Dünyanın ilk kadın hükümdarı ve komutanı Tomris Hatun’dur. Sakalar (İskitler) hükümdarı Tomris Hatun, 6. yüzyılda atlı savaşçı kadınları ile düzenli ordu kurmuş, eşini ve oğlunu öldüren Pers krallığı ile çetin çarpışmalar sonucu savaşı kazanmıştır.

Dünya tarihine adını altın harflerle yazdırmış ve Türk kadınlarının inancını, savaşçı ruhunu ve devlet yönetme kabiliyetini göstermiştir. Hatta Karadeniz sahillerinde, özellikle Samsun Terme’de yerleşik olduğu efsanesine konu olan savaşçı amazon kadınlarının da, Tomris Hatun ve kadın ordusundan esinlendiği anlatılır.

Türk kadınının gücü ve kararlılığın sembolü olan Tomris Hatun, sanki bu genlerini asırlar boyunca aktarmıştır. Kurtuluş savaşında aç susuz günlerce kağnı ile silah taşıyan Elif’e aktarmıştır. Bu genleri milli mücadelede Halide Edip, Halime Çavuş, Nezahat Onbaşı, Erzurumlu Fatma Seher, Rahmiye Hatun, Şerife Bacı, Yirik Fatma ve adını bile bilmediğimiz binlerce Türk kadınına aktarmıştır. Cumhuriyet ile birlikte bu genler Sabiha Gökçen, Muazzez İlmiye Çığ gibi milyonlarca Türk kadınını geçmiştir. Anadolu’da ekin eken, tarla süren köylü kadına, okullarda ders veren öğretmene, hastanede doktor ve hemşiresine, sosyal hayatımız için ekonomik ve sosyal kalkınmamızın can damarı kadınlarımızda bu genleri taşır.

Evet Türk kadını savaşçıdır; işinde, evinde, tarlada, üniversite kürsüsünde her yerde. Bu yıl da tekrar gördük. Kara, Hava ve Deniz Harp Okullarının birincileri yine bizim kadınlarımız. Çünkü onlar Tomris Hatun’un kanından soyundan bizim kadınlarımız, asla yılmaz vazgeçmezler. Siz yok saymaya çalışsanız da vazgeçmeyecektir.

Gel gelelim Filenin Sultanları’na. Başarılarıyla gurur duymayan vatan hainidir.

Cümleleri ama ile başlayanlar ise bu ülkenin, cumhuriyetin ve kadının düşmanıdır. Her maçlarını izlediğimde azim, kararlılık, savaşçı bir ruh ve inanç görüyorum. Onlarla gurur duyuyorum. Orta Asya bozkırlarında başlayan savaşçı Türk kadınının ruhu, binlerce yıl bu topraklarda hakim olmaya devam edecek.