Gazeteci arkadaşım Tolga Şardan’ın yazdığı bir haber nedeniyle ifade için gözaltına alınması sonrasında tutuklanması  olayı yıllar öncesinde yaşadığım bir olayı hatırlattı  bana..
İlgili Bakanların bile bir olay veya bir davayla ilgili olarak  yargı mensuplarını hiçbir şekilde  aramadığı yıllarda… Olaylar hakkında soruşturmayı yürüten savcıların basın mensuplarına bilgi verdiği veya hazırladığı iddianameyi mahkemeye sunduktan sonra  basınla paylaştığı yıllarda…
Bazı cinayet ve darp olaylarını soruşturan savcıların  basın mensuplarına taraflarla konuşmalarına izin verdiği yıllarda… Ve bu müsaadeye gerekçe olarak “taraflar ifade verirken bazı şeyleri saklıyorlar o nedenle sizin yazdığınız haberler bizim soruşturmamıza yol gösteriyor” dediği yıllarda..
Bugün müze olarak kullanılan tarihi Ankara Adliyesinde bir sabah  mahkeme salonlarını dolaşıp davalara bakıyor ilginç olanlarını izlemeye çalışıyordum.. Bir  Asliye Ceza mahkemesinde  tanıdık bir ismin davası vardı.. Üzerinden yaklaşık 55 yıl geçen bu olayda dönemin Ankara Belediyesi EGO  otobüs  dairesi başkanı  bir yolsuzluk ve suiistimal davasından yargılanıyordu… Salona girdim ve duruşmayı izlemeye başladım.. O arada da iki kare fotoğraf çektim.. Sanık olarak yargılanan bürokrat fotoğraf çekmeme itiraz etti ve filmin alınmasını istedi… Sanığın bu talebi üzerine Hakim  mübaşirine talimat vererek beni Basın Savcısına  götürme talimatı verdi…
Duruşma Adliyenin giriş katında idi.. Gideceğimiz Basın savcısı ise üçüncü kattaydı… Mübaşirle adliyeden göz aşinalığımız vardı… Ben sonucun ne olacağını bilemediğim için makinadaki filmi çıkarıp yeni bir filim taktım… Eğer savcı filmi isteyecek olsaydı gözünün önün de makinadan filmi çıkarıp kendisine verecektim…
Mübaşirle birlikte  basın savcısının odasına girdiğimizde, mübaşir olayı anlattı ve hakimin gereğini yapması  için kendisine gönderdiğini söyledi… Basın savcısı yakından tanıdığım birisiydi.. Bir mübaşire baktı, bir bana baktı ve  içimden şimdi filmi alacak diye geçirdiğim bir anda “böyle saçma bir talep olmaz.. Gazetecinin haber alması en doğal hakkıdır” diyerek  filmi almadan bizleri odadan çıkardı…