Yüzbinlerce mağdura, milyarlarca lira zarara yol açan fon vurgunu siyasetin ana gündemi olmaya devam ediyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yaşanan krize dair “sorumlulara bedel ödetileceği” açıklamaları AK Parti’de büyük bir beklenti yaratmış durumda.

Erdoğan’ın bu sözlerinin yarattığı özgüvenle konuşan parti yöneticilerinden muhalefetin dile getirdiği, “vurguncular açıklansın” çağrılarına tam destek geldi.

İlk açıklamayı AK Parti Grup Başkanvekili Özlem Zengin yaptı, Meclis Genel Kurulu’ndaki tartışmalar sırasında "Listenin tamamının açıklanmasını istiyorum. Liste açıklansın, herkes bence huzura ulaşsın" dedi.

AK Parti Grup Başkanvekili Abdulhamit Gül de geçen hafta aynı tutumu sergiledi, “Bu soruşturmada milletin parasına çöken, haksız kazanç elde eden her kim varsa bunların isimlerinin kamuoyu tarafından bilinme hakkı vardır. Elbette bu soruşturmalar neticesinde bu isimler de açıklanmalıdır, bunu da milletimiz beklemektedir” değerlendirmesi yaptı.

Ancak bu çağrılar henüz karşılık bulmuş değil. Meclis kulislerinde yaşanan krizin AK Parti oylarında neredeyse yüzde 6-7’yi bulan bir düşüşe yol açtığı konuşuluyor. AK Partili birçok siyasetçi “Hızlı, somut adımlar atılmalı. Mağduriyetleri gidermek önemli ama asıl yapılması gereken bu soruna yol açan eksikleri tespit etmek, bunları düzeltmek. Aynı hataların bir daha yapılmasına imkan vermeyecek bir sistem kurmak zorundayız” diyor.

“Sistem” vurgusu önemli. Çünkü AK Parti kulislerinde uzun zamandır, Cumhurbaşkanlığı sistemi ile birlikte seçilmişleri zayıflatan, atanmışları güçlendiren bir yapı oluştuğu şikayeti var. Bunun adı da konulmuş durumda: Bürokratik vesayet!

“Davul bizim boynumuzda, tokmak bürokraside” diyen AK Partili bir siyasetçi Cumhurbaşkanlığı sistemi ile Erdoğan’a güç verirken Meclis’in unutulduğuna dikkat çekiyor ve devam ediyor: “Vatandaş yaşananların faturasını bürokrata değil bize kesiyor, her halükarda bedeli biz ödüyoruz. Bürokratın hesap vermesini artıran, siyasetin etkisini ve sorumluluğunu artıran bir yapı kurmalıyız” diyor.

AK Parti’de yaşanan fon krizine yol açan kim varsa hepsinin görevden alınması gerektiği ifade ediliyor. Ancak şu ana kadar Sermaye Piyasası Kurulu Başkanı dışında finans piyasalarından sorumlu kurumlar açısından dikkat çeken bir başka görevden alma olmadı. AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Nihat Zeybekçi’nin açıklamasına bakılırsa, 6 kamu kurumunda ihmal, bazılarında hem ihmal hem suistimal var. Bu durumda en az 5 kamu kurumu yöneticinin daha görevden alınması gerekiyor. Beklenti de bu yönde.

AK Partili bazı yöneticilere bakılırsa bürokraside bir görevden alma fırtınası yaşanacak. Ancak bunun için hem Adalet Bakanlığınca yürütülen soruşturma sürecinin tamamlanması hem de Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın görevlendirdiği Devlet Denetleme Kurulu’nun (DDK) raporunun beklendiği ifade ediliyor. Soruşturma süreci zaman alabilir ama DDK raporunun çok gecikmeyeceği değerlendirmesi yapılıyor. Bir takvim verilmese de kasım ayı içinde raporun çıkacağı konuşuluyor. Rapor sonrası hızlı adımlar atılması bekleniyor.

AK Parti son 15 yılda iktidarını tehlikeye atan çok ciddi iki kriz atlattı. Biri “yargı darbesi” olarak nitelendirilen 17-25 Aralık yolsuzluk iddialarıydı. İkincisi “15 Temmuz FETÖ darbesi” oldu. Bu iki kriz kadar önemli olduğu söylenen fon vurgunundan nasıl çıkılacağı merak konusu. Üstelik seçimler yaklaşırken…

Bu arada fon krizi ile birlikte bürokrasideki değişim kadar parti kadrolarının da yenilenmesi gerektiği tartışılıyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan isterse 75 kişiden oluşan MKYK’dan yeni MYK üyeleri atayabilir. Ancak bazı siyasetçiler MKYK’nın da yenilenmesi gerektiğini, bunun için de olağanüstü kongre yapılması gerektiğini savunuyor. Beklenti böyle olsa da Erdoğan’ın buna sıcak bakmadığı ifade ediliyor. Olağanüstü kongreye gerek kalmadan olağanüstü durumun gerektirdiği görevden almaların yapılabileceğine işaret ediliyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sert açıklamaları sözde kalmayacaksa hem parti yönetiminde hem de Kabine’de değişim beklentisi de var.