- Orada Türkçe yayın yapan radyo var mı?
- Köln Radyosu var ama günde bir saat Türkçe yayın yapıyor, onu dinliyoruz.
- Türk radyolarını çekmiyor mu?
- Türkiye’nin Sesi var fakat gündüzleri dinlenmiyor, çok cızırtı yapıyor, gece yarısı biraz ses geliyor.
Rasim Aksoy. Almancı dediğimiz gurbetçilerdendi. Trabzonlu idi ama Almanya’da kazanıp Keçiören’de ev almış komşu olmuştuk. Ford marka arabasıyla izine gelip giderken Keçiören’e yerleşivermişti. Yıllık izninde gelir, babamın dükkânından alışveriş eder, arada Almanya’yı anlatırdı. Yıllar sonra Almanya’ya yolum düştüğünde, ana caddelerde şıpıdık terlikle gezen Türkleri derhal fark ediyordum. Oturdukları heim denilen ev bozuntularını görünce yüreğim burkulmuştu.
Türkiye’nin Sesi Radyosu’nda çalışırken, Emirler verici istasyonuna döner vericiler kurulup da Amerika ve Avustralya’ya yayınlar başlayınca çok sevinmiştim. Yıl, 1982 idi ve Almanya’ya yapılan yayınların süresi artırılıyordu. Çok fazla dinleyicimiz vardı, dünyanın her yerinden çuvallar dolusu mektup gelirdi her gün TRT binasına. Arada arayanlar olurdu. Mahmut Murat Yılmaz, onlardan biriydi:
- “31 m. yayınınız Frankfurt’a gelmiyor. 25 metreden de çok zayıf geliyor…” Radyo meraklısıydı. O yıllarda parayı dökmüş, dijital radyo almıştı. Yayının hangi noktadan çıktığını bize bildirirdi.
Almanya’da gurbetçiler, Türk televizyon yayınının olmadığı o yıllarda, Türkçe bir ses duymak için adeta çırpınırdı. Allahtan Köln Radyosu vardı ve günde ortalama 2 saat de olsa temiz bir Türkçeyle yayın yapar, memleket özlemini gidermeye çalışırdı. 1960 yılında İtalyan işçiler Almanya’ya akın akın gelince, onlar için İtalyanca yayın yapmaya başladı Alman Radyo ve Televizyon Kurumu ya da kısa adıyla ARD.
Türkiye’nin Sesi, TRT’ye ait olduğu gibi Köln Radyosu da ARD’nin bir parçasıydı. 1964 yılında Almanya çapında ilk yayınlar İtalyanca yayınlarla başladı, sonra da Türkçe yayınlar eklendi. Almanya’ya o dönemde Yugoslavya, İspanya ve Yunanistan’dan işçiler geldikçe onların da kendi dillerinde yayınlar yapıldı ama o yayınlarda Almanca kelimeler de öğretiliyordu.
Köln Radyosu, yalnızca yaptığı yayınlarla değil çalışan programcı ve spikerleriyle de ünlüydü. 1970’li yıllarda evimize televizyon alındıktan sonra saat 23.00’de Güne Bakış başlardı. Sunucusu Can Akbel idi. Güne Bakış’a halkımızın bir bölümü kele bakış derdi. Oysa Başbakan Süleyman Demirel’in kafasında, Can Akbel’den daha az saç varken, Demirel ekrana çıktığında hiç kimse kele bakış dememiştir. Sanırım ya spikere olan sempatinin halk ağzına düşmüş söyleyişiydi ya da kimsenin günle yani gündemle ilgisinin olmamasıydı kele bakış. Can Akbel’i yani Can Baba’yı ilkin 1977’deki diksiyon kursunda o dönemdeki spiker arkadaşlarımızla birlikte tanıdık. Bize Almanya anılarını anlatırdı. Can Akbel, 1964 yılından sonra Köln Radyosu’nun ilk spikerlerinden biriydi. TRT Haber Merkezi’nde, Redaktör Spikerlik kursunda da hocamızdı. 1984’te bir ara Ali Kırca da çok kısa bir muhabirlik eğitimi vermişti. Ali Kırca’nın da Köln Radyosu’nda program yaptığını öğrendik. Örsan Öymen ve Altan Öymen, Köln Radyosu’nda programlar hazırlayan ve güzel Türkçeleriyle Türk işçilerine hitap eden yayıncılardı. Mehmet Ali Birand da Köln Radyosu’nda kısa süre çalışanlardan biriydi. İşte Köln Radyosu, bu yayıncılar sayesinde, Türkiye’den ve Almanya’dan haber veren tek yayın organı olduğu için bir efsaneye dönüşmüştü.
1980’li yıllarda 4 milyon Türk’ün bulunduğu Almanya’da ikinci kuşak yetişiyordu. Almanca bilmeyen, çoğunun bilmek de istemediği birinci kuşaktan sonra gelenler, televizyonla, telefonla tanıştı, Alman eğitim sistemini öğrendi ama Türkiye ile olan bağlarını anne babaları sayesinde güçlü tuttu. Türkçe yayın yapan bir iki radyo daha kuruldu. Hessen, Berlin ve Bremen radyolarını örnek olarak verebilirim. O yıllarda entegrasyon yani Almanya’nın yasalarına uyum ön plana çıkmaya başladı. Kimileri “Almanya’nın kendilerine uymak zorunda olduğunu” düşünürken kimileri de ikinci vatandaşlığı elde etmenin peşindeydi. Hem Almancayı hem Türkçeyi bir arada iyi bilenlerin sayısı çok azdı. Köln Radyosu’nun müdürü Serpil Eryılmaz, “iki dile de hâkim genç gazeteciler bulabilme konusunda büyük sorunlar yaşıyoruz” demişti. Okullardaki seçmeli Türkçe derslerine giren öğretmenlerin, eğitimde ne kadar başarılı olduklarını bilemeyiz ama ders saatlerinin azlığı, eğitime mutlaka etki etmiştir.
İnternetin iyiden iyiye yaygınlaştığı 2009 yılının sonlarına doğru Köln Radyosu, 06.00-07.00 arasındaki bir saatlik Türkçe yayınını kaldırma kararı aldı. Böylece haftada 11 saat olan Türkçe yayınları 7 saate düşürüldü. Aynı tarihte Türkiye’nin Sesi Radyosu, çeşitli vericileriyle birlikte, günde 36 saatten fazla Türkçe yayın yapıyordu. (Bir günün 24 saat olduğuna bakmayın, yayın saati stüdyo ve vericiyle artar ya da azalır.) Köln Radyosu’nun yayın saatini azaltmasıyla radyonun müdürü Serpil Eryılmaz, bu karara tepki olarak istifa etti.
“Almanya’daki Türkler için Türkçe yayınımıza başlıyoruz. Hepinize kalpten selamlar” diye başlayan yayınlarda; TRT Spor Müdürü de olan Kemal Deniz, yazar Yüksel Pazarkaya, yazar Yağmur Atsız, TRT’ye de haberler geçen Turhan Dikkaya, nice haberler yayınlamıştı.
2021’in Noel’inde 23 Aralık günü Köln Radyosu’nun Türkçe yayınları tamamen sustu. Türkiye’nin Sesi Radyosu ise 1937 yılından beri hiç susmadan neredeyse 90 yıldır Almanya’ya yayın yapıyor. Türkiye’nin Sesi Radyosu’ndan Oktay Şamiloğlu ile Almanya’ya gittiğimde, radyomuzun pek bilinmediğini fark ettim. Türkiye’den getirdiğim, sticker denilen ‘Voice of Turkey’ çıkartmalarını, bindiğim tren ve metroların vagonlarına yapıştırdım ki Alman milleti öğrensin diye…