Türk sinemasının unutulmaz isimlerinden Salih Güney, Sadri Alışık Sinema Ödülü'nü almak için İstanbul yolundaydı. Türk sinemasında bir dönemin tanığı usta sanatçı Salih Güney'e sinemamızı sordum. İçtenlikle anlattı.
Güney, Yeşilçam tarihini anlattığında bir dönem gözlerimin önünden bir film şeridi gibi geçti. Bugün 81 yaşında olan sanatçı, Cumhuriyet tarihimizin ilk konservatuvarı olan Devlet Konservatuvarı'ndan mezun olmuş. Sanatçı, Ankara'daki tarihî Cebeci Konservatuvarındaki günlerini hiç unutmamış. Bursa'da okuduğu lise birinci sınıftan ayrılarak konservatuvara geldiğinde Turgut Savaş ile Shakespeare'in Hamlet oyununa çalışmış. Konservatuvar giriş sınavına girerek başarılı olmuş. O zamanlar usta tiyatro hocalarının jüride olduğu bir sınavla girmiş. Unutulmaz sanatçı Salih Güney, böylece konservatuvara kaydolmuş. Üzerinde emeği olan tüm hocalarını saygı ile anıyor. İsimlerini bir çırpıda hemen sayıyor. Hep başrolde oynamış. İngilizceyi ana dili gibi konuşuyor.

Ankara ve Konservatuvar
Cüneyt Gökçer, Mahir Canova, Nüzhet Senbay, Salih Caner, Nurettin Sevin... Sinemamızın usta ismi Güney, Ankara'yı yaşamında izler bırakmış bir kent olarak görüyor. Şunları söylüyor: "Konservatuvarda yatılı okuduğunuz için hafta sonu belli saate kadar dışarıda kalma izni vardı. Atatürk Orman Çiftliği'ne kız arkadaşımla giderdik. Cebeci tren istasyonundan trene binerek ulaşım olurdu. İstasyon konservatuvarın karşısındaydı. Sonrasında önce sinemaya ve piknik büfesine giderdik."
Sahneye de Çıktım
Kuzey Vargın’ın bıçaklı saldırısına uğradım. Ölümden döndüm. Büyük bir ameliyat geçirdim. Filmlere bir süre ara vermiştim. Sadece ben değil, çoğu sinema sanatçısı sahnelere döndü. Herhâlde sahneye çıkmayan o dönem sinema sanatçısı kalmamıştı. Yüksek ücretler veriyorlardı.
Kültür Bakanı Olsam Hemen
Usta sanatçı Salih Güney: "Kültür Bakanı olsam vakit geçirmeden Antalya’ya hemen bir plato ve stüdyo kurarım. İklim koşulları çok uygun. Yılın 365 günü güneş var. Ulaşım da oldukça rahat. Koşullar çok uygun."
Ankara’da Lunapark Aile Gazinosu
"Ankara'da Lunapark Aile Gazinosu'nda sahne aldım. Kadroda Sevim Çağlayan, Romalı Perihan, Nazan Şoray ve Selçuk Ural..." Ailesinde sanatla uğraşan insanları da anlatan sinema sanatçısı Salih Güney: "Bizde sanatçı çoktur. İbrahim Çallı'nın öğrencisi ressamlar, müzisyenler..." Kardeşi sinema ve tiyatro sanatçısı Mutlu Güney de kendisinden 10 yıl sonra tarihî Cebeci Konservatuvarı'ndan mezun olmuş.
Haldun Dormen Teklifi
Sinemamızın büyük ustası Haldun Dormen'in teklifi ile tiyatroculuğa başladım. GEN-Ar'da tiyatroya başladım. Kapalı gişe oynanan tiyatro oyunlarında rol almış. 19 yaşında tiyatroya, 20 yaşında sinemaya başlamış. Kendisi sahnedeyken salonun dolduğu, ayakta alkışlandığı dönemleri çok olmuş. İlk defa yine Haldun Dormen'in "Bozuk Düzen" filmi ile sinemaya girmiş. Hep başrol oyuncusu olmuş.
