Charles Darwin, evrim biyolojisinin babası ve yazdığı “Türlerin Kökeni” adlı kitap ile evrim tartışmalarının odak noktası olmuştur. Dünyamız ve nereden geldiğimiz konusu hakkındaki merakımızı bilimsel yöntemlerle anlamamızı sağlaması bakımından bilim tarihine adını altından daha değerli harfler ile yazdırmıştır.
Ülkemizde Millî Eğitim Bakanlığı yapmış, ünlü vizyoner eğitimci Hasan Ali Yücel önderliğinde 1940’lı yıllarda edebi ve bilimsel kitapların dilimize çevrilmesi ve yaygınlaştırılması hareketi başlamıştı. Yaklaşık seksen yıl önce başlayan bu öngörülü hareket ve literatüre kazandırılan değerli çeviriler ile hem edebiyat hem de bilim dünyasına değerli katkılar sağlanmıştır. Halen devam eden bu “Hasan Ali Yücel Serisi” ne son katkılardan biri benim de yakından tanıdığım evrim genetikçisi, akademisyen Prof. Dr. Ergi Deniz Özsoy tarafından çevirisi yapılan “Charles Darwin, Türlerin Kökeni” adlı eserdir. Din ve bilim tartışmaları bünyesinde halen ve maalesef ülkemizde şiddetle devam eden evrim tartışmalarına, engin ve ciddi bilimsel katkılarda bulunan Prof. Dr. Ergi Deniz Özsoy’u hem hocam hem de arkadaşım olması sebebiyle yakından tanıdığım için, bu eser için ne kadar çaba ve mesai harcadığını ve bu eserin yaygın biçimde okunarak bilinmesi konusunda ne kadar özveride bulunduğunu gayet iyi biliyorum. Oldukça uzun zamana yayılmış bu çeviri, son güncel bilimsel gelişmeler ışığında eklenmiş değerli dip notlara sahip olması itibarı ile değerini katlamaktadır.
Çevirinin ilk baskısı 2022 yılında İş bankası Yayınları “Hasan Ali Yücel Serisi” altında yapıldı ve 2024 sonu itibarı ile gördüğü ve hak ettiği yoğun ilgiye binayen beşinci baskısını yapmıştı. Çeviri merhum Hasan Ali Yücel’in çok öngörülü ilk sözü ile başlıyor. 1941 yılında yazılan bu ilk söz “Hümanizmanın ruhunun ilk anlayış ve duyuş merhalesi, insan varlığının en müşahhas şekilde ifadesi olan sanat eserlerinin benimsenmesiyle başlar.” cümlesini müteakip çevirilerin, bilim, sanat ve edebiyat alanında bir milletin eserleri kendi dilinde daha doğrusu kendi idrakinde tekrar etmesinin ne kadar önemli olduğunu anlatıyor. Bu açılardan zengin kütüphanelere sahip milletlerin, medeniyet aleminde daha yüksek bir idrak seviyesine sahip olacağını, bu nedenle bu tür çevirilerin hizmet ettiği ulvi amacın değerli olduğunu vurguluyor. Sadece bir sayfalık bu önsöz dahi, bilim, sanat ve bilhassa edebiyatın muasır medeniyet seviyesine ulaşmanın ana yollarından biri olduğunu ifade ediyor.
Çevirmen Prof. Dr. Ergi Deniz Özsoy ise önsözünde “Charles Darwin, Türlerin Kökeni” eserinin yeryüzündeki yaşamı tüm tarihsel ve güncel panaroması ile anlamanın yolunu açmış bir eser olduğunu vurgulayarak bu eserin iki yüzyıla yakın zamandır dimdik ayakta durduğunu ve halen önemli bir kaynak olduğunu söylüyor. Yine muazzam bir sistematik çerçeve ile iyice sıradanlaşmış hayatlarımızın körlüğü ile sadece kendi yansımamızı görebildiğimiz yaşamın unutulan ve tahrip edilen ihtişamını “ortak kökenden değişerek türeme” öyküsüyle gözlerimizin önüne serdiğini belirtiyor. Çevirinin hemen her bölümünde, modern evrimsel biyoloji ve bulgular ışığında açıklayıcı, kimi zaman teknik ama çok faydalı olacağını düşündüğü dipnotlar koyduğunu da ekliyor.
