Siyasetçiler, gazeteciler, bürokratlar, işadamları, öğrenciler, emekliler, kısacası alayı tutuklandı. Hukuki boyutu elbette tartışılır ancak vicdani olarak tartışmasızdır.
Güvenlik ve yargı konusunun asla gündemden düşmediği ülkemizde; son günlerde ise bir numaraya oturdu. Meydanları dolduran 7 den 70’e milyonlarca Türk vatandaşı sert güvenlik önlemleriyle karşılaştı. Sonrasında ise gözaltılar, tutuklamalar başladı. Umarım kısa sürede bu güzel ülkede her şey normale döner. Bu siyasi kin, nefret ve öfke yerini; olması gereken gibi spor, sanat ve kültür gibi güzel şeylerin konuşulduğu bir döneme bırakır.
Şimdi gelelim başlığımıza. Evliya Çelebi’nin seyahatnamesinde adı geçen Kadı Hızır Bey, İstanbul’un fethinden sonra bizzat Fatih Sultan Mehmet tarafından atanan kadıdır. Kadı Hızır Bey adaletiyle nam salmış gerçek bir hukuk adamı ve devlet adamıdır.
Tarihe meraklı olanlarımız okumuştur. Fatih, İstanbul’u feth ettikten sonra adının Atik Sinan olduğu belirtilen bir mimara, Ayasofya’dan daha uzun kubbeli bir cami yapmasını emreder. Mimar ölçümlerden sonra depreme dayanıklı olması için sütunları keserek boyunu kısaltır. Bazı kaynaklara göre mimar Rum ve adı Khristodoulos’tur. Fatih bu duruma öfkelenerek mimarın ellerini kesilmesini emreder. İki elini kaybeden mimar, hakkını aramak için İstanbul Kadısı Hızır Bey’e müracaat eder. Kadı Hızır Bey mimarı dinledikten sonra Padişah Fatih Sultan Mehmet’i mahkemeye çağırır ve ellerin kesilmesine hükmeder. Bunu gören mimar adaletin yerini bulduğunu ve şikayetten vazgeçtiğini söyler. Kadı Hızır Bey ise Padişahın mimara yüklü bir tazminat ödemesine hükmeder.
Osmanlı İslam devleti ve şeriat ile yönetilmesine rağmen adalet konusunda bunun gibi çok örneklenecek hikayeleri vardır. İstanbul’un ilk kadısı Hızır Bey ise bu konuda efsaneler arasına girmiştir. Padişah ile kadı hikayesi bana hep ilginç gelmiştir. Belki de gazeteciliğe polis adliye muhabiri olarak başlayıp yıllarca adliyelerde haber kovaladığım içindir. Kim bilir?
Ayrıca Ergenekon davalarında ‘’pardon’’ denilen onlarca gazeteci, asker, işadamı, bürokrat ve sayısız vatandaş geliyor aklıma. Bir de Kadı Hızır Bey’in kemiklerini sızlatacak yargıçlar, hakimler. En başta da Ergenekon’un firari savcısı Zekeriya Öz elbette.
Umarım güzel ülkemde, büyük cumhuriyetimde her daim Kadı Hızır Bey adaleti olsun. Rahmetle anıyorum.