Bir taraftan operasyonlar genişliyor diğer taraftan mutlak butlan olasılığı yeniden tartışılıyor. Erken seçim, ara seçim talepleri karşılık bulmayan CHP yeni bir çıkış arayışında.
Kulislerde sadece CHP’nin değil tüm muhalefetin Meclis’ten çekilmesinden Adalet Yürüyüşü benzeri ses getirecek yeni eylemlere, önce CHP içindeki birliği sağlayacak adımlardan Terörsüz Türkiye sürecine desteğin şartlı hale getirilmesine varana dek birçok öneri konuşuluyor.
CHP’nin “darbe” olarak nitelendirdiği operasyonlarda kritik tarih 19 Mart 2024 oldu. CHP’nin cumhurbaşkanı adayı olarak belirlediği İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da tutuklandığı operasyonlar, sonrasında da hiç durmadı. Geçen 15 ayda 25 belediye başkanı tutuklandı, aralarında tahliye edilenler olsa da halen 21 başkan cezaevinde.
CHP bu operasyonlara karşı ilk günden bu yana sokakta. İstanbul Büyükşehir Belediye binasının bulunduğu Saraçhane’de başlayan mitinglerin sayısı geçtiğimiz hafta Ataşehir Belediye Başkanının gözaltına alınması üzerine yapılan Ataşehir mitingi ile 105’e çıktı. CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in açıklamasına göre son bir yılda, “demokrasi ve adaleti savunma mitingleri”ne 16 milyondan fazla kişi katıldı.
CHP bu mitinglerle yürütülen operasyonlara tepkisini ortaya koydu, ama yeni operasyonları engelleyemedi. Ataşehir Belediyesi operasyonu yapılırken Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş için de soruşturma izni verildiği haberleri “yeni bir faza geçilmeli” tartışmasını alevlendirdi.
Yavaş’ın yerel yönetimlere yönelik artan baskı karşısında “Bunu seyredemeyiz. Topluca bir karar almamız ve bu kararı tüm dünyaya duyurmamız gerekiyor" çağrısı partide de karşılık buldu. Parti kurulları yeni bir eylem planı için toplanacak. Bu kapsamda belediye başkanları, milletvekilleri ile görüşmeler yapılacak. Gelecek hafta başında da Parti Meclisi ve MYK toplantıları ile yeni bir yol haritası çıkarılacak.
“Önce CHP içinde, sonra muhalefet içinde birlik sağlanmalı”
Toplantılardan çıkacak kararlar beklenirken Meclis’in muhalefet kulisinde yapılan kimi tartışmalara ve önerilere kulak verdik. Muhalefetin içinde bulunduğu psikolojiyi de bir ölçüde yansıtan öneriler içinde ilk sırada “parti içi ve muhalefette birlik” ihtiyacına vurgu var:
“Öncelikle parti içindeki bölünme giderilmeli. Nasıl olur bilemem ama Kemal Kılıçdaroğlu ile parti yönetimi barışmalı. Daha sonra muhalefet partileri arasındaki mesafe yok edilmeli, muhalefetin birliği güçlendirilmeli. Bu birlikteliği sağlayabilirsek o zaman daha büyük işler yapabiliriz, yaptığımız işler de ses getirir.”
“Parti yönetimi iç birliğini sağlarsa demoklasin kılıcı gibi duran “mutlak butlan” yok hükmünde kalır. Birliktelik dışında çare yok. Bu sağlanırsa gerisi kolay.”
Sine-i milletin başarılı olması için tek yol!
