6 Şubat 2025. Yer, Hacı Bayram Veli Üniversitesi. Prof. Dr. Ahmet Bican Ercilasun Sempozyumu yapılmaktadır. Sempozyum esnasında Prof. Dr. İsmail Parlatır’ın telefonu çaldı. “Zeynep Hoca’yı kaybettik” sözüyle birlikte salon buz kesti. Prof. Dr. Ahmet Bican Ercilasun ayağa kalkarak "Saygı duruşu!" diye bağırdı.
Dr. Zeynep Aslan, “Türkiye'nin dört bir yanından gelen yaşlı-genç tüm Türkologlar, Türkolog adayı öğrencilerimiz, çeşitli bölümlerden gençler, hocalar herkes ayağa kalktık. Zeynep Hoca’nın nefesi verdiği o ilk anlarda salondaki yaklaşık 300 kişi saygı duruşunda bulundu” diyor.
İlk anda haberi duyan, yalnızca 300 kişi kadardı. Prof. Dr. Zeynep Korkmaz hocamız, yüzlerce ve binlerce değil on binlerce öğrenci yetiştirmiş, sürekli çalışmış, çok yazmıştı. 104 yaşındaydı ama çok mu yaşamıştı? Bir insan sabahtan gece yarısına kadar her gün bu ülkenin öğrencileri için derslerle, bu ülkenin aydınları için konferanslarla, bu ülkenin kurumları için toplantılarla ve görevlerle, bu ülkenin kültürü ve geleceği için kitaplarla uğraşıp üstelik zamanın yetmediğinden şikayet ederse; okul, kurum, kütüphane, masa arasında geçirdiği zamanda çok yaşamış olur mu?
Dr. Zeynep Aslan, “Ömrünü Türklük Bilimine adayan Zeynep Hocamıza, çok az kişiye nasip olacak böyle bir vedayı uygun görmüştü Rabbim. Hayatı gibi vedası da hepimize ibrettir. Allah hepimize bahşettiği nimetlerin hakkını vermeyi ve şerefimizle, hayırlarla ölmeyi nasip etsin” sözleriyle devam ediyor.
Prof. Dr. Zeynep Korkmaz’ı medya dünyasından birçok muhabir tanımasa da onu bilim dünyası çok iyi tanıyor. Bütün Türk dünyası, Almanya'dan Amerika'ya, Rusya'dan Çin'e kadar Türkoloji biliminin hocaları çok iyi bilir. O, hocaların hocasıdır. Türk diline sayısız eserler kazandırmış, terimler yazmış, dilin sistematiğine katkı yapmış çok kıymetli bir bilim insanıdır. Yaşınca kitapları vardır.
Onun doğum tarihi olan 5 Temmuz 1921’de ülkenin adı, Osmanlı Devleti idi. O tarihte Kurtuluş Savaşı yapılıyordu ve o gün, Yunan Kralı Konstantin, ordusuna, Kütahya’ya taarruz emrini vermişti. Bir İngiliz komutan, Mustafa Kemal’e Zonguldak’tan mesaj göndermiş, Mustafa Kemal, verdiği cevapla ilgili olarak Nutuk’ta şu cümleleri yazmıştı:” Metalibi milliyemiz, zatıâlilerince malûmdur. Millî topraklarımızın düşmanlardan tamamiyle istihlâsı, hududu milliyemiz dahilinde siyasi, malî, iktisadi, askerî, adli, harsî istiklâli tammımız esası kabul edildiği takdirde müzakerata girmeye âmade olduğumuzu beyan ederim.” Zeynep, o gün Nevşehir’de, ailenin üçüncü çocuğu olarak doğdu. Atatürk’ün kurduğu Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi’nde okudu ve Nutuk’u günümüz Türkçesine çevirdi. Bir kitabın çevirisi demek, kitabın tümüyle hazmedilmesi demektir. Bir edebiyatçı mutlaka tarihi iyi bilmelidir ama Zeynep Korkmaz, bu sayede Türk Kurtuluş savaşı tarihini hatmetti diyebiliriz. Çünkü Nutuk, yok edilmek istenen bir milletin, işgal edilmiş vatanını, terhis edilmiş ordusuna, düşmanla işbirliği yapan hükümetine rağmen bir lider önderliğinde verilen onurlu bir var olma savaşının anlatımıdır. Zeynep Hoca, Nutuk’u günümüz diliyle mükemmel hazırlamıştır.
