23 Ekim’deki kongrede pozitif mesajlar verilmiş ve Ankaragücü’nün yeni yönetimi belli olmuştu. Yönetimin maddi vaatleriyle moraller yükselmiş, takım peş peşe oynadığı Şanlıurfaspor ve Kastamonuspor maçlarını kazanınca bir üst lige yükselme hedefi konuşulmaya başlanmıştı.
Tam da o günlerde Teknik Direktör Recep Karatepe bir idmanı basına açtı. Yeni yönetimin verdiği mesajlar o kadar olumluydu ki herkes transfer yasağının kaldırılacağına ikna olmuştu ve meslektaşlarımız da Karatepe’ye devre arasında yapılacak transferleri sormaya başlamıştı. Ben ise o gün hocaya altyapıdan yeni isimleri takıma kazandırıp kazandırmayacağını sormuştum.
Nitekim hayatın gerçeklerinin ortaya çıkması uzun sürmedi. Gaetan Laura’nın alacağı ödenmeyince transfer yasağı iki dönem için kalıcı hale geldi. Göreve gelir gelmez ilk galibiyete 100 bin TL prim açıklaması yönetimin büyük hatalarından bir diğeriydi. Primi bir kez bu seviyeye çekerseniz ve o parayı ödeyemezseniz, futbolcunuzu da bir daha motive edemezseniz.
Sincan Belediyesi Ankaraspor maçının kaybedilmesinin ve Beykoz Anadolu maçında beraberliğin zor kurtarılmasının teknik-taktik izahı yok. Sahadaki kötü futbolun tek bir tanımı var, o da isteksizlik. Peki futbolcu ne zaman isteksiz olur? Verilen sözler tutulmadığında, maaş ve primler ödenmediğinde.
Transfer yasağı 2027 başına kadar kalıcı hale geldiğine göre, sezon planlamasını da yeni baştan yapmak lazım. Bu takım üst lige çıksa dahi, takviye yapamayacağı için çıktığı gibi geri düşer. O nedenle bu sezonun hedefini doğru koymak lazım. O da mümkün olduğunca çok sayıda genç oyuncuyu kazanıp bir sonraki sezona hazırlamak olmalı. Temel sağlam atılmalı ki kulübün geleceği olsun.