Dostlar ve Arkadaşlar
Hayatına renk katmış dost ve arkadaş isimlerini de hatırlıyor sanatçı Salih Güney: Ayhan Işık, Fikret Hakan, Ekrem Bora, Sadri Alışık, Türkan Şoray, Fatma Girik, Hülya Koçyiğit, Filiz Akın... "Ama Fikret Hakan ve Ekrem Bora ağabeylerimdi, dostlarımdı."
Dünya Sinemasını İzlerim
Sinemamızın unutulmayan sanatçısı Salih Güney: "Ben sadece Türk sinemasını takip etmezdim, yabancı oyuncuları da izlerdim. Onlardan örnek değil, oynadığı karaktere yaklaşım şekillerine odaklanırdım. Peter O'Toole, Richard Burton, Marlon Brando, Anthony Hopkins, Robert De Niro gibi sanatçıları da dikkatle izledim."
Büyük İsimlerle Çalıştım
Sinemada hep büyük isimlerle çalışmış. Türkan Şoray'la Ağlayan Kadın, Yedi Kocalı Hürmüz, Birleşen Yollar; Fatma Girik'le Yıldız Tepe, Yiğitler Ölmezmiş, İki Ruhlu Kadın; Filiz Akın'la Çıtkırıldım ve Söyleyin Genç Kızları filmlerinde oynamış.
Eğitim Şart
"Sinema oyuncusunun eğitimli olması şart." diyen usta oyuncu Salih Güney: "Ben, konservatuvar eğitiminden geçmiş, o yıllarda tek sanatçıydım. Ses mecmuası dönemin ünlü dergilerindendi. Orada yapılan yarışmalarda beni birinciliğe önerirlerdi, kabul etmedim. O dönem birçoğu o yarışmalarla oyuncu oldu, sadece o yarışmalarla sinemaya girdiler. Alaylı da olabilir ama başarılı, kalıcı oyuncu olmak için tiyatro eğitimi olmadan olmaz. Bilinmesi gereken kuralları var: Eskrim şart, diksiyon şart, vücut dilini kullanabilmesi için gerekli şartları taşıması gerekir. Bir de çok okuması gerekir. Yani eğitim şarttır."

Porno Değil, Erotik Emmanuelle Rüzgârı
1970'li yıllarda Türkiye'de ekonomik bir sıkıntıya giren Türk sineması erotik filmlere yöneldi. Sinemamızın bu dönemini sinema yazarı Agah Özgüç'ten okumuştum. Dönemin kimi sanatçılarına da sormuştum. Türk sinema tarihinin bir dönemine tanıklık etmiş usta sanatçı Salih Güney'e sordum: "Bu sadece bize özgü bir dönem değildir. Avrupa'da esen Emmanuelle rüzgârı tüm dünyayı etkiledi, bizi de etkilemiştir. Avrupa'da da erotizm öne çıkmıştır. Beğenilmiştir. Bundan biz de etkilendik. Ama biz bunu sinemamıza bir zamandan sonra sinema sanatına uygun bir şekilde aktarıp sanatkârca sahneye uyarlayamadık. Erotik çekimlerinde biraz daha açık ama porno değil, aşırı abartılı konuşmalarla çok avam hâle getirdik. Hadi Çaman, Poyrazoğlu, Enis Fosforoğlu ve Aydemir Akbaş biraz daha açık filmlerde oynadılar... Kesinlikle porno tabir edilen filmler değildi. Benim o dönem oynadığım filmler de Amerika’ya gitmeden önce oynadığım filmlerdir. Erotik tarzdaki filmlerde oynadım. Ama şunu kesinlikle söylerim, üstünü çizerek söylüyorum, benim oynadığım filmler sadece ve sadece erotizmi güçlü filmlerdi. Ben sanatçıyım... Emmanuelle filmleri tabii ki Türk film sanayisini etkiledi... Türk filmlerinde kovboy mu var? Ama spagetti western derken biz de kovboy olduk. Benim kadar değişik kompozisyonlarda oynayan kimse yoktur. Palyaçodan kovboya, çizgi roman kahramanından gangstere, savcıya değişik rollerde oynamayı severim."