Zeynep Korkmaz, 1945 yılında Türk Dil Kurumu asil üyesi olduktan sonra yıllarca Türk diliyle ilgili çeşitli eserler yazdı. O yıllarda Samanpazar’nda oturduklarını anlatmıştı. Daha sonra Türk Dil Kurumu’na yakın olması için Kavaklıdere’de bir ev aldı ve kuruma yürüyerek gidip gelmeye başladı.
TRT’de 1977 yılında spiker ve muhabirlerle birlikte katıldığımız kurslarda Türk Dili derslerinde hocamız oldu. 1984-1988 arasında TRT Yönetim Kurulu üyeliği yaptı.
1990’lı yıllarda Rıdvan Çongur hocamın davet ettiği, Türk Dil Kurumu’ndaki bir toplantıda yaptığımız sohbetten sonra pek çok konferansında dinlemeye gittim.
95 yaşında bayram ziyaretine gittiğimizde kendi eliyle bize kahve yapmasını ve ikramda bulunmasını unutmak mümkün müdür?
2021’de 100 yaşında idi. 100 yaşına girmiş olmakla birlikte durmayan, halâ kitap yazan, konferans veren, Kurtuluş Savaşı doğumlu bu eli öpülesice, Türkçenin Kurtuluş Savaşını veren ve bu savaşı kazanan bir dil komutanıdır. Evet, 100 yaşında verdiği konferansı da ilgiyle dinlemiştik. Türk Dil Kurumunun kuruluşunu gören Zeynep Hoca, onu ayakta tutan kadındı bizim için. Çünkü o, Türk Dil Kurumu'nun öz be öz annesiydi. TDK Başkanlarının birçoğu onun öğrencisi olmuş, hatta benim gibi yayıncılık diliyle ilgilenenleri de her zaman cesaretlendirmişti. O, adına kitaplar yazılan, makaleler sunulan bir bilim insanıdır. Türkçenin tarihi, etimolojisi, dünyadaki yeri, dil bilgisi, anlambilim, söz dizimi, cümle kurgusu gibi dilin, her biri uzun yıllar çalışma gerektiren pek çok dalını uzun uzadıya incelemiş, önemli katkılar yapmış, kendisi hem bir kaynak hem de bir marka olmuştu. O yıl, Öğretmenler Gününde pek çok öğrencisi gibi ben de arayıp gününü kutladım. Biliriz ki öğretmen, daima öğretmek için uğraşır. Onların bir cümlesi bile yerine göre derstir. En ucuz ve en değerli ders... O gün bile bir şeyler yazdığını biliyordum. O yıl TDK, Türkiye Türkçesi Grameri adlı kitabını yeniden bastı. Ama Prof. Dr. Leyla Karahan’ın editörlüğünde, Türkçeyle Yaşamak, onun adına yakışan bir eser oldu.
Türkçeyle yaşamak… O kadar çok bildiri sundu, kitaplar yazdı, konferanslar verdi ki bunların adını sıralamak bile bu metnin toplamından daha fazladır. Oğuzlardan güncel Türkçeye kadar dilimizin her konusunda eserleri vardır. Terimler katmıştır dilimize. “Gençlere öncelikle tavsiyem, dillerini iyi öğrensinler. İkinci tavsiyem ise, hangi alanı temsil ediyorlarsa o alana ilmî değerler açısından kıymet versinler ve derinlemesine insinler.” diye vasiyet etmişti. Amerika’dan Çin’e Rusya’dan Almanya’ya kadar dünyanın her ülkesindeki Türkologların yakından tanıdığı, kaynak olarak yararlandığı Zeynep Korkmaz geçti bu dünyadan… 100 yıl daha yaşasa, yine durmadan kitap yazar, dersler verirdi. Çünkü ona zaman, çok kısa geliyordu. Bunca eseri arasında bir cümlesi var ki paylaşmamak olmaz: “Oğuzlarda ortak yaşamda katlanılmayan en kötü vasıf yalancılıktır. Böyle bir özellik taşıyan kimse ömür boyu horlanır ve damgalanır.”
Mekânı cennet olacaktır ve olmalıdır da bu kıymetli Türk anasının.