Yavaş’ın çağrısının hemen ardından sine-i millet tartışması başladı. CHP içinde, “Çok partili demokrasi bitti. Demokrasinin yeniden inşası için millete gidilmeli. Bunun için de demokratik yollarla kazanılmış her yerden (Meclis, belediyeler…) çekilmeliyiz” diyen siyasetçiler var. CHP Genel Başkanı Özgür Özel başta olmak üzere parti yöneticileri, “Milletten alınan yetki millete verilir. Sine-i millet olmaz” diyor. Ama bu noktada başka bir öneri devreye giriyor. Aralarında diğer muhalefet partilerinden siyasetçilerin de yer aldığı bazı isimler, “Sadece CHP ile olmaz. Eğer tüm muhalefet partileri Meclis’ten çekilirse muhalefetsiz Meclis’in meşruiyeti tartışma konusu olur ve bir anlam üretir. O nedenle yapılacaksa tüm muhalefet Meclis’ten çekilmeli” diyor.
Yeni eylem biçimleri
Neredeyse CHP’li siyasetçilerin tamamı seçmenin mitinglere doyduğunu görüyor. Adalet yürüyüşü gibi ses getirecek yeni eylem modellerinin geliştirilmesi gerektiği düşünülüyor. Birkaç öneriyi sıralayalım:
“Miting değil saha çalışmasına ihtiyacımız var artık. Sadece bizim değil vatandaşın da konuştuğu bir çalışma. Gidilen kentte en az 3-4 gün süren yaygın bir saha çalışması için planlama yapmalıyız.”
“Çok sık miting yapılıyor. Ayda bir miting yapılsın, ama bunlar da temalı mitingler olsun.”
“Seçim startını verdiysek protesto, tepki içeren eylemlerden çıkılmalı. İktidarın gündemine takılmadan kendi gündemimizi yaratmalıyız. Ne yapacağımızı ortaya koyup anlatmaktan bıkmamalıyız.”
Süreç yasasına destek şarta bağlanarak demokratikleşme adımları zorlanabilir
CHP’nin yeni yol haritası tartışılırken partinin milliyetçi kanadından “Terörsüz Türkiye” süreci ile ilgili de öneriler geliyor. “Bu kadar hukuksuzluk üreten iktidar barış getirebilir mi? Bunun parçası olmayalım” diyenler var. Ancak CHP’nin de imza attığı süreç raporu varken bu destek geri çekilebilir mi? Bu noktada CHP’nin raporda örgütün silah bırakma süreci ve demokratikleşme adımlarının olduğu 6 ve 7’nci bölümlere dikkat çekilerek, “Biz bu iki bölüm için eş zamanlı yapılmalı dedik. Eğer CHP’nin katkısını istiyorlarsa süreç yasası ile birlikte demokratikleşme adımlarını atmalılar. Bu bir şarta dönüştürülmeli” deniliyor.
Erken seçim toplumsal talebe dönüştürülmeli
CHP yönetimi bir süredir erken ve ara seçim çağrısı yapıyor. Yaşanan tüm olumsuz tablo karşısında tek çare sandık diyen yöneticiler yapılan çalışmaların da bu sandığı getirmeye dönük olduğunu söylüyor. Ancak iktidarın erken seçime de ara seçime de sıcak bakmadığı ortada. Bu noktada da seçim çağrısının toplumsal bir talebe dönüştürülerek iktidara baskının artırılabileceği ifade ediliyor. CHP’li bir yönetici “Aslında yol haritamız belli. Erken seçim istiyoruz ve bu seçimi getirmek için mücadele ediyoruz. Parti kurullarında yeni dönem mücadelesi için farklı yol ve yöntem önerileri tartışılır, ama bunların hepsi sandığı bir an önce getirmek için yapılacak çalışmalar olacaktır” diyor.
Haksızlığa, hukuksuzluğa karşı sürekli mücadele halinde olduklarını anlatan bir başka parti yöneticisi de, “Son bir yılda çok şey yaptık, bundan sonra da devam edeceğiz. Yürüttüğümüz tartışma daha fazla ne yapabiliriz tartışması. Belki son gelişmelerle mücadele yöntemleri yenilenebilir. Sonuçta duruşumuz aynı. Daha sert, daha kararlı bir mücadele yürüteceğiz” değerlendirmesi yapıyor.