Dedeleri Toroslar'dan Karaman'dan Selanik'e giden Yörük-Türkmenlerden olan Mustafa Kemal Paşa'ya Anadolu ve Balkan Coğrafyasında yaşayan yörükler "Başyörük" ünvanını vermiştir.
İmparatorluk bakiyesinden yeni bir devlet kuran Mustafa Kemal Paşa, Cumhuriyetin temellerini işte o "Kara Çadır Töresi" ile kurmuştur.
Ümit Başkan "Kara Çadır"ı hatırlatırken kurduğu cümleler mıh gibi kafama çakıldı. Önce onları paylaşmalıyım:
“Bu yıl dedim, kara çadırın duruşunu biraz ifade edelim. Kara çadırın duruşunu, kara çadır, iki türlü kara çadır var. Biri içinde yaşadığımız fiziki kara çadır.
Bir de baş yörük Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün söylediği kara çadır. Yani diyor ya, Toros Dağları'nın tepesinde varsa sorun yoktur. Demek ki o kara çadırda bir güvence var.
O kara çadırda bir sigorta var Türkiye'nin geleceği için. O ayrı bir şey. Fiziki bir kara çadır değil o, kavramsal bir şey.
Bir anlayışı, bir ruhu, bir zihniyeti ifade eden bir şey. İşte o kara çadırdan da biraz söz etmek lazım. Dediler ya başkanım, siyasete girersen sıkıntı olur.
Hem kamu görevlileri var aramızda, hem farklı fikirden insanlar var. Yok, günlük polemik siyasetine girmem. Merak etmeyin.
Yörük kültürü siyaset üstü kalır. Tabii bununla beraber kara çadırın kaygılarını ifade etmezsek o ayrı bir vebaldir. Bakın kara çadır, kara çadır kavramı çok ağır bir kavram.
Bir vasiyetname. Baş yörüğün Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün bir vasiyetnamesi. O çadırın kaygıları olması lazım.”
40 yıla yaklaşan gazetecilik meslek hayatımda ülkemizin halini "Kara Çadır" başlığı ile bu denli anlamlı anlatan bir devlet adamı, siyasetçi, akademisyen, yöneticiye rastlamadığımı ifade etmeliyim.
Kara Çadır'ı hatırlatan Ümit Uysal'ın imzalayarak armağan ettiği "21. Yüzyılda Yeniden Cumhuriyet" adını verdiği kitap geldi aklıma. Bunca işin-gücün arasında Cumhuriyet devrimlerinin kazanımlarını avuçlarımızın arasına koyarken, “Atatürk ve Cumhuriyet Devrimleri”ne her zamankinden fazla ihtiyacımız oluşunu hatırlatan Ümit Uysal'a bu eseri okuyucu ile buluşturan Cumhuriyet Kitaplarına da teşekkür ediyorum.
Bu Çalıştayda çok şey öğrendim; Akdeniz Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Şükrü Özen'i dinledim. Antalya Vali Yardımcısı Ayhan Yazgan; kendisi de Adana-Karaisalı yörüklerinden "2000 yıl önce Arap coğrafyasında kadınlar, kızlar toprağa gömülürken Tomris Hatun'da ülke kurup yönetiyordu" sözleri ile Türk toplumundaki kadın gerçeğini işaret etti.
Akdeniz Üniversitesi Yörük Kültürü Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü panelin oturum başkanlığını yapan Doç. Dr. Fatih Uslu'ya hayran oldum. Kime sorduysam "Bıkmadan, usanmadan kıt imkanlarla Yörük-Türkmen kültürü için canını dişine takıyor" dediler.
Panelde; Pamukkale Üniversitesi El Sanatları Bölümü Başkanı Prof. Dr. Ayşegül Koyuncu Okça, Akdeniz Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Yörük Kültürü Uygulama ve Araştırma Merkezi Yönetim Kurulu Üyesi Prof.Dr. Gülden Bölük, Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü Tasarım ve Marka Danışmanı Esma Civcir, Dijital içerik Üreticisi Ayşe Erden'in konuşmalarını dinlerken "Yörük-Türkmenlerdeki Kadın"ın televizyon belgesellerinde Yörük-Türkmen kadınının ne kadar eksik yansıtıldığını anladım.
Mustafa Kemal Paşa'nın dikkat çektiği "Yörük-Türkmen Çadırı" bir başka deyim ile "Kara Çadır"ın "Orta direğinin gerçekte kadın" olduğunu öğrendim.
