Trabzonspor ile Fenerbahçe…

1975 yılında başlayan muazzam rekabet…

Türk futbolunun en sert, en duygusal ve en politik rekabetlerinden biri. Sadece saha içi mücadele değil; şampiyonluk yarışları, federasyon kararları, saha olayları ve toplumsal gerilimlerle şekillenen mücadele.

1970’li yılların başında Eskişehirspor ilk ateşi yaktı aslında… Anadolu’nun parlayan yıldızı olarak Galatasaray’la şampiyonluk mücadelesi verdi. Girdiği mücadelede başarılı olamadı.

Rahmetli Fethi Heper’in “Galatasaray maçında verilen bir penaltı ve verilmeyen bir penaltı ile kaybettik” dediği maç ile şampiyon olamadılar ama Anadolu takımlarına ilham oldular. Bu yolu en hızlıkat eden ise şampiyon olan Trabzonspor oldu.

Trabzonspor’un zirve yaptığı yıllarda en büyük rakibi Fenerbahçe idi. Bu rekabetin kökleri o yıllara dayanıyor. Yalnızca 90 dakikanın değil; yılların, kırılmaların ve hafızanın içinden geçiyor.

O yıllarda Fenerbahçe ile oynanan her maç, “Anadolu’nun meydan okuması” olarak görülüyordu.

Sonra büyük bir kırılma yaşandı.

5 Mayıs 1996… Avni Aker’de Fenerbahçe’nin 2-1 kazandığı maç, Trabzonspor için bir travmaya dönüştü. Sezonun büyük bölümünü lider götüren Karadeniz temsilcisi, şampiyonluğu o akşam bıraktı.

Bu maç, iki kulüp arasındaki gerilimi bir üst seviyeye taşıdı. O günden sonra bu rekabette hiçbir şey “sadece futbol” olmadı.

Ve tabii ki 2010-2011… Futbolun ötesinde bir sezon.

Türk futbol tarihinin en tartışmalı sezonu… İki takım da sezonu 82 puanla tamamladı. Fenerbahçe, averajla şampiyon oldu. Sonrasında 3 Temmuz süreciyle başlayan soruşturmalar, Türk futbolunu sarsan bir dönemi başlattı.

Trabzonspor cephesi, “hak edilmiş bir şampiyonluk” söylemini yıllarca sürdürdü. Fenerbahçe ise sahadaki başarısının gölgelenmesine karşı direndi. Bu süreç, rekabeti saha dışına taşıdı; hukuki ve siyasi bir boyut kazandırdı.

O günden sonra Trabzonspor- Fenerbahçe maçları sadece puan tablosu için oynanmadı.

Her karşılaşma, geçmişin yüküyle oynanıyor. Tribünlerde yalnızca tezahürat yok; hatıralar, kırgınlıklar ve hesaplaşmalar var.

Bir de unutmadan söylememiz gereken; tezahüratın tek taraflı olmasıvar.

Son yıllarda İl Güvenlik Kurul’u kararları ile deplasman seyircisine maçların yasaklanması.

Bu çağdışı uygulamanın artık son bulması gerekmez mi?

Neden işin kolayını seçip yasak koyuyoruz. Bu maçtaki yasak son olmalı ve şimdiden önümüzdeki sezon için net kararlar alınmalı. TFF başını kuma gömmeden kararlarını lig biter bitmez açıklamalı.

Her takımın seyircisi deplasmana gidebilmeli ve takımını desteklemeli.

Unutmayalım ki futbol her iki takımın seyircisi ile güzel.