Bir yandan mutlak butlan kararı sonrası bölünen CHP ile ilgili tartışmalar, diğer yandan PKK’nın feshi ve silah bırakma kararı sonrası çıkması beklenen “çerçeve yasa” tartışmaları…

Siyasetin ana gündemini bu başlıklar oluştururken Meclis sessiz sedasız çocuk adalet sisteminde önemli değişiklikler içeren bir teklifi yasalaştırmaya hazırlanıyor.

Suça sürüklenen çocuklara ağır cezalar öngören teklif bu hafta Meclis’te görüşülerek yasalaşacak. Teklifin en can alıcı noktası, cinayet işleyen 15 yaş üstü çocuklar da yetişkinler gibi yargılanabilecek, müebbet hapis cezası alabilecek.

Bu konuda yasal düzenleme tartışması çocukların karıştığı Ahmet Minguzzi ve Atlas Çağlayan cinayetleri ile Türkiye’nin gündemine girdi. Ama sadece bu olaylar değil Emniyet’in verileri de çocuk suçlularda çok büyük artışa dikkat çekiyordu. 2020-2025 yılları arasında aylık ortalama suça sürüklenen çocuk olay sayısı kişilere karşı işlenen suçlarda yüzde 58.9, organize suçlar bakımından yüzde 236.4 artış gibi alarm veren bir düzeye ulaşmıştı.

Tablo endişe verici olunca tüm partiler konuyu gündemine aldı. Böyle önemli bir toplumsal meselede Meclis de hemen devreye girdi. Tüm partilerin onayıyla Suça Sürüklenen Çocukları Araştırma Komisyonu kuruldu. Sorunun tüm yönleriyle ele alınması, çözüm önerileri geliştirilmesi ve gerekiyorsa çocukların yargısal süreçlerine dair yeni düzenlemelerin de ele alındığı komisyon önemli bir çalışma yürüttü. Ancak komisyonun raporu henüz Meclis’te görüşülmeden AK Parti koruyucu, önleyici, onarıcı tartışmaları bir kenara bırakarak ceza artışları getiren 18 maddelik bir yasa teklifi getirdi.

Açıklamalara bakılırsa Meclis’te bulunan hiçbir parti sorunu yok saymıyor ama çocuk adalet sisteminde önemli değişiklik yapacak düzenlemenin sadece ceza ve güvenlik bakışıyla gelmesine ciddi itirazları var. Partiler bu itirazlarını yasa teklifine muhalefet şerhi düşerek de kayda geçirdi.

CHP’nin teklife yönelik muhalefet şerhinde, suç işleyen 12-18 yaş arasındaki çocukların yetişkin tipi bir ceza hukuku içine alınması eleştirildi, şöyle denildi:
“Çocuklar, suç işledikten sonra daha ağır biçimde cezalandırılarak değil, suçlar önlenerek korunur. Çocuk adalet sisteminin öncelikli görevi, çocuğu suça sürükleyen yoksulluk, eğitimden kopuş, ihmal, istismar, bağımlılık, şiddet, çocuk işçiliği ve örgütlü suç ağlarıyla etkili biçimde mücadele etmektir. Çocuğun adalet sistemiyle temasından sonra yapılacak müdahaleler ise onun gelişimsel özelliklerine, korunma ihtiyacına ve yeniden toplumsal yaşama katılmasına dayanmalıdır.”

Teklife en sert eleştirilerden biri DEM Parti’den geldi. DEM Parti muhalefet şerhinde getirilen düzenlemenin çocuk adalet sisteminde geriye gidişe neden olacağını belirterek geri çekilmesini istedi. Yaşanan olaylarda etkin bir soruşturma ve adil bir yargılamanın hukuk devletinin gereği olduğu ancak bu olayların çocuk adalet sisteminin koruyucu onarıcı ve rehabilite edici niteliğini zayıflatacak düzenlemelere gerekçe yapılamayacağı savunuldu.

İYİ Parti’nin şerhinde ise çocuk suçlularda artış nedeniyle ceza artırımının tartışılabileceği belirtildi ancak bunun tek başına çözüm olmayacağı da ifade edildi. Bu sorunun ortaya çıkmasına neden olan yapısal problemlerle mücadelenin önemine dikkat çeken İYİ Parti de güçlü sosyal politikalar oluşturulmadan ceza artırılarak istenen sonuca ulaşılamayacağı görüşünde.

Teklife Yeni Yol grubundan da itiraz geldi. Muhalefet şerhinde “Ağır şiddet fiillerinin küçümsenmesi, etkisiz soruşturulması veya çocukluk statüsü gerekçe gösterilerek sonuçsuz bırakılması düşünülemez. Ne var ki yasama organının görevi toplumsal acının en yüksek olduğu anda cezayı yükselten hükmü bulmakla tamamlanmaz. Asıl sorumluluk başka bir çocuğun silaha, bıçağa, çeteye ve şiddete ulaşmasını engelleyecek sistemi kurmaktır” denildi.

Türkiye’de yasama pratiği Yeni Yol grubunun da dikkat çektiği gibi, toplumsal tepkiye neden olan olaylar karşısında her zaman çare cezaları arttırmakta aranıyor. Uyuşturucu mu tartışılıyor, hemen uyuşturucu suçlarına artış getiren düzenleme yapılıyor. Dijital mecralar bir suç alanı mı yaratıyor, hemen engelleme-kısıtlama yetkileri alınıyor. Sonuçta yapısal sorunlar cezaların artması ile azalsa da temel de çözülmüyor. Bakalım çocuklarla ilgili bu düzenleme çare olacak mı?