Orhan GÜRDİL Dünyada bir günde tüketilen kahve, 2.25 milyar fincandır. Bir insan, hayatı boyunca 47.840 fincan kahve içmektedir. Dünya üzerinde 600 yıldır kullanılan kahve...

Orhan GÜRDİL Dünyada bir günde tüketilen kahve, 2.25 milyar fincandır. Bir insan, hayatı boyunca 47.840 fincan kahve içmektedir. Dünya üzerinde 600 yıldır kullanılan kahveyi, bugün elli ülke yetiştirmektedir. Tüm dünyada sadece Latin ülkelerinin ürettikleri kahve miktarı %60’tır. İnsanların %70’i uyandıktan sonra bir saat içinde kahve içmektedir. Sadece bir insanın hayatı boyunca tükettiği kahve sayısı 47.840 fincandır. ABD’de bir yılda kahve için kullanılan kâğıt bardak sayısı 16 milyardır. İtalya’da espresso içenlerin sayısı günde, 14 fincanla sabitlenmiştir. Dünyada kişi başı en çok kahve tüketen ülkelerin başında, 12 kg ile Finlandiya gelmektedir. Norveç 9.9 kg, İzlanda 9 kg, Danimarka 8.7 kg, Hollanda 8.4 kg, İsveç, 7.9 kg Belçika 6.8 kg ile 8. ve Türkiye 1.1 kg ile 9. sırada gelir. Kahve bitkisinin çekirdeği kurutulup işlendikten sonra içilebiliyor. Yeni dikilen bir kahve ağacı 3-4 yılda ürün vermeye başlıyor. Yıkanıp doğal olarak kurutulan kahve kalibre edildikten sonra 60 kiloluk çuvallarla dünyaya ihraç ediliyor. Kavrulup paketlenen kahve, daha sonra satışa sunulmaktadır. Dünyada her 10 kişiden biri, güne kahve ile başlamaktadır. Dünyada içilen kahvenin yarısı hala cezve ile pişirilmektedir. Günümüzde İtalya 300 bin ton kahve ithal ederken bunun 160 bin tonunu kavurarak dünyaya satmaktadır. Dünyada geçimini kahve satarak sağlayan 125 milyar kişi bulunmaktadır. Toplum olarak alışkanlık haline getirdiğimiz kahvenin faydaları da pek çoktur. Spor öncesi içilen kahve, vücutta yakıt haline dönüşür. Düzenli olarak kahve tüketenlerde Alzheimer görülme olasılığı %65, Parkinson görülme olasılığı % 30-60 azalmaktadır. Kararında tüketilen kahve, zihni açıp insanı ayık tutmanın yanı sıra sağlığa da iyi gelmektedir. Kahve, vücutta bulunan yağların parçalanmasına ve kilo vermeye de yardımcı olmaktadır. Kahve, sade tüketildiği zaman neredeyse 0 kaloridir ve kilo aldırmaz. İçerdiği yüksek antioksidan sayesinde bağışıklığı güçlendirir, birçok kanser türüne yakalanma riskini azaltmaktadır. Tabii kahvenin bu özelliklerinin yanında olumsuz etkileri de bulunmaktadır. Kahve, aşırı tüketildiği takdirde psikolojik hastalıkları ve migreni tetiklemektedir. Kalp ritmini bozarak kalbi tehlikeye atıp tansiyonu yükseltir. MS 850’li yıllarda, günlerden bir gün Etiyopyalı bir çoban, güttüğü keçilerin bir meyveyi yedikten sonra canlandıklarını fark edince kendisi de bu meyvenin tadına bakmış. Yedikten sonra güç ve mutluluk duyan çoban, meyvenin bu özelliğini keşişlere söylemiş. İlk başta bu meyveyi acı ve tatsız bulan keşişler, kahvenin lezzetli aromasını koklayınca bu bitkiyi kavurarak yemeye başlamışlar. MS 1000’li yıllarda kahve Yemen’de üretilmeye başlanmış. Osmanlı İmparatorluğu zamanında, Yemen valisi olan Özdemir Paşa, 1517 yılında İstanbul’a gelirken Kanuni Sultan Süleyman’a Yemen’den getirdiği kahveyi ikram etmiş. Hatta “Muhteşem Yüzyıl–Hürrem” adlı dizinin bir bölümünde, kahvenin İstanbul pazarına girişi konu olmuştur. 1550 yılında İstanbul’da ilk kahvehane açılmıştır. Venedikli tacirlerin 1615 yılında Venedik’e götürdükleri kahve önce İtalya’da, sonra da Avrupa’nın pek çok ülkesinde bir tutku haline gelmiştir. 1683 yılında Viyana kuşatmasının olumsuz sonuçlanması sonucunda çuvallar dolusu kahveyi Macaristan’da bırakan Osmanlılardan kalan kahveyi, Türk içkisi olarak içmeye başlamışlardır. Macarlardan sonra Polonyalılar da “Türk kahvesi” adıyla kahvehaneler açmışlardır. Bu kahvehaneler devrin ünlü müzisyenlerinin, ressamların, şairlerin, yazarların buluşma noktası olmuştur. Beethoven, Balzac, Mozart gibi ünlü müzik üstatları Türk kahvesi tutkunlarıymış.