Türk futbolunda her sezonun ilk büyük heyecanı transferler değildir.

Yeni formalar da değildir. Asıl heyecan, fikstür çekildiği gündür.

Çünkü herkes bilir ki;

Süper Lig’de bazen maçlar sahada değil, fikstür masasında kazanılır.

Her yıl TFF çıkar,

“Bilgisayar destekli, adil, şeffaf” der.

Aynı TFF, daha sonra müdahaleler yapar ve maçları erteler ya da tarihlerini değiştirir. Hafta başında da yine buna benzer karar alarak akılları karıştırır. Konuyla ilgili yaptığı açıklama da kamuoyunu tatmin etmez.

Şu iyi bilinmelidir ki futbol;

Zamanlama işidir, ruh hali işidir ve psikoloji işidir.

Ve fikstür, bu psikolojiyi belirler.

Elbette TFF’nin işi zor.

Derbiler var.

Güvenlik var.

Avrupa var.

Yayıncı var.

Ama taraftarın tek sorusu var:

“Bu adalet mi?”

Fenerbahçe sezona bakıyor.

İlk haftalarda Avrupa dönüşü deplasmanlara gidişler. Zor mu? Uzun yolculuklar oldukça zor tabii ki.

Galatasaray’a bakıyorsun Avrupa maçları öncesi ve sonrasında sahasında maçlara çıkıyor. Bu durum rakipleri tarafından “rahat başlangıç ve psikolojik avantaj” olarak dillendiriliyor.

Beşiktaş desen…

Fikstür olarak en çok dezavantajlı takım gibi görünüyor.

Trabzonspor için tablo daha da ağır. İstanbul deplasmanları arka arkaya.

Anadolu takımları mı? Onlar zaten kaderine razı.

Antayaspor, Konyaspor, Kayserispor, Alanyaspor ve diğerleri…

Büyüklerle peş peşe oynar, sonra “niye düştük” diye üzülür.

Bu mu denge?

TFF her yıl çıkar: “Algoritma.”der

Peki o bilgisayar kimin bilgisayarı? Kimlerin elinde?

Fikstür çekildiği gün taraftar sorar:

Fenerbahçe mi zor başladı?

Galatasaray mı avantajlı?

Beşiktaş mı yalnız bırakıldı?

Trabzonspor mu gözden çıkarıldı?

Cevap yok.

Bilgisayara verileri giren de insan sonuçta…

Tarih değişiklerini yapan da TFF.

İngiltere Premier Lig örnek alınamaz mı? Sezonun planlaması daha düzgün yapılamaz mı? Yapılan değişikler günü kurtarma adına yapılıyorsa da net biçimde açıklamayla taraftarlara duyurulamaz mı?

Özetle; Türk futbolu adalet arıyorsa, önce fikstür ve planlama masasından başlamalı.

Çünkü adalet orada yoksa, sahada da olmaz.