Olimpik düşünceyi özümsemiş spor insanları, 4 Nisan’da yapılan ve Spor Hizmetleri Genel Müdürü Veli Ozan Çakır’ın Başkan seçildiği Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi (TMOK) Genel Kurulunun, sporumuz ve TMOK için büyük tehilikeler barındırdığı endişesini taşıyor. Zira; Türkiye Dopingle Mücadele Komisyonu (TDMK), TMOK bünyesinde yapılanmıştır ve Dünya Antidoping Ajansı (WADA) Kodu gereği "Tam Bağımsız" olmalıdır.

Oysa, TMOK Tüzüğünün 6. maddesindeki “Hükümet ve kamu otoriteleri üye atayamaz, aday gösteremez.” hükmüne rağmen, Yönetim Kurulu aday listesinde yer verilen ve seçilen bir federasyon başkanının, seçim öncesi Anadolu Ajansına yaptığı açıklamada; aday listesine kabulün, Gençlik ve Spor Bakanının takdiriyle olduğunu vurgulaması, seçim sürecine hükümet müdahalesinin kamuoyu önünde açıkça ikrarıdır. TMOK başkanı olarak üst düzey bir kamu görevlisi olan Spor Hizmetleri Genel Müdürünün seçilmesi de, bu madde açısından dikkat çekicidir.

Bakanlığın, TMOK’un başkan ve yönetimini kendi üst düzey memurları ve "atanmış" isimlerle şekillendirmesi, doping kontrollerinin bağımsızlığı kuralını ihlal etmektedir. Sporcuların madalya başarısından sorumlu olan bir bakanlığın, aynı sporcuların doping süreçlerini denetleyen kurumu yönetmesi; çok önemli bir çıkar çatışmasıdır.

Bu durum Türkiye'nin "Uyumsuz Ülke" ilan edilmesine ve uluslararası men cezalarına yol açacak niteliktedir. Bu cezalar, Rusya örneğinde olduğu gibi, sporcularımızın şanlı bayrağımızla yarışamaması, Milli marşımızın çalınmaması, uluslarası organizasyonlardan men ve aday olduğumuz 2036 Olimpiyatları dahil olmak üzere hiçbir uluslarası organizasyona ev sahipliği yapamamak gibi vahim sonuçlar doğurur.

Yapılan seçim hukuka aykırıdır

TMOK Tüzüğünün 17. maddesi uyarınca; aday listesinde yer verilecek kişilerin, Genel Kurula katılma hakkına sahip olmak yanında, üye sicil kayıtlarına göre Derneğe üye olarak kaydedilmiş olmaları da zorunludur. Oysa TMOK sicilinde federasyonlar kurumsal üye olarak kayıtlıdır ve söz konusu temsilciler, üye siciline kayıtlı değildir. Dolayısıyla bu adayların seçilme ehliyetleri bulunmadığı için listeye yazılmaları hukuken mümkün değildir.

Federasyon başkanı olmayan temsilciler yönünden hukuka aykırılık daha da açıktır. Çünkü; TMOK Tüzüğünün 6/ll. maddesi; “Başkanın katılamadığı istisnai durumda, federasyon yönetim kurulunca belirlenen bir temsilci ile Genel Kurula iştirak edilir.” hükmünü içermektedir. Bu yetki, yalnızca; başkanın katılamayacağı istisnai durum ve genel kurula iştirak ile sınırlı olup kurumsal oy hakkının kullanılması içindir. Yıllar sürecek yönetim kurulu üyeliği, Başkanın genel kurula katılamayacağı istisnai durum olarak kabul edilemez ve temsilciye, bireysel üyelik ve seçilme ehliyeti kazandırmaz. Çünkü 'seçilme hakkı' kişiye sıkı sıkıya bağlı bir haktır ve Tüzük’te sadece üye sicil kaydı olan üyelere verilmiştir.

Seçilme ehliyeti olmayan kişiler çıkarıldığında, liste maddi olarak eksiktir. 17. madde uyarınca; “Tüzük’te öngörülen süre içinde yukarıda şekil ve içeriği belirtilmiş listelerini teslim etmeyen veya eksik teslim edenler seçimde aday olamazlar.” Bu nedenle başkan adaylığının kabul edilmesi ve yapılan seçim hukuka aykırıdır.

TMOK Tüzüğünün 5/l/E maddesindeki “Politik baskının ‘Olimpik Hareket’e müdahale etmesini engeller.” ilkesini içselleştiren üyeler, bu seçimin iptali için, hem de ihtiyati tedbir talepli, dava açabilir. Böyle bir dava sonucunda alınacak bir iptal veya tedbir kararı da IOC ve WADA nezdinde Türkiye ve TMOK için çok büyük, ilave, sıkıntılara sebep olacaktır.

TMOK ve Türk sporunun bu tehlikeli durumdan kurtuluşu ancak Cumhurbaşkanımızın sürece müdahalesiyle mümkündür. Zaten Tüzüğün 2. maddesine göre: “Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı, Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi’nin koruyucu Fahri Başkanı’dır.”