Türkçe baskının önsözünde de bir sürpriz olarak Harvard Üniversitesi Organizmik ve Evrimsel Biyoloji Bölümü öğretim üyesi, yine evrim genetiğinin köşe taşlarının başında gelen Richard C. Lewontin’in de bir önsözü yer alıyor. Yedi sayfadan oluşan bu önsöz başlı başına bilim ve gerçeklere yer vermiş değerli bir bilimsel yazı zaten. Özetle, “Darwin’ci evrim”, “Darwin’in evrim teorisi” ve “Darwin’in devrimi” kavramlarını açığa kavuşturup “sosyal Darwinizm” temasına da değiniyor. Eserin, yaşamın tarihine yönelik bilimsel kavrayışın saldırısı altında olduğu günümüzde bilhassa önemli olduğunu vurguluyor ve baştan sona okumanın önemini Darwin’in Köken’in sonunda yazdığı gibi “bu denli basit bir başlangıçtan en zarif ve harikulade sonsuz çeşitlilikteki formun nasıl evrildiğini ve evrilmekte olduğunu” doğru bir şekilde kavramamızın yegâne yolu olduğu şeklinde açıklıyor.
Bu önemli eser ve çevirinin, bilimsel düşünce tarzına sahip ve bilime inanan her bireyin kütüphanesinde olması gerektiği kanısındayım. Bu kadar emek ve zaman harcanmış bir çeviri bulmanın da zor olduğunu eklemeliyim. Çeviriyi benzersiz kılan Prof. Dr. Ergi Deniz Özsoy’un sonsuz ve eşsiz bilgi birikimini, tecrübesini ve alevli bilimsel tartışma yetisini de kitaba bulaştırmış olması. Bu sebeple bu eserin kütüphanemizde bulunması gerekliliği daha da elzem oluyor.
Maalesef günümüzde halen hurafeler ve taassup bilimin önünde. Sosyal medya ve bize dikte ettirilmiş tüketim toplumu anlayışı bilimsel gelişmelere gerekli önemi vermemize engel oluyor. Bir şeyi araştırıp, sorgulamanın lüks sayıldığı, bilim yapmanın “ChatGPT” ye makale yazdırmak algısına evrildiği bir dönemde yaşıyoruz. Bir şey bilmenin ne değerli önemli olduğunu, araştırma yapmanın ve bilimsel gerçeklere ulaşmanın önemsizleştiği bir çağdayız. Güncel teknolojik gelişmeleri sadece selfie resimlerdeki filtrelerin gelişmişliği ve ne kadar hızlı paylaşabildiğimiz şekline indirgedik. ChatGPT’ye makale yazdırmanın marifet ve bilim sayıldığı günümüzde, teknolojinin bize kazandırdığı vakti sosyal medyada gezinerek ya da dijital platformlarda film izleyerek geçiriyoruz. Bize nereden geldiğimizi, ne amaca hizmet ettiğimizi ve gerçek bilimin nasıl ortaya konduğunu açıklayan bu önemli çeviri bu sebeple bir kez daha önem kazanıyor.
Son olarak yine Prof. Dr. Ergi Deniz Özsoy tarafından yazılan “Evrim, Bilim ve Tarih” adlı kitabı da okumanızı şiddetle tavsiye ederim. Bu kitap itici gücünü yaşamın büyüleyici çeşitliliğinden alan entelektüel maceranın motoru evrimsel biyolojinin bulgularını küçük ama yoğun bölümler halinde sunma çabasının bir sonucu olarak ortaya çıkmış. Bu bölümler yazarının evrimsel genetikçi olmasının ağırlığını taşısalar da fosil bilim bulguları üzerinden okunan son derece bilgilendirici ve bir o kadar da heyecanlı yaşam tarihine, bir başka deyişle biyolojik evrimin tarihsel manzarasına, pek değinilmeden evrimsel biyolojinin tarihsel serüvenini ve modern bilimsel içeriğini önemli ölçüde yansıtıyor. Bu kitabın da bilimsel görüşe sahip ve bilime inanan bireylerin kütüphanesinde yer almasını öneririm.