Yaklaşık 200 yıl önce çizilen, Osmanlı Dönemin'de uygulanmaya geçilen Misyonerlik çalışmaları adlı bu tabloyu gördüğümüzde Atatürk’ün “Ulus Devlet” fikrine neden karşı olduklarını, Atatürk’e neden tepkili olduklarını da daha iyi anlarız. Kore’ye neden asker gönderdiğimizi, ABD sosyal yardımlarının ve hibelerinin neden kaynaklandığını, bu hibeler nedeniyle savunma sanayimizin gelişmesinin niçin durduğunu, Kıbrıs Barış Harekatı sırasında ABD’nin bize neden ambargo uyguladığının, haşhaş ekimini neden yasaklattığını çok iyi anlarız.. Kenevir ekimini sadece haşhaş olarak görmeyin sanayi de büyük bir ağırlığı olduğunu unutmayın…ABD’den gelen ve okullarda dağıtılan süt tozlarını unutmayın… Bunlar hep sevimli gözükmek için yapılanlar. Gelen süt tozlarının içinde zararlı maddeler olduğunu açıklayan beslenme uzmanımız Prof. Dr. Osman Nuri Koçtürk de kendisine ödül ! olarak gösterilen fakülte binasının çatı katında kendisine gösterilen odaya taşınmıştı.. ABD’nin bize yaptığı hibeler, bağışlar ve sosyal desteklerin boşuna olmadığını, yıllar önce çeşitli illerde açılan Amerikan Kolejlerinin de bir amacı olduğunu asla unutmayın. Misyonerlik faaliyetleri kapsamında açılan bu okulların, yavaş yavaş ülkeyi ayrıştırmaya ve ulus devleti ortadan kaldırmaya yönelik olduğu artık gün yüzüne çıkmış durumda..
Amerikan Board (Amerika Yabancı Misyon Temsilcileri Birliği) (ABCFM) 1810 yılında kurulmuş bir Protestan misyonerlik örgütüdür. 1812 yılında Massachusetts eyaleti Amerikan Board´un yurt dışına dinî amaçlı olarak misyoner göndermesini onaylamıştır. Misyonerler ayrıca gittikleri bölgelerde hastane ve okul açma gibi işlerde de çalışmaları için cesaretlendirilmişlerdir. Amerikan Board´un ilk misyonerleri İzmir´e 1820 yılında gelmiş ve 1920´lere kadar özellikle Ermeni ve Rumlar için hem Balkanlar hem de Anadolu´da birçok istasyon kurmuşlardır. Daha etkili çalışabilmek için Osmanlı Devletini (Doğu, Merkezi, Batı ve Avrupa Türkiye’si Misyonları gibi) ayrı yönetim birimlerine bölmüşler ve Türkiye Cumhuriyetinde de çalışmalarına devam etmişlerdir. Amerikan Board, kurumsal amaçlarla farklı dönemlerde örgüte katılacak misyoner adayları için kılavuzlar (manuals) ve bünyesindeki misyon ve misyonerler için el kitapları (handbooks) yayınlamıştır. Bu belgelerde Amerikan Board´ un kural ve yönetmelikleri açıklanmış, örgütün misyonerleri ile ilişkisinin detayları verilmiştir. Bu çalışma Board´ un ve misyonerlerinin çalışma prensiplerinin daha iyi anlaşılabilmesi için yirminci yüzyılın ilk otuz yılı içerisinde Board tarafından yayınlanmış olan misyoner adayı ve misyoner kılavuz ve el kitaplarından bazılarını analiz etmektedir. Bu kitapçıkların incelenmesi Board´ un yapılanmasını daha iyi anlamamızı sağlayan belgeler olmaları bakımından önemlidir.
Sayıları itibariyle kurumların ait olduğu ülke sıralamasında ise Fransa ve Amerika Birleşik Devletleri ilk sırayı almaktadır. Fransa’nın, Osmanlı ülkesinde bu tür kurumları ilk açan ülke olma özelliğine sahip olduğu bilinmektedir. 16. yüzyılda Kanuni Sultan Süleyman’ın verdiği imtiyazları kullanarak, Katolik mezhebi tarikatlarına mensup rahiplerin çalışmalarıyla bu önceliği elde eden Fransa’yı, ilerleyen yıllarda İngiltere, Avusturya, Rusya, İtalya, ABD ve Almanya vatandaşları -her biri farklı bir Hıristiyanlık mezhebi adına misyonerlik çalışmalarında bulunmak amacıyla takip etmiştir. Dolayısıyla bu kurumlar hakkında; doğrudan doğruya devlet eliyle açılan kurumlar olmadığı, ülkelerin vatandaşları aracılığıyla misyonerlik çalışmalarını yürütmek için kurulan örgütlerin faaliyetleri çerçevesinde açılan kurumlar olduğu kanaatine varmak mümkündür. Faaliyete başlayan her ülke ilerleyen yıllarda, diğer ülkelerin kurumlarıyla, hem sayılarını artırma hem de hizmet ulaştırdıkları kitlelerin ve alanların sınırını genişletme yönünde büyük bir yarış içine girmiştir. Yarışın en hızlı yaşandığı 19. yüzyıl boyunca ABD, hem ülkelerin bir kısmına nazaran biraz geç başladığı Osmanlı ülkesindeki bu yarışta kısa sürede ulaştığı rakamsal değer ve hem de kurumların yürüttüğü çalışmaların -kendi ülkeleri çıkarına- ulaştığı başarılı neticelerle dikkat çekmektedir.
Hangi ülke vatandaşlarına ait olursa olsun, 19. yüzyılın ikinci yarısından itibaren faaliyetlerini artıran ve Osmanlı ülkesinin dört köşesini bir ağ gibi saran yabancı kurumların sayısının ve faaliyetlerinin bu derece artmasının sebeplerini, bazı batılı devletlere verilen imtiyazların, devletler tarafından kendi çıkarlarına uygun şekilde yorumlanıp kullanılması ve Osmanlı Devleti’nin artık, dünya devletler arenasında ömrünün sonuna yaklaşmış olması nedeniyle gerekli tedbirleri alamaması, alsa dahi uygulayacak siyasi güce sahip olamamasında aramak gerekmektedir.
Buradan hareketle Amerikan Board eğitim kurumlarının ve buralarda faaliyet gösteren misyonerlerin esas amacı, etkin bir sosyal hizmet bütünü getirdikleri okullar vasıtasıyla Protestan kiliseleri ve çevresinde bir Protestan cemaati oluşturmak ve bunlar vasıtasıyla Osmanlı ülkesindeki Amerikan çıkarlarını korumaktır. Amerikalı bir misyoner olan ve Suriye Misyonu’nda Araplar üzerine çalışan Dr. Gregory Vartabet, Amerikalı misyonerler için okulun bu noktadaki önemini şu cümlelerle açıklamaktadır:
Şimdi iki etkili vasıtadan bahsettim, gerçek Hıristiyanlığın yayılmasında büyük vasıta olan İncil ve Tıp; İkisi iki ayrılmaz arkadaş ve biri diğeri için elzemdir… Fakat gençler üzerinde etkili olmak ve eğer doğru kullanılırsa – tanrının inayetiyle- Suriye’nin yeniden doğuşuna aracılık edecek başka bir önemli vasıta daha vardır. Bu ülkenin gençlerinin eğitiminden bahsediyorum. Çürümüş kilise bilgisinden başka hiç bir şeyin öğretilmediği başka mezhepler tarafından açılan okullardan bahsetmiyorum. Bütün dünyanın mirası olan İncil’in standart kitap olduğu, körpe beyinlerin onun saf sularını dibine kadar içebilecekleri Hıristiyan okullarından bahsediyorum.
Şimdiler de DEM partiyle birlikte yürütülen çalışmaların yukarıda bahsettiğim gibi, “ULUS DEVLET” yapısının ortadan kaldırılması amacıyla yürütülüp yürütülmediğine ciddi olarak bakmamız gerekiyor…