"Kültürler son nefesini yüksek dağların zirvesinde verir" sözünü de bu çalıştayda duydum. Ne kadar da doğru! Tarih boyunca daha iyi nefes almak için göçebe yaşamış Türk milletinin mensupları olarak, özgürlüğe ve doğaya düşkünlüğümüzü hatırlattı bana.
Bilim insanları çoğumuzun unuttuğu istatistikleri de hatırlattı. 50 yıl önce Türkiye nüfusunun yüzde 80'i köyde yaşarken günümüzde bu miktarın şehirlerde yaşayanların yüzde 90'a ulaşması ancak büyükşehir yasaları yüzünden mahalleye çevrilen alanlarda köy yaşantısının devam ettiği de vurgulandı.
Çalıştayın ikinci oturumunda Mersin Üniversitesi, Yörük Kültürü Uygulama Araştırma Merkezi Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Mustafa Uslu oturum başkanlığına getirildi. Doç. Dr. İmran Gündüz Alptürker, Akdeniz Üniversitesi Antalya Devlet Konservatuarı Türk Müziği Bölümünden Deniz Dinçel, Cigznov Kazan Devlet Konservatuarı Müzikolog ve Öğretmen Gülnaz Ziyangirova Cihan ve Dijital İçerik Üreticisi Gezen Oğlak adıyla bilinen Elif Akçivi konuşmacı oldular. UNESCO'nun somut olmayan Kültürel miras listesinde yer aldığımızı öğrendik. “Yörük Kadınlarının Şifacı"lığını, Ebelik kültürünü, alternatif tıpta sülük tedavisinden çocuk hastalıkları tedavisine, kök boyadan dokumacılığa, hayvanların tedavisine, doğadan toplananlarla ilaç yapımı, cilt hastalıkları, "Ocakcılık" konusu ve “Şaman “Kültürü” ile benzeşmeleri ele alındı.
Müzik evrenseldir... Lakin Yörük kültüründeki müzik olağanüstü "Al Fadimem, bal Fadimem" türküsünün şikâyet olduğunu öğrendik. Kazan Hanlığı ve tarihine kulak verdik. Tatar Kadınları ile Yörük kadınlarının ortak özelliklerinin farkına vardık. Geleneksel takvimi bilen kaş kişi kaldı bilmem. Rûz-i Kasım, Rûz-i Hızır olarak ikiye ayrılıyormuş. Nevruz ve Hıdrellez'in ritüelleri olağanüstü kültürler.
Bu çalıştay anlatılmaz, yazılamaz. Kelimenin tam anlamı ile yaşanır. İki gün boyunca süren programın bazı bölümlerini kaçırmış olabilirim. Fakat "Serbest Kürsü" gerçekten çok anlamlı idi.
Dernek yöneticileri, Yörük Beyleri, Yörük Hatunları mikrofonu ellerine alıp, dilek ve temennilerini açıkça dile getirdiler. Ve bu oturumda canlı olarak kayda alındı.
Yörükler aslında fazla bir şey istemiyor. Sadece yılın belli günlerinde hatırlanmak güçlerine gidiyor. Siyasette yörüklerinde temsil edilmelerini istiyorlar. Antalya'da daha önce iki yörük milletvekili var iken bugün olmadığını vurguluyorlar.
Böylesi çalıştay ve programlarda genellikle protokol konuşmaları dışında dinleyen kişiye söz verilmez. Muratpaşa Belediye Başkanı Ümit Uysal bu protokolü aşarak her kişiye serbest kürsüde söz verilmesini sağlayarak, kör-topal giden demokrasimize yeniden örnek oldu.
7'nci Yörük Kurultayında hediyelerin en anlamlısı bir önceki 6. ncı Kurultayın ana teması olan "Yörüklerde Yemek Kültürü" kitap haline getirilmiş. Dr. İbrahim Bakır'ın editörlüğünde bilimsel eser haline dönüştürülmüş. Kütüphanemde mutfak için kaynağa sahip olduğum için emeği geçenlere teşekkür ediyorum.
Başkent Ankara'ya dönerken yüreği Yörük Çalıştayı’nda kaldı. Başta Muratpaşa Belediye Başkanı Av. Ümit Uysal olmak üzere emeği geçenleri saygı ve sevgi ile selamlıyorum.