Bu soruyu çok sorar olduk. Merdan Yanardağ neden tutuklu? Alican Uludağ neden tutuklu? Bilal Özcan neden tutuklu? Furkan Karabay neden ev hapsine? Sorular uzar gider.
Bu soruların hiçbirine yanıt bulunabilmiş değil. Belli yanıtlar elbette var ama hukuki bir yanıt yani “şu suçtan tutuklu” yanıtı alınabilmiş değil…
Alican Uludağ’ın gözaltına alınma, savcılığa göre “yakalanma” sürecini burada değerlendirmiş ve yanlışlığına vurgu yapmıştık. İsmail Arı’nın gözaltına alınması da bir bayram günü ailesine ziyareti sırasında gerçekleşti. Apar topar Ankara’daki evine, akrabalarının evine jandarmalar polisler gitti. Neydi bu acele, anlamak mümkün değil, bu sorunun yanıtı hala merak ediliyor. Son günlerde Ayhan Bora kaplan soruşturmasına dair haberler yapıyordu. Yenileri mi gelmesin istendi, başka aceleler mi vardı…. Şunu da belirtmek gerek, Alican hakkında 10’a yakın, İsmail hakkında da 30’u aşkın soruşturma zaten var. Her çağrıldığında da meslektaşlarımız ifadeye gidiyor. Bu tabloya rağmen gözaltı tercih edilmesi de ayrı bir sorun.
Alican 22, İsmail ise 24 saat içerisinde gözaltına alınıp mahkemelere çıkarılıp tutuklandılar. Yargının bazı zamanlar bu hızlı işleyişini de takdir etmek gerek sanıyorum…
BirGün muhabiri İsmail Arı, Yunus Emre yolsuzluğu, kamu ihlallerindeki sorunlara dikkat çeken haberleri, tarikatlarda yaşananlara dair haberleri ve son olarak Fatma Nur Çelik ve kızının istismar edilmesini gündeme getirmesi ile dikkat çeken haberlere imza attılar. Birçok ödülü olan genç bir meslektaşımız. İsmail Arı, kanunu yapanların “gazeteciler yargılanmayacak”, gazeteciler hedef olmayacak” dedikleri TCK 217/A yani “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma”suçundan içeride. Yasa yapanlar “haber yargılanmayacak” derken hatta ve hatta yasanın mimarlarından MHP’li Feti Yıldız, İsmail tutuklandıktan sonra da “hedef haber ve kişisel görüşler değil” derken gerçeklik bambaşka. Bu madde ile yargılamalar sürüyor, gözaltılar yaşanıyor ve somut gördüğümüz örnekler olarak gazeteciler tutuklanıyor. O zaman bu saatten sonra “hedef haber/gazetecilik değil” demek yerine bu yasanın düzeltilmesi gerekmez mi? Temennilerimizi değil somut gerçekliği ve bu somut gerçekliğin açtığı mağduriyetleri konuşmamız gerekiyor.
Gazetecilik mesleği her yıl artan bir şekilde düşmanlaştırılıyor. Haber yazanlar hedef haline getirilip “suç” işlemiş gibi gösteriliyor. Gazeteciler de kaynakları tarafından yanıltılabilir, eksik ya da yanlış haberlere imza atabilirler. Olmaması tercih edilir ama bu olabilir. Bunlar mesleğin içerisinde etik tartışmalarda zaten o meslektaşa karşı eleştiri olarak döner. Yani meslek kendi kuralları içerisinde zaten “meslektaşını yargılar.” Ayrıca bunun tekzip, yalanlama gibi bir dizi mekanizması da var. Gerektiğinde dava da elbette açılabilir. Ancak bunu kriminalleştirip bir suç işlenmiş gibi “operasyonlar” ile gazeteci gözaltına alıp tutuklamak bambaşka bir hesap olduğunun kanıtıdır.
Bu gazeteciler elbette yazmaya devam edecek. Meslektaşlarımızın göreceği zarar mesleki açıdan yok. Elbette eşleri, çocukları, aileleri, dostları onlardan mahrum kalarak bir bedel ödüyorlar. Zarar görenin bu aileler kadar ve hatta daha da fazlası demokratik rejim olduğunun da artık farkına varılması gerekiyor.
Gazetecilerle değil, gazetecilerin ortaya çıkardığı sorunlar ve hukuksuzluklar ile mücadele edilmesi gerektiğini umarım tüm güç ve kudret sahipleri ile siyasiler anlayacak.