Yeni başlamış olduğum Ankara’nın rock müzisyenleri serisinde ilk misafirim olan Serhat Başer ile ilgili yazının oldukça ilgi çektiğini söylemeliyim. Ankaralılardan, rock müzik sevenlerden ve rock müzisyenlerinden hem sosyal medyadan hem de şahsi iletişim kanallarından çok olumlu geri dönüşler aldım. Seri bir süre daha tanıdığınız ve tanımadığınız müzisyenler ile devam edecek.
Serinin ikinci konuğu çok değerli abim sevgili Murat Bağcıoğlu. Ankara’da rock müzik seven ve çeşitli mekanlarda rock müzik dinlemeyi seven hemen herkesin tanıdığı bir sima Murat Bağcıoğlu. Öncelikle kendisinin bir salon beyefendisi ve centilmen olduğunu söyleyerek başlamak isterim. Müziği ve müzik yapma şekli konusunda oldukça hassas bir müzisyen. Nüanslara çok dikkat eden ve işini çok ciddiye alan bir rock müzisyeni.
Murat Bağcıoğlu 1951 doğumlu. Her ne kadar 74 yaşında olsa da günlük hayatında da sahnede de çakı gibi bir delikanlı. Hem hareketleri hem fiziği ile. Sağlığına çok dikkat ediyor ve yürüyüşlerini hiç aksatmıyor. Umarım o yaşta bende öyle olabilirim. Evli ve dile kolay dört çocuk babası kendisi.
Asıl mesleği mimarlık ama müzik ve sahne hayatını neredeyse 60 yıldır mesleği ile yan yana yürütmüş. “O yüzden de ikisine de yaranamadım bazen” diye tiye alıyor bazen. Eğer yaranamamış hali buysa yaranmış hali uzay olurdu herhalde Ankara Devlet Mühendislik Mimarlık Yüksek Akademisi mezunu. Mesleğini de severek yapmış yıllarca ve emekli olmuş vakti geldiğini düşündüğü zaman. Şu an sadece müzisyenlik yapıyor.
Murat Bağcıoğlu’nun çaldığı enstrüman gitar ve güncel olarak çaldığı grup On-Off Band. Güncel olarak grubu ile beraber çaldığı mekanlar Beat Rock’n Pub, Cafe Bien, Tenedos ve Müjgan 100. Yıl. Kendinden çok genç, tabiri caiz ise “tıfıl” grup arkadaşları da var ve müthiş bir sinerji içindeler. Özellikle Beatles Tribute programı çok keyifli ve etkileyici ama bunun yanında Pink Floyd, Deep Purple ve benzerlerine de sıklıkla yer veriyorlar programlarında.
Favori enstrümanı gitar. Bu soruyu her müzisyene soruyorum. Zira gitar çalabilir ama dinlemekten en keyif aldığı enstrüman farklı olabilir diye. Favori gitar markası ise Gibson. Toplamda sekiz gitarı varmış Murat Bağcıoğlu’nun, çoğu Gibson ancak Fender’de var, hem de 1969 yapımı efsane bir gitar. Murat Bağcıoğlu’nun sound’u çok temiz. Kendi de pırıl pırıl ve hatasız çalıyor haliyle yılların verdiği tecrübeye dayanarak. Çok temiz bir tarzı var, keyifli, rahatlatıcı. Kendi de sahnede çok rahat zaten.
En sevdiği müzik gruplarını sorduğumda ise verdiği cevap Pink Floyd, Beatles, Led Zeppelin, Mahavishnu Orkestra ve Free oldu. Favori şarkısı Etta James’in “I’d rather go blind”.
Çalmaktan en keyif aldığı grup Pink Floyd, çalmayı en sevdiği şarkı ise Eric Clapton’dan, “Unplugged” albümünde yer alan “Nobody knows when you’re down”.
Çalma tarzından etkilendiği müzisyenler Eric Clapton, Jimi Hendrix ve Hank Marwin.
Müzik emeklilik yaşamında en çok vaktini alan öğe olsa da basketbol oynamak, resim yapmak gibi hobileri de mevcut. Çok uzun gündelik yürüyüşlerini ise asla ihmal etmiyor.
Müzik onun için neyi tanımlar diye sorduğumda o da Serhat Başer ile benzer bir cevap verdi. Bu cevaba sıkça rastlayacağız anlaşılan bu yazı serisinde. Cevabı; “her şeyi ifade etmeyi” idi. Sahnede geçmişimi yansıtıyor, anı yaşıyor ve geleceğimi ön görüyorum diye ifade ediyor o da. Neysem oyum sahnede, geçmişim, anım ve geleceğim ile diyor. Kendimi en iyi ifade ettiğim şey, her şeyi ifade etme biçimim müzik diyor ve ekliyor. Bunu da en iyi sahnede yapıyorum diyor. Hemen hemen aynı cevap yani.
Murat Bağcıoğlu karizmatik, çok etkileyici ve çok beyefendi bir müzisyen. Hayatını belli ki hep öyle yaşamış ama müzik yaparken bazı kurallarından da ödün vermemiş. Kendini ifade ettiği yer olan sahnede kendini ifade etme biçimini kendi yaratmış, buna da kimsenin burnunu sokmasına izin vermemiş özetle.
Kendisini güncel grubu ile mutlaka dinlemenizi öneririm. Gidip tanışmak isterseniz de o centilmen tavrı ve nezaketi ile sizi de etkileyeceğine eminim.
Bol müzikli günler rock müzik severler.