Bir yazarın romanından kaleme alınan bir senaryo düşünün. Bu senaryoda yer alacak sanatçıların belirlenmesinde bazı kriterler uygulanır ve oyuncu olan herkes her role uygun olarak görülmez… Amaç çok iyi bir eser ortaya koymak olduğu için bu gerekli bir tercihtir..
Bugün ABD’nin de yaptığı budur… ABD’nin iki asır önce yazdığı ve uygulamaya koyduğu bu senaryoda da aynı sistem uygulanıyor.. Onun için büyük fotoğrafı görebilmek için birçok ülkenin içinden geçtiği tarihi süreci çok iyi görmek ve anlamak lazım… ABD’nin bu senaryosu 1800’lü yıllarda Osmanlının son dönemlerinde sahneye konulmaya başlandı… Bizler güzel bir eğitim sistemi olarak gördüğümüz ve çocuklarımızın okumasına vesile olduğumuz Amerikan kolejleri bu senaryonun ilk sahneye konulduğu günlerdi… Bu okullarda okuyanlar misyonerlik faaliyetlerinde kullanıldı ve konu o tarihlerde yazılmaya başlandı…
Atatürk’le birlikte yapılan mücadele Cumhuriyetle sonuçlandığında ve Atamızın “Yurtta sulh cihanda sulh” deyişinin anlamını bugün çok daha iyi anlıyoruz..
ABD yıllar önce yazdığı senaryo da Ortadoğu’da yenir bir yapılanma amacına ulaşmak için çok çaba harcadı ve bugünde bu çabasını sürdürüyor.. Bu çabasını sonuçlandırmak için Japonya’da ve Ortadoğu da , Vietnam’da Kore’de uyguladığı silahlı müdahalesinin sonuç vermemesi ve o toplumları kendi içinde kenetlendirmesi üzerine yeni bir süreç uygulamaya başladı ve liderleri yanına çekmenin, ülke içinde karışıklık çıkararak liderleri değiştirme kendisine hizmet edecek kişileri iş başına getirmenin formülünü uygulamaya başladı.. Bu formülünde başarılı oldu ve bu uygulama üzerinden yürümeye başladı…
Bu aşama bizim ABD ile ilişkilerimiz de biraz daha dikkatli olmamız gerekiyor.. Zamanında Kıbrıs konusunda ve diğer konularda sözünü dinletemediği Bülent Ecevit’e karşı uyguladığı ambargolar da bu uygulamanın en somut örneği. ABD’nin 50’li 60’lı yıllarda ülkemize yaptığı süt tozu margarin yardımı da kendisini iyi göstermenin bir sonucu idi. Margarin ve süt tozunda sağlık için zararlı maddeler bulunduğu deşifre eden beslenme uzmanı Prof. Osman Nuri Koçtürk’e karşı gösterdikleri tepki de bunun bir sonucu idi. Çünkü Koçtürk ABD’nin gerçek yüzünü ortaya çıkarmıştı… Yine ABD’nin uygulamaya koyduğu BOP (Büyük Orta Doğu Projesi) de bölgede egemenliğini sağlamak için geliştirdiği bir sistemdi…
ABD’nin niyetini gören Avrupa ülkelerinin birbirleriyle kenetlenmesini örnek alarak bizlerinde artık bir yol haritası çizmemiz kaçınılmaz oldu… Bunu nükleer silahlar jetler konusunda bizlere uyguladığı yaptırımlarda da gördük..
Artık şapkamızı önümüze koyarak bazı şeyleri gözden geçirmemiz ve yeni bir yol haritası izlememiz kaçınılmaz oldu… Çünkü ABD kendi çıkarı için uygun olmayan kimseye yeşil ışık yakmaz. Bir söz vardır ‘bayram değil seyran değil eniştem beni niye öptü’ diye… Bu sözü de önümüze koymamız gerekiyor….