Parayı harcadıkça harcıyor, harcadıkça daha da daha da kötü duruma düşüyor. Yıllardır değişmeyen bu tablonun adresi, başkentin en köklü kulübü Ankaragücü tabii ki.

Panik atak mı dersiniz? İş bilmezlik mi? Haber kutsal, yorum ise hürdür. Her sezon transfer sayısı bakımından şampiyonluğu kimseye kaptırmayan sarı lacivertliler, kadro istikrarını da başarıyı da bir türlü yakalayamıyor.
Nasıl yakalasın ki? Sezon başından beri futbolcuları kadro dışı bırakma uygulamaları hep yanlış zamanlamayla yapılıyor. Henüz ara transfer dönemi açılmadan ilk 11’den 4 oyuncuyla yollar ayrılıyor, transfer açıldıktan sonra acil ihtiyaç bulunan mevkiler yerine farklı bölgelere takviye yapılıyor. Takım her maça eksik çıkıyor.
Alın size Ümraniyespor maçı. Ağustos’tan bu yana takımın stopere ihtiyacı olduğunu sağır sultan biliyor ama şubat ayı gelmiş bu bölgeye transfer yapılamamış. Kulübede bir stoper dahi yokken, orta sahadan devşirme Mahmut Tekdemir de maçın ilk yarısında sakatlanınca Ankaragücü 1-0 önde götürdüğü maçta 3 puandan oldu.
Bir diğer acil ihtiyaç santrafor pozisyonunaydı. Daha yenisi alınmadan Renat Dadashov kadro dışı bırakıldı. Geriye sadece gol üretimi yetersiz Riad Bajic kaldı. Üstüne, disiplinsiz olduğu için takımdan gönderilen Kwabena Owusu, kurtarıcı olarak tekrar alındı. Peki ne oldu? Bencil futboluyla takımın en az iki golüne mani olan Owusu, 90’ıncı dakikada rakibine kafa atıp kırmızı kartla oyun dışı kaldı. En az iki maç cezalı olacak, oynayamayacak.
Uzun lafın kısası, vaziyet “evlere şenlik”. Bu kadar para bir eğitim ya da hayır kurumuna verilse, binlerce kişinin hayatına dokunur. Geçen sezon son haftalar yaklaşınca Emre Belözoğlu “Artık hedefimiz net ligde kalmak” demişti. Bu sezona şampiyonluk parolasıyla başlandı ama insan bu kulübün tekrar tekrar yaşadıklarını unutamıyor.