Para Bereketliydi
Sinema sanatçısı Güney, "Bu dönem çok para kazandınız mı?" soruma, "Yok, öyle çok para kazanmadım ama o devirde paramız bereketliydi." diye konuştu. Güney, "Bugüne kadar yüzün üstünde film, 10 kadar TV dizisinde oynadım. Sinema hep televizyon dizilerini geçmiştir." diye ekledi.
Başarı Yılları
Sinemamızın usta oyuncusu Salih Güney: "Yeşilçam olarak adlandırılan Türk sinemasının en verimli yılları, 1960 darbesinin bitimi ile 1980 darbesinin başlangıcıdır. Bu dönemlerde tüm yönetmenler oyuncuları tanırdı. Senaryolara bakın, anlarsınız."
Çiçek Bar'da Buluşurduk
Usta oyuncu Güney, Yeşilçam günlerini anlatırken unutulmaz sohbetlerin yapıldığı Papirüs, Çiçek Bar, Cumhuriyet Meyhanesi, Arnavutköy Kaptan gibi mekânları da anlatıyor: "Gazeteciler, oyuncular, senaristler, yönetmenler buluşurduk. Projeleri tartışırdık." diye ekliyor.
Banu Alkan, Ahu Tuğba, Serpil Çakmaklı, Müjde Ar...
Sinema sanatçısı Salih Güney, 1983’te Amerika’dan gelince Hülya Avşar, Banu Alkan, Serpil Çakmaklı ve Müjde Ar gibi sanatçılarla filmler çekmiş. "Banu Alkan, İzmirli üzüm kralı sevgilisi ile gelir miydi sete?" diye sordum. "Yok, yok. Banu Alkan sete ablasıyla gelirdi." diyerek anlattı. "Serpil Çakmaklı'yla hâlâ görüşürüz... Tuncel Kurtiz, Erol Günaydın ve Cem Karaca'yla arkadaştım, dosttum." dedi. "Hepsinden çok şey öğrendim." dedi.
Sosyal Farkındalık ve Sosyal Duyarlılık
Usta sanatçı Salih Güney, sanatçı kimliğinin yanında sosyal duyarlılık projelerinde de yer almış. Yurt dışına kaçırılan arkeolojik bir eser olan Herkül Heykeli'nin boyun ve baş bölgesini NYS MET Müzesi'nde görmüş, yurda getirilmesi konusunda girişimlerde bulunup ülkemize getirilmesine de ön ayak olmuş. Çeşitli çevre kuruluşlarında sosyal duyarlılık projelerine öncülük yapmış. Bu uğurda dernekler kurmuş. Yaşadığı Bodrum Yarımadası'nın daha güzel olması için çok çaba sarf etmiş. Çevre sorunlarına karşı oldukça duyarlı. İzmir'de bir çevre sorunu için CHP yetkililerinden randevu almak için nasıl bir mücadele verdiğini bana da anlatmıştı. 2011 yılında Başbakan Tayyip Erdoğan'ın girişimiyle de Herkül Heykeli yurda getirilmiş. Antalya'daki parçası ile birleştirilmiş. MHP Lideri Devlet Bahçeli'ye o dönem bir film projesinden bahsetmiş, çok beğenmiş, seçim devreye girmiş ve unutulmuş...
Sadri Alışık
Rahmetli Ayhan Işık çok sevdiğimiz bir insandı. Ben hem Ayhan Işık'la hem de Sadri Alışık'la beraber filmler çektim. Abim gibi sevdiğim insanlardı. Rahmetli Sadri Alışık: "Sabahın beşinde, haydi kalk, Ayhan Işık'ı mezarlıkta ziyaret edeceğiz." "Abi, sabahın beşinde nereye gideceğiz?" İnanın, sabahın beşinde rahmetli Ayhan Işık'ın kabrini ziyaret ederdik. Sadri Abi böyle bir insandı.
1980 Darbesi
Usta sanatçı Güney'e 1980 darbesini de sordum: "1980'in kısa bir döneminde jandarmaydım. 12 Eylül geliyorum diyordu. Dipçik kullanarak, grev yapan, maaşını alamayanlara olaylar genişlemesin diye vuruyorduk. Baktım durum tehlikeli, 1979 yılında ülkeyi terk ettim. Amerika’ya yerleştim. Olaylara katılmak istemedim. Sorguya beni de çekeceklerini duydum."
Rehberlik ve Türkiye’yi Tanıtım
Sanatçı Güney, "Bir şey daha anlatacağım." dedi. "1979'da gittiğim ABD’den ülkeme 1983'te döndüm. Amerika'da Travel Consultant eğitimi aldım. Turist rehberi olarak Türkiye'ye turist getiriyordum. Ülkemizin tanıtımına katkıda bulunuyordum. Tabii bu rehberlik 84 ve 85 yıllarında oldu."

Ustam Dormen Dedi ki
Ustası Haldun Dormen, "Biraz durduğu yerde dursaydı. Bundan daha da ileriye giderdi Salih Güney." demiş.
Yönetmenler
Usta sanatçı Güney, Orhan Elmas, Remzi Jöntürk gibi yönetmenler ile çalışmış. "Onlar benim hangi filmde oynayacağımı bilirdi. Yönetmen Nejat Saydam ya da Orhan Elmas derdi ki: 'Salih, mayıs ayında şu filmi çekeceğiz.' Ülkü Erakalın muhteşem bir yönetmendi. Günah Çocuğu'nu çektik. Ajda Pekkan annemi oynamıştı. Hülya Koçyiğit, Türkan Şoray, Ayhan Işık, Ekrem Bora, Fikret Hakan, Yıldırım Önal babamı oynadılar. Abilerimdi. Yeşilçam bunlar ile bilinirdi. Bunlarla güçlendi, adını duyurdu. Yeşilçam'ın öyküsü bu isimlerle var olur."
Ayasofya’ya Türk Bayrağı Astık
Anımı anlatayım: "Ayasofya gibi bir mabedin çatısına çıkıp Türk bayrağı sallamak benim için gurur. Yönetmen Remzi Jöntürk, Kahramanlar isimli filmi çekiyoruz. 'Çok tehlikeli bir iş, çıkarsanız filmi burada bitireceğiz.' dedi. Yılmaz Köksal, 'Ben çıkarım.' dedi. Rol icabı filmde Fikret Hakan da ölmüştü. 'Ben de çıkarım.' dedim. Tugay Toksöz sevdiğim bir arkadaşımdı, o 'Ben çıkmam.' dedi. Ayağımıza kalın bir çizme, altı plastik tarzda bir çizme giymemiz konusunda bizi uyardı. Amerikan Roosevelt tarzında, altı lastik çizmeleri giydim. Tırmandık. Âlem bağlantılı tek bir zincir vardı. Kırılabilirdi, kopabilirdi. Kubbelere tırmandık. Bayrağımızı dalgalandırdık. Sultanahmet gözlerimizin önündeydi. Hemen üstümüzde fişeklikler, en sonunda yukarı çıktık, bayrağımızı salladık. İstanbul’un fethiyle ilgili bir filmdi. Jöntürk iyi bir yönetmendi."
İyi Bir Senaryo Gelirse
"1983'te Amerika’dan geldiğimde Hülya Avşar, Banu Alkan, Serpil Çakmaklı gibi sanatçılarla filmler çekmiştim. Aranan bir sanatçıydım." Salih Güney, bir espriyle, "Bugünlerde iyi bir senaryo gelirse bakacağım, teklifleri bekliyorum." diyor. "Tüm yönetmenlere duyurulur." diyor.
Teşekkür
Sinemamızın unutulmaz sanatçısı Salih Güney’e vakit ayırıp sorularımı cevapladığı için teşekkür ediyorum. Ayrıca sinemamızın genç yeteneklerine, unutulmaz sanatçı Salih Güney’in yaşamını okumalarını öneririm. Onları daha yükseklere çıkaracak dersler var.