımızın bir vazgeçilmezi haline geldi. 2013 yılında başlatılan “Çözüm süreci” başarısız olunca yeniden çatışmalı süreç başladı. MHP lideri Devlet Bahçeli’nin geçtiğimiz yıl yaptığı açıklamalarla süreç yeniden başladı.

İktidar 2009 yılında da Alevi açılımı denedi. O açılım süreci de Alevi örgütlerinin ifadesiyle “büyük bir felaketle” sonuçlandı ve başarısız oldu. Alevi temsilcilerine göre süreçte samimiyet yoktu ve bu nedenle açılım gerçekleşemedi. Bazı İslami camianın önde gelen hocalarının ve cemaatlerinin de Erdoğan ve hükümet yetkililerine giderek Alevi açılımından duydukları rahatsızlığı dillendirdikleri ifade edildi. Tartışmalar yaşandı ve bir ilerleme kaydedilemedi Başbakanlığı döneminde Erdoğan’a cemevleri statüsü ile ilgili bir soru soruldu. Erdoğan ise 2014 yılında bu soruya “yasal statü İslamiyet’te bölünmeye neden olur” yanıtı vererek tartışmalara noktayı koydu.

Geçmişte çeşitli reform söylemlerinde Alevilerin; “Eşit vatandaşlık”, “Cemevlerinin ibadethane olarak tanınması”, Müfredatta Aleviliğin yaygınlaştırılması”, “Kamuya alımlarda uygulanan ayrımcılıklara son verilmesi” gibi temel talepleri defalarca görüşüldü ancak somut yol alınamadı. 2021 yılında İçişleri Bakanlığı yeni bir çalışma başlattı ve Türkiye’deki tüm cemevleri gezildi. Şu an Cumhurbaşkanlığı’nda görev alan Ali Arif Özzeybek’in girişimleri ile yapılan çalışmanın ardından ortaya somut bir de adım çıktı ve “Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı” kuruldu. İlk başkan Özzeybek, kurumda bazı adımlar atsa da kurulma sancılarının ve siyasi tartışmalar nedeniyle görevini başka bir isme devretti. Ali Rıza Özdemir, birçok Alevi örgütü ile problemler yaşadı ve adeta alınan kısa yol da bir anda heba edilmişçesine geriye gitti. Başkanlığa mesafeli olsa da “acaba başarılı olur mu” diyerek adım atmaya hazır Alevi örgütleri dahi uzaklaştırıldı. Hatta iktidara yakın Alevi örgütleri dahi Başkanlığın adımlarına tepki göstermeye başladı. Bu durum fark edilince Özdemir görevden alındı ve yerine Esma Ersin atandı. Esma Ersin, ise sadece “mevziyi ayakta tutma” görevi yapıyor. Yeni bir açılım, tamir görevini henüz yerine getirmediğini söylemek mümkün. Başkanlık da bugün “Cemevlerinin elektrik faturasını ödeyen bir kurumsal çerçevede kaldı” yorumlarına muhatap oluyor.

Şimdi yeni bir gelişme daha yaşandı ve MHP lideri Bahçeli’nin bir cemevi yaptırması sonrası grup toplantısında; “Tabulara sığınmanın, suni gerginlikleri ve korkuları diri tutmanın, insan ve inanç haklarına kapalı durmanın hiçbir sonu ve sonucu yoktur. Cemevinin ibadethane olarak tescili hususunda atılgan olmak, engelleri birer birer kaldıracak irade cesaretini sergilemek gerekmektedir. Alevi İslam inancına mensup kardeşlerimizin cemevini ibadethane olarak görmelerine anlayış ve saygı duymak lazımdır” açıklaması gündeme oturdu. “Tabulara sığınılmaması” vurgusu önemli. Bu mesajın direkt İslami camiaya olduğu ve dolayısıyla Erdoğan’a olduğu açık. Yeni çözüm sürecini başlatan, İmralı ile görüşmeleri hızlandıran, Meclis’te komisyon kurulmasını sağlayan Bahçeli’nin bu çıkışı sonrası gözlerin çevrildiği yer iktidar ortağı Erdoğan ve AK Parti oldu elbette.

Bahçeli’nin önerisine ilk açıklama AK Parti sözcüsü Ömer Çelik’ten geldi ve “kurullarımızda değerlendireceğiz” demekle yetindi.

Ancak öğrendiğimize göre kurullar aşaması çoktan aşılmış durumda. Cumhurbaşkanı Erdoğan’a bir süre önce cemevlerinin ibadethane olması durumunda atılacak yasal adımlara dair kapsamlı bir rapor sunuldu. Yani atılacak tüm adımlar Erdoğan’ın önündeki raporda var. Alternatifli ve seçenekli olarak hangi adımların atılabileceğine dair modeller de hazırlanmış. Ali Arif Özzeybek’in de desteği ile hazırlanan Alevilerin taleplerine dair raporda cemevlerininin ibadethane olarak tanınması, eğitimde eşitlik, nefret suçları ile mücadele, kamuda ayrımcılıkla mücadele gibi başlıklarda tespitler ve çözüm önerileri var. Bu raporla birlikte bir de hukuki çerçevenin ele alındığı ve Hukuk Politikaları Kurulu Başkanvekili Mehmet Uçum tarafından da son dokunuşların yapıldığı detaylı bir rapor var.

Hemen belirtelim; cemevlerine yasal statünün kazandırılması Tekke ve Zaviyeler Kanunu’na takıldığı yönünde yorumlar da var. Bu temel ve çözülemeyen bir tartışma. Bunun aşılabileceğine dair yorumlar da hukukçular tarafından yapılıyor. İmar Kanunu, Belediyeler Kanunu gibi bazı kanunlarda yapılacak düzenlemeler ile aşılacağına dair yorumlar var.

Niyet edildikten sonra kanunlarla sorunu aşmak kolay. Şu an herkesin merakı Erdoğan’ın atacağı adım ve tabuların yıkılıp, yıkılmayacağına çevrilmiş durumda.