Bugün 24 Temmuz. Bundan tam 117 yıl önce sansür memurları gazetelere sokulmadı. O günden bu yana 24 Temmuz, “Basında Sansürün Kaldırılması ve Basın Bayramı” olarak kutlanıyor. Elbette 117 yıllık tarihte, 1908’i gölgede bırakan yeni sansür biçimleri ortaya çıktı, çıkmaya da devam ediyor… Yani “bayram” ile birlikte aslında “mücadele” süreçleri başladı…
O nedenle bugün “bayram” değil, “Basın Özgürlüğü İçin Mücadele Günü” olarak anılıyor, ve anılmaya da devam edecek.
Günümüz koşullarında “sansür” ne yazık ki hayatımızın bir parçası, rutini haline gelmiş durumda. Sadece sansür değil, daha da tehlikelisi olan otosansür her alanda birçok gazeteciyi, basın kuruluşunu esir almış durumda. Bu tabloya karşın büyük ihtimalle her ildeki valilik, ilgili devlet kurumlarından ve siyasilerden yapılan matbu açıklamalarda “bayram” kutlanıyor olacak…
Gazeteci iken siyasete giren ve mesleğimiz üzerine de çalışmalarını hiç bırakmayan CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer de bazı veriler paylaştı. Burada bazılarını vermekte yarar var. 2020 – 2025 yılının ilk 7 ayında gazeteciler 3 bin 252 kez hakim karşısına çıktı. 405 gazeteci gözaltına alınırken 140’ı tutuklandı. “Muhalif” olarak adlandırılan, Tele 1, Halk TV, KRT, Sözcü TV, Now TV gibi kurumlara 329 yaptırım uygulandı… On binlerce erişim engeli kararı verildi.
Tablo elbette pek iç açıcı değil, Bunlar kamu gücü kullanılarak uygulanan sansürler. Günümüzde sansür o kadar biçim değiştirdi ki; kadrosuz çalışan gazeteciler, freelance yasası bir türlü çıkarılmadığı için “tanınmayan” gazeteciler, kadrolu olsa da sendikaya üye olamayan ve açlık ücretleri ile çalışan gazeteciler gibi çok ciddi temel problemlerimiz var. 117 yıldır devam eden mücadele biçiminin artık günümüzde de benzer yöntemlerle sürmemesi gerekiyor. Bunun için atılacak adım basit, örgütlenme. Özellikle mesleğe girmeyi düşünen bunu ideali haline getiren tüm gazetecilerin örgütlenmesi, bir arada durması şart.
Sansürü ve oto sansürü kabullenmeden, içselleştirmeden bu konunun hep bir demokrasi sorunu olduğu gerçeğini gerekirse her gün, gerekirse her saat tekrar tekrar hatırlayarak, gündeme getirerek yaşamak şart. Sansürü içselleştirdiğimiz an biz de o çarkın bir parçası haline gelip, geleceğe kötü bir miras bırakacağız.
Sansürü içselleştirmeyen, direnen tüm yılmayan, mücadeleci gazetecilerin mücadele günü kutlu olsun.