Türk futbolunda krizler yıllardır bitmiyor. Ama bugün futbolun üzerine çöken gölge daha derin, daha karanlık: Bahis, manipülasyon, soruşturmalar, tutuklamalar ve savcılık koridorları.

Şöyle geriye dönüp bakalım. Şöhretten başı dönen ve gece hayatına düşkün futbolcular gazete manşetlerini süslerdi bir dönem. “Gece hayatına düşkün futbolcular” tartışılırdı; magazin sayfalarının değişmez malzemesi olan o görüntüler, camianın en büyük ayıbı gibi sunulurdu. Ama bugüne geldiğimizde ise o gece kulübü çıkışlarının, ışıklı sokaklarda çekilmiş o bulanık fotoğrafların neredeyse masum kaldığını söylemek abartı olmaz.

Eskiden bir futbolcunun en büyük problemi “gece dışarı çıkmak” idi. Bugün ise bazıları, maçın skoruna değil; skoru kimin belirlediğine bakıyor. Futbol artık saha içinde değil, telefon ekranlarının arkasında kirleniyor. Ve en acısı da şu: Genç oyuncuların “abi” diye baktığı insanlar bile bu çamurun içinden çıkamıyor.

Bir futbolcuyu gece kulübünde görmek problem değildi; ama bugün bir futbolcuyu savcılıkta görmek, Türk futbolunun yeni aynası hâline geldi. Eskiden “şu futbolcu gece kulübüne gidiyormuş” diye haber yapılırdı. Bugün “bu maçın sonucu manipülasyon mu?” diye sorgulanıyor

Gece hayatı futbolcu için kötüdür. Hayatını kötü yönde etkiler, düzensizliği sağlar ve disiplini bozar… Ama kimsenin emeğini çalmaz, kimseyi dolandırmaz, kimsenin kaderiyle oynamazdı. Futbolcu öncelikle kendine zarar verirdi.

Bahis skandalları ise; bir kulübün geleceğini, taraftarın umudunu, futbolun inandırıcılığını, sporun adalet duygusunu yok ediyor.

Eskinin disiplinsizliği, bugünün suç şüphesi yanında neredeyse bir romantizm gibi duruyor.

Gece hayatı ayıptı;

Bahis skandalları ahlaki çöküştür.

Gece hayatı disiplinsizlikti;

Bahis soruşturmaları devlet meselesidir.

Aradaki fark, Türk futbolunun değişen vicdanıdır.

Türkiye’de her mahallede yüzlerce genç çocuk, sabahın köründe sahaya çıkarak profesyonel olma hayali kuruyor. Ama o çocuklar bugün ekranlardan ne görüyor?

“İdol” olarak gördüğü oyuncuların tutuklandığını…

“Abi” dediği futbolcuların soruşturmalarda adının geçtiğini…

Hakemlerin, yöneticilerin, futbolcuların saatlerce ifadeye alındığını…

O zaman bu çocuklar nasıl adil rekabete inanacak?

Nasıl forma aşkına inanacak?

Futbol temizlenebilir mi?

Evet, temizlenebilir.

Ama bunun için yeni bir şeye değil, eski bir şeye ihtiyaç var:

Gerçek kaptanlara.

Gerçek liderlere.

Gerçek abiliklere.