Gerek Dünya ve gerekse ülkemizde, gelir dağılımındaki adaletsizlik en büyük sorunlar arasında bulunmaktadır. Bu adaletsizlik, toplumların ekonomisini, sosyal yapısını ve kalkınma düzeyini doğrudan etkileyen hem çok önemli hem de sıkıntı yaratan bir husus olup, dünyada ve ülkemizde çok çeşitli nedenlerden ötürü farklı boyutlarda bulunmaktadır.
Dünya Genelinde Gelir Dağılımı Eşitsizliği
Gelir dağılımında eşitsizliği yorumlayabilmek üzere öncelikle ‘GİNİ KATSAYISI’nı tarif etmemiz gerekir. Gini Katsayısı eşitsizliği belirlemek için kullanılan bir göstergedir. (0) tam eşitlik, (1) tam eşitsizliktir. Örneğin dünya genelinde Gini katsayısı yaklaşık 0,60 olup gelir dağılımındaki eşitsizliğin oldukça fazla olduğunu gösterir. Danimarka ise % 24,8 ile gelir dağılımı eşitliğinde başı çekmektedir. Aynı şekilde dünya nüfusunun % 10’u toplam gelirin aşağı yukarı % 50’sine sahipken en yoksul kesim olan % 50’si yalnızca %10’unu alabiliyor. Dünya genelinde bu eşitsizliğin başlıca nedenlerini ‘Teknolojide gelişme (örneğin işçi yerine robot kullanımı), Sayısal ekonomi (bilgisayarlar), Eğitim, Sağlık ve para kaynaklarına büyük çoğunlukla zengin ve sermaye gruplarının ulaşabilmesini söyleyebiliriz.
Ülkemizde Gelir Dağılımında Adaletsizlik
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) 2024 yılı için Gini Katsayısını 0,41 olarak vermiştir. En yüksek geliri bulunan %20’lik kesim toplam gelirin yaklaşık % 48’ini, en düşük gelirli % 20’lik kesim ise toplam gelirin % 7’sini alıyor. Batı bölgelerinde gelir oldukça yüksek. Buna karşılık Doğu ve Güneydoğu’da ise son derece düşüktür. Bu eşitsizliğin başlıca nedenleri ise, işsizlik ve kayıt dışı istihdamdır. Eğitimde büyük haksızlık vardır. (Örnek: İstanbul’da özel ve resmi orta öğretim mezunu bir öğrenciyle Hakkâri’de bir Lise mezunu öğrenciye üniversite giriş sınavlarında aynı soruların sorulması büyük haksızlıktır. !) Sermayenin oldukça az bir azınlığın elinde bulunması, başta uyuşturucu ve silah kaçakçılığının yani kara paranın yeterince önlenememesi ve enflasyondan (görünmez hırsızlık) gelir durumu düşük olan kesimin oldukça fazla etkilenmesini de gelir vergisindeki adaletsizliklere eklemleyebiliriz.
Türkiye’de gelir dağılımındaki eşitsizlik sadece gelir üzerinden değil, vergi sisteminden de kaynaklanıyor. Çünkü Türkiye’de vergi yükü büyük ölçüde dolaylı vergilere dayanıyor. Nitekim Türkiye’de toplam vergi gelirlerinin % 65-70’i dolaylı vergilerden (KDV, ÖTV gibi) oluşuyor. Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü (OECD) ortalamasında bu oran %30-35 civarında. Bilindiği üzere Dolaylı Vergi (Indirect tax) herkesin gelirine bakılmaksızın aynı oranda alındığından (ör. Yakıt, sigara, gıda, elektrik, su) düşük gelirli insanların cebinden daha büyük pay çıkıyor. Dolaysız vergilere (Direct tax) gelince: Gelir ve kurumlar vergisi gibi gelire göre artan oranlı dolaysız vergilerin toplam vergilerdeki payı oldukça düşük (yaklaşık % 30). Bunun yanı sıra çeşitli istisna ve muafiyetler sayesinde Yüksek gelir gruplarından daha az vergi alınıyor.
Ülkemizde Vergi Adaletsizliğinin getirdiği başlıca olumsuzluklar
- Düşük gelire sahip kişiler enflasyon (görünmez hırsızlık) ve dolaylı vergilerle orantısız yük altına giriyor.
- Yüksek gelire sahip kişiler ise sermaye kazançları, yatırım teşvikleri, vergi istisnaları sayesinde inanılmaz derecede avantajlı duruma geçiyor.
Buna göre Avrupa ülkeleri ile Türkiye’yi karşılaştırırsak:
Avrupa’da dolaylı vergilerin payı % 30-35, gelir vergileri, kurumlar vergisi başka bir değişle dolaysız vergilerin payı % 50’ye yakındır.
Türkiye’de ise bunun tam tersi yani yarı yarıya. Dolaylı vergiler % 70, dolaysız vergiler % 30 civarıdır.
SONUÇ:
1-Benim kişisel düşüncem Ülkemizde 2. Dünya Savaşı yıllarında uygulanmaya çalışıldığı gibi, fakat bu kez daha kapsamlı ‘Varlık Vergisi’ (Servet Vergisi) getirilmelidir.
2- KDV, ÖTV gibi dolaylı vergiler (Varlıklı kesimden şu oranda, fakir ve yoksul kimselerden daha az oranda alınması fiilen yani pratik bakımdan olanak dışı olduğundan) hiç değilse yarı yarıya azaltılmalı yani OECD ülkelerinde olduğu gibi % 35’lere çekilmelidir.
3- Kesinlikle siyasi hesap ve çıkarlar bir tarafa bırakılıp doğru dürüst bir Vergi Reformu yapılmalıdır.
4- Sık sık vergi affı getirilmemelidir. Böyle bir uygulamada vergisini zamanında ödeyenlere büyük haksızlık yapılmakta haliyle enayi yerine konulmaktadır.
Bunlar yapılırsa 6-7 yıl içerisinde:
- Gini katsayısı (yani gelir dağılımındaki adaletsizlik) azalır.
- Vergi yükü düşük gelirli kesimden yüksek gelirlilere kayar.
- Yoksulluk oranı azalır, orta sınıf güçlenir.
- Devlete olan